1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

KALMUK (OYRAT) TARİHİ (I)

Volkan Aydemir
a. Tarihçesi

XII. asrın sonu ile XIII. asrın başında önce Asya Bozkırı, ardından da bütün Dünya’ya hükmetmek isteyen Moğollar, kurucuları Cengiz Han’ın önderliğinde birleşerek Moğol İmparatorluğunu meydana getirmişlerdi. Bu imparatorluk siyasî ve sosyal yapısı itibarıyla birçok boy ve kabileden oluşuyordu. Bunlardan birisi de konumuzu teşkil eden Kalmuklar idi. Cengiz Han’ın kurmuş olduğu bu sistemli teşkilât içerisinde Kalmuklar askerî kanadı teşkil etmekteydiler.

Öncelikle Kalmuk adının üzerinde duralım. Oyratların veya Türklerin dediği gibi Kalmuk adı aslında bir kabile ismi idi. Müslüman yazarlar tarafından da Kalmuk olarak zikredilen bu insanlara Çinliler Oyrat diyorlardı. Bu isim daha sonra Kalmuk feodallerinin ismini aldı ve o devletin ismi oldu. Bu kabile: Kalmuk, Durbit, Koşut ve Tergavut (Turgavt) olmak üzere dört kabileden oluşuyordu. Bu kabileler daha sonra Oyrat ismini almıştır. Diğer topluluklar ise onlara Kalmuklar demişlerdir. Bazı dilbilimciler ise Kalmuk adını Oyrat-Kalmuklara değil; Türkçe Kalmak sözcüğüne bağlamakta ve buna dayanarak Kalmuk boy-kabile guruplarını hem dil özellikleri hem de diğer emarelere göre öz Türk boyları arasında göstermektedirler. Ayrıca birçok araştırmacı Oyratların ikinci adı olan Kalmık sözcüğünün de Türkçe Kalmak sözcüğünden türemiş olabileceğini düşünmektedirler. Bu kelime Osmanlıcada Galmug, Kazakça ve Özbekçede Galmag şeklinde yazılıp telaffuz edilmektedir. Özbeklerde bu isim, XVI. Asır ortasında Canı Bek Han’ın lümünün ardından çıkan kargaşa da bazı Özbek boylarının Kalmuklar’a katılmasıyla kullanılmıştır. “Din Özbek’ten galgdı.” Dedikleri gibi Özbeklik İslam’ı kabul eden Kıpçak Tatarlara da isim olmuş, Kalmık kelimesi eski dinde kalan Moğol ve Türklere sonrada Budist Moğol boylarına ad olmuştur. Bu kavme Kalmuk adının verilmesini Kurban Ali Halidi Tevarih-i Hamse-i Şarki adlı eserin şöyle izah eder. Cengiz Han’ın Karakurum da meydana getirdiği imparatorluğun Şam’a kadar uzanması ve bu İslam sınırları içerisinde evlatlarının söz sahibi olması ister istemez bir kısım Kalmuk’un İslam’a yakınlaşmasına neden olurken bir kısım ise bulundukları yerden Şark’a giderek İslam’ı kabul etmeyip küfürde yani putperestlikte kaldıklarından dolayı bunlara Kalmuk ya da Kalmak dendiğini belirtir.

Her dönemde Moğolistan göçebe kavimlerin beşiği olmuştur. Bu kavimler muhtelif zamanlarda Uzak Doğu’nun, Ön Asya’nın ve Avrupa’nın eski medeni memleketlerini kökten sarsmış ve mukadderatlarını değiştirmiştirler. Bu kavimlerden biri olan Kalmuklar, Selenga Nehri’nin aşağı tarafları ile Baykal Gölü’nün güneyinde bulunuyorlardı. Yine bu sahad içlerinde bazı Hıristiyan unsurlara rastlayacağımız Türk-Moğol ırkından olan Merkitlerde yaşıyordu. Kalmuklar Yukarı Amur ormanları ile Sibirya sınırında göçebe bir hayat sürüyorlardı. Kurban Ali Halidi’nin Tevarih-i Hamse-i Şarki adlı eserinde Kalmukların Moğollara bağlı, onun bir şubesi olduğu ayrıca tarih içerisinde fazla bir ehemmiyeti olmadığı fakat Cengiz Han sayesinde önemli bir askeri kanat haline geldiklerini bildirmektedir. Deguignes’de bunları Cengiz Han neslinden addetmektedir. Ayrıca Reşideddin Fazlullah’ın eseri Cami’üt Tevârih’de de Kalmukların Moğol olduğu bildirilmektedir.

1- Kalmukların Cengiz Han’a Tâbi Olması

Asya Bozkırı’nda söz sahibi olan Cengiz Han bu hâkimiyetini pekiştirmek için Sır Derya boyunda göçebe olarak yaşayan Keraitleri (Kerayit) itaat altına almış; ve böylelikle Moğolistan’da Tayang’ın yönetiminde tek bağımsız güç olarak Nayman Krallığı kalmıştı. Daha doğrusu 1203 yılının sonuna gelindiğinde Cengiz Han Moğolistan’ın doğusuna hâkim iken, Tayang da Batı Moğolistan’a hâkim idi. Daha önce yapılan muharebelerin mağlupları olan Cacurat Beyi Camuka, Merkit Beyi Toktoa, Oyrat Beyi Kutuka, Drben, Katakin, Tatar, Salciut boyları da Cengiz Han’a karşı Tayang’ın yanında toplanmışlardı. Bu büyük kuvvet Altaylardan Khangay’a Moğolların karşısına çıkmak üzere harekete geçmişlerdi. Neticede iki kuvvet Karakurum yakınlarında karşılaştılar. Muharebenin sonunda Moğollar galip gelmişlerdi. Cengiz Han kısa zamanda Nayman, Oyrat ve Kırgızları yenmiş (1206), kuzeydeki Hıtay ve Tangutların başşehrini ele geçirmişti. Böylelikle Celayir, Tatar, Oyrat, Ongut, Kerait, Nayman, Tangut ve diğerlerinin Cengiz Han ve torunları tarafından şerefli kılınan Moğol adına sahip olmaları diğer boylar arasında ayrı bir yer edinmelerinde önemli olmuştur. Naymanların da yenilmesiyle Moğolistan ve havalisinde Cengiz Han’a karşı koyacak ne bir boy ne bir prens kalmıştı. Oyratların ve Ongutların hükümdarları da kabileleriyle birlikte Cengiz Han’a tabi olmalarının ardından Cengiz Han’ın nökerleri (askeri muhafız) arasına girmişlerdi. Cengiz Han Oyrat ve Ongut reislerini kendi vassal noyan’ı (tabi bey) yapıyor ve onlara kendi kabilelerini veriyordu. Oyrat ve Ongut hükümdtarları binbaşı Noyanlar olarak Cengiz Han’ın yanında yer alıyorlardı. Oyratlar Cengiz’in binlik teşkilatı tesiri altında daha az kalmışlar ve Oyrat reisleri Moğol Han’ının sadece vassalları olmuşlardı. İcabında savaş durumunda tümen başları sıfatıyla, muayyen miktar asker çıkarmaya mecburdular; bu askerleri de kendileri idare edip binbaşılarını kendileri intihap ediyorlardı.

2- Türk-Moğol İmparatorluğunun Dağılmasından Sonra Kalmuklar

Asya Bozkırında kurulan Moğol İmparatorluğu çok geçmeden İskender İmparatorluğunun akıbetine uğramıştı. Yalnız bu imparatorlukların önemli farkı Makedonyalı fatih’in İmparatorluğu yabancı ellere geçtiği halde Moğol İmparatorluğu ailesinden harice hiç çıkmamıştı. Cengiz Han’ın ölümünün ardından İmparatorluğun üzerinde teşekkül etmiş olan Cuci ve Çağatay Hanlıklarının inkırazından sonra Moğolistan, Türkistan ve Sibirya’da birçok müstakil hanlıklar ve beylikler meydana gelmişti. Bunların çoğu göç ebe idi. İçlerinde orta Asya, Sibirya ve bilhassa Altay Türklerinin tarihinde en mühim rol oynayan Kalmuk Hanlığıdır. İmparatorluğun ardından Kalmuklar kendi yaşadıkları ormanlardan bozkırlara çıkıyor ve Altayların sahralarına göç etmeye başlıyorlardı. Bu durum Cengiz Han’ın aşıladığı feodalizmanın etkisinin bir göstergesi idi.

1368 yılında Çin’de Moğol Kağanı Kublay tarafından kurulmuş olan İmparatorluk Çin İhtilali neticesinde devrilmiş ve Kubilay’ın haleflerinden olan Togan Temür Pekin’den kovulmuştu. İmparatorun 1370’de ölmesiyle birlikte Cengiz oğullarını milli sınır dışına süren Çin Hanedanı Mingler, intikamlarını Moğol topraklarına kadar götürmek niyetinde idiler. Togon ölünce yerine oğlu Ayurşiridara geçti ise de Çinlilerin taarruzu ile karşı karşıya kalmıştı. Diğer taraftan bağlı olan Moğol aşiretleri de muhtariyetlerini kazanmak için harekete geçmişlerdi. Ve böylece her kabile kendi geleceğini belirlemek için faaliyete geçmişti.

Oyratlar ise ormanlık yerlerde yaşayan Moğolların güçlü kabilelerinden biri olup Cengiz Han döneminde Baykal’ın batı kıyısına yerleşmiş bulunuyorlardı. Moğol reislerine karşı bağımsızlıklarını göstermek maksadıyla Arutkay ile Ma-ha-mu adlı iki Oyrat reisi güçlü olan Pekin sarayına saygıda bulunup güven kazanmışlardı. Fakat güçlenmelerinin akabinde hakimiyetlerini Moğolistan’ın bütün kabilelerine ve hükümdarlık ailelerine kabul ettirecek duruma gelince Oyrat reisleri bu seferde Mingler ile münasebetlerini kesmişlerdi. Bu durum üzerine Çin İmparatoru Yong-lo onlara karşı savaş açtı. Mücadelenin ardından Oyratlar Tula (Don) Nehrinin ötesine ata bozkırlarına yerleşmişler ise de Ming ordularının bu topraklara girmesini önleyememişlerdi. Bu sıralarda Çağataylılar İli, Yuldız ve Kuça ile Turfan bölgelerinde hüküm sürüyorlardı. Bu durum tamamen Cengiz oğullarının aleyhine işlemeye başlamıştı.

Çağatay Han’ı olan Vays Oyratlarla girmiş olduğu mücadele sonucunda Batı Moğollarının Han’ı olan Esen Tayşı’ya esir düşmüştü. Daha sonra serbest kalan Vays Han İli bölgesinde Esen Tayşı ile ikinci bir muharebeye girmiş ve bunu da kaybetmişti. Bu seferde Kaşgar beyi olan Seyid Ali’nin fedakârlığı sayesinde kurtulmuştu. Amacından vazgeçmeyen Vays Han Turfan yakınlarında tekrar Oyratlarla mücadelye girmiş ve yine yenilerek esir düşmüştü. Bu defa da kız kardeşinin Esen Tayşı’nın ailesine girmesine müsaade etmesiyle kurtulmuştu. Batı Moğollarının lideri Esen Tayşı bir Çin eyaleti olan Wuleang-ha’yı ele geçirince Ming İmparatoru olan Yin-tsong, veziri Wng çen ile Esen Tayşı üzerine savaşa hazırlandı. Savaş Siyüan-ha denen yerde meydana geldi. Esen Çinlileri 1449’da ağır bir yenilgiye uğrattı. Hatta Esen Tayşı Çin İmparatorunu da esir alarak Asya’ya dehşet saçtı.

Bu sırada Özbeklerin Şeybani (Şıbınoğulları) prensi olan Ebul Hayr 1444’den önce Timur oğullarının elinden Sır Derya hattında bulunan Sıgnak’tan Uzkent’e kadar olan şehirleri ele geçirmişti. Buna karşılık Türkistan’ın Yassı şehri ise Timur oğullarının elinde kalmış, Ebul Hayr bu sırada Timur’un torunları arasındaki mücadeleden yararlanarak Türkistan’ın iç işlerine karışma fırsatı bulmuş oluyordu. Ebu Said’in de tahta çıkmasına yardım eden Ebul Hayr gücünün zirvesinde iken 1456-57 yıllarında Doğu Moğollarının (Kalmuklar) istilası ile karşı karşıya kalmıştı. Türkistan’ı istilaya başlayan Doğu Moğolları hem siyasi hem de sosyal ve kültürel açıdan ülkenin değişmesine sebep olmuşlardı. Bu durumdan endişe eden Kazak Han’ı Tevekkel Sultan Kalmuklar üzerine harekete geçti. Böylece Kazak-Kalmuk savaşları başlamış oluyordu. Bu zamanlarda Türkistan ve havalisinde Kalmuklar İslam’ın kuvvetli düşmanı olarak tanınmaktaydılar. Kazak Han’ı bunların akınlarına dayanamayıp önlerinden kaçarak Taşkent’e firar etti ve burada Nevruz Ahmet veya Barak Han tarafından kabul gördü.

Tevekkel Han’dan sonra Kazakların hükümdarı İşim Han ile Tauke Han zamanlarında Moğol tehlikesi ortadan kalkmamış idi. Kazaklar bir taraftan Moğol asıllı Oyratlar, Kalmuklar ve Cungarlar diğer taraftan Ruslarla çok çetin mücadelelere girmişlerdir. XVI. asrın ikinci yarısında Moğol kabileleri arasında büyük bir iç karışıklık meydana geldi. Bu durumdan Oyratüların lideri olan Altan Han idaresi altındaki kırk bin ailelik Moğol gurubu ile Doğu Kazakistan’a hücum etmişti. Fakat bu devrin Kazak lideri Hakk Nazar Han tarafından geri püskürtülmüşlerdi. Daha sonra güçlenen Oyratlar liderleri Khu Urluk zamanında Kazak bozkırlarını tekrar talan etmişlerdi. Bu istila Batı Kazakistan’a kadar devam etmiş ve Kalmuklar Ural ile Volga nehirleri arasında bir devlet kurmuşlardı. Kalmukların Kazak topraklarında vatan edinmeleri Ayuke Han zamanında gerçekleşmişti.

(Devamı gelecek sayıda)