1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Kapak Konusu : Irak Savaşı ve Türkiye

Orkun
SAVAŞLARIN itici gücü, hak ve adalet değil, millî çıkarlardır. ABD ile İngiltere’nin Irak’a saldırısı da meşru ve âdil bir zeminde cereyan etmemektedir. Orta Doğu petrollerine hâkim olmak, ekonomilerini bu hâkimiyetle sağlamlaştırmak ve bölgede itaatkâr, uydu rejimler kurmak, saldırının temel hedefidir. Bu hedeflere ulaşmak uğruna ne Güvenlik Konseyi’nden karar alınmamasına aldırış edilmiştir, ne de dünya kamuoyunun barış isteğine.

Bizim de, olanca hızıyla gelişen savaşa millî çıkarlarımız açısından bakmamız gerekmektedir. Türkiye, başından beri iki seçenekle karşı karşıya bulunmaktaydı: Çatışmalara, bir ucundan da olsa iştirak etmek veya hiç bul şmamak. Hükûmet, türlü zigzaglar çizerek, bu iki şık arasında kararsız kalmıştır.

Savaşa katılmanın Türkiye açısından şu riskleri bulunmaktaydı:

1. Hiçbir haklı ve meşru temele dayanmayan ve süper güçlerin çıkarına hizmet edeceği aşikâr olan çatışmalarda şer cephesiyle birlikte bulunmak,

2. Başkalarının çıkarı için Mehmetçiğin kanını sebil etmek,

3. Zaten çok hassas bir noktada bulunan ekonomimizi, ağır savaş giderleri sebebiyle büsbütün zaafa uğratmak.

Savaşa katılmamanın da başka riskleri vardı:

1. Irak’taki Türkmen kardeşlerimizin güvenliğini sağlayamamak ve kurulması tasarlanan yeni rejimde onların bir kere daha gadre uğramasını önleyememek,

2. Irak sınırımızın hemen ötesinde oluşan gayrıresmî Kürt devletinin -savaş sebebi ilân etmemize rağmen- resmî hâle getirilmesine müdahale edememek,

3. PKK-KADEK silâhlı çetelerinin sınırımız civarındaki varlığına son verememek,

4. ABD denetimindeki finans merkezlerinin (Dünya Bankası, IMF, reyting kuruluşları vb) manevraları ile ekonomimizdeki bunalımın daha da derinleşmesine seyirci kalmak,

5. Milletler arası siyaset alanında, güçlü bir müttefikin zaman zaman verdiği aktif veya pasif desteğini kaybederek Kıbrıs, Ege’de kara suları, petrol ulaşım hatları, Ermeni intikam tasarıları ve diğer önemli siyasî konularda yalnızlığa ve muhtemelen yeni sıkıntılara maruz kalmak.

Türkiye, ABD birliklerinin geçişine ve konuşlanmasına için vermemekle savaşa katılmamış, fakat hava koridorlarını açmak suretiyle Irak şehirlerinin bombalanmasına dolaylı katkıda bulunarak -aynı zamanda- savaşa katılmıştır. ABD, tam destek vermememizi; ayakta kalırsa, Saddam rejimi de -ABD ve İngiltere ile birlikte- askerlerinin ve sivil halkının kayıplarından sorumlu tutacağı ülkemizi affetmeyecektir. Her iki durumda da Türkiye’yi sıkıntılı bir yakın gelecek beklemektedir.

Tanpınar’dan esinlenen bir mısra, bugünkü hâlimizi tam olarak ifade etmektedir:

“Ne içindeyiz savaşın, ne de tam dışında...”