1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

KARA LEKE

Yağmur Çavuşoğlu
Son üç-beş yıldır Türkiye’yi idare edenlerin basiretsizliği yüzünden milletimiz olmadık aşağılanmalara maruz kalıyor. Bir avuç çapulcunun karşısında dünyanın en eski milleti ve ordusu alay konusu olmaktadır. Bütün bunların hesabını kim verecek?

2003 senesindeki “çuval” hadisesi unutulmadan, her gün buna benzer bir vak’a ile Türkiye muhatap bırakılmaktadır. Dost ve müttefik olarak bildiğimiz ABD, zaman zaman bizim psikolojimizi denemek amacıyla bu gibi olaylara tevessül etmekte, maalesef Türkiye tarafından hiçbiri de ciddi bir tepkiyle karşılanmamaktadır. Böyle olunca da açıktan açığa Türkiye’ye cephe almaya başladı. Türkiye’nin sanıldığı üzere korkulacak bir ülke olmadığının farkına varan ABD, Orta Doğu, Kafkasya ve Türkistan’da Türkiye aleyhine istediği şekilde at oynatıyor.

2007 yılının son aylarında Türkiye’deki dış destekli terör olayları yeniden bir atış gösterdi. Türkiye bunun kaynağının Kuzey Irak olduğunu söyleyip, mutlaka bu bataklık yuvasının kurutulması gerektiğini hem kendi kamuoyunda, hem de dünyada çeşitli kereler dillendirmeye ve kararlılığını net bir biçimde ortaya koymaya başlayınca, ABD yine bildik oyunlarına meyletti.

Hakkari’nin Çukurca ilçesinde Türk askerleri pusuya düşürülerek, onlarcası şehit edildi ve bazıları da esir alındı. O zamana kadar Kuzey Irak’taki bölücü örgüt elemanlarının nerede olduğunu bilmediklerini, ellerinden bir şey gelmediğini söyleyen ABD, Türkiye’nin Irak sınırına asker ve mühimmat yığması üzerine teröristlerce kaçırılan erleri (her ne hikmetse bu askerlerin hemen hemen tamamı Kürt asıllıydı), araya girerek, Türkiye’ye geri verdirdiler ki, tam burada sivil ve askeri yetkililer bunu anlamazlıktan gelerek, kamuoyuna büyük bir askeri başarı şeklinde yutturmaya çalıştılar. Bu salıverme Türkiye’deki Kürt ve bölücü asıllı mebusların tavassutuyla da olsa, halk işin içinde ABD’ni olduğunu çok güzel idrak etti.

ABD açıkça tıpkı 2003’teki çuval olayı gibi, Türkiye’ye ayağını denk almadığın takdirde ülkene girer, askerlerini öldürtür ve kaçırtırım diyerek, benim çıkarlarıma ters hareket yapma ve benimle uğraşma mesajını gönderdi. Maalesef her taşın altında ABD’nin olduğu bilinmesine rağmen, bir babayiğit de kalkıp; bunu ABD’nin organize ettiğini, ABD’den hesap sorulması gerektiğini söylemedi (En azından yetkili ağızlardan). Belki içinizden diyeceksiniz ki; kıçımızdaki donun lastiğine kadar ABD’ye bağlıyız, nasıl kafa tutalım?

Türkiye’nin aymaz politikacıları ve ABD tarafından dayatılan stratejik ortaklık denilen komediden ayrılmaya kalkıştığımız da; Türkiye’deki dengeler bozuluyor, gizli ya da aleni ihtilaller oluyor, ekonomi tepetaklak yuvarlanıyor. Savunma sanayiinde ABD’nin bağlarından kurtulmaya çabaladığımızda Türk mühendisleri ortadan kaldırılıyor.

Evet, ne yazık ki Türk milletinin alnına iktidarsız yöneticiler tarafından kara lekeler sürülüyor. Bunların bir şekilde temizlenmesi ve bedelinin birilerine ödetilmesi lazım. Yüce Türk milleti böyle aşağılanmalara layık değildir.