1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Irak’ta 2003 kışına dikkat

Orkun Genci Oğuz Karahan
KIŞ yaklaşıyor, ağaçlar yaprak dökecek. Ayazlar, yağışlar bir birini kovalayacak. Meteoroloji uzmanları henüz bir bilgi vermedi ama bu kışın soğuk geçeceği şimdiden fark ediliyor. Evet, bu kış çok zor geçecek, özellikle de Irak’ta...

İslâm inancına sahip olan toplumlarda Ramazan ayının önemi büyüktür. 11 ayın sultanı olarak da ifade edilen bu ayda Müslümanlar dinin 5 temel şartından biri olan oruç ibadetini gerçekleştirirler. Toplumsal dayanışma ve yardımlaşma duygusu daha da canlanır. Ramazanda kavga etmek ve kan dökmek ise büyük günah olarak değerlendirilir.

Uluslararası açıdan çözüm bekleyen büyük bir problem olan Irak’ın yeniden yapılandırılması konusu göz önüne alındığında, Ramazan ayı çok önemli meselelerin ortaya çıkacağı bir dönem olacaktır.

İslâm inanışına göre; ülkesi kâfirlerin işgali altına bulunan Müslümanların oruç tutmaları caiz değildir. Esir durumdaki bir Müslümana düşen vazife oruç tutmak değil cihad etmektir. İşte bu sebeple Amerikalıların başı epey bir ağrıyacaktır.

Sünnî ve özellikle de Şiî ulema Ramazanda tutulacak orucun sağlıklı olmadığı hususunda vaaz verdikleri takdirde halk işgalcilere karşı ayaklanmaya geçebilir.

Özellikle Şiî ulema dedik, uzunca bir süredir bekle-gör politikası içerisinde olan Şiîler, El-Hekim suikastının ardından işgalci güçlere ve onların yerli işbirlikçisi olan Kürtlere karşı harekete geçmeye hazırlanıyor.

Ramazanın bir başka özelliği de bu ayda Müslümanların daha duygusal olmaları ve o sebeple çok kolay kışkırtılabilmeleridir. Türkiye’yi gözünüzün önüne getirin; üniversitelerimizde üç-beş maskara komünistin lâf atmasıyla başlayan olayların bazen günlerce sürdüğünü düşünürsek Irak’ın provakatif eylemler için ne kadar uygun bir alan olduğunu varın siz hesap edin. Ramazan ayında dökülecek tek damla kan, ateşlenecek tek bir mermi, avuç içi kadar bir plastik patlayıcı veya Amerikan conilerinin Müslümanları rencide edecek en ufak bir hareketi...

Bu kış gerçekten çok soğuk olacak!

Benim en büyük korkum akrabalarımın başına bir hâl gelmesidir. Sayın Başbakanın ve Dışişleri Bakanımızın Irak’ta çok akrabaları varmış, benim ise yalnız Türkmen akrabalarım var. Korkum o ki, Kerkükümün, Türkmenimin başına bir hâl gelmesin.

1963 kışında Kıbrıs’ta yaşadıklarımızı 2003 kışında Kerkük’te yaşamaktan korkuyorum. 40 yıl sonra aynı senaryonun tekrardan sahneye konulması ile şu an karşı karşıyayız. Senaryo aynı senaryo, Türkler aynı mazlum Türkler! Başrol oyuncuları ile mekân ve dekor değişiyor sadece. Figüranlar bile neredeyse aynı, Amerika ve İngiltere...

Korkuyorum; banyo küvetinde vurulmuş, al kanlar içerisinde yatan ufacık Türk çocuklarının cansız bedenlerini bir daha görmeye katlanabilir miyim? BİLMİYORUM!

1963 Kanlı Noel’in sonrasında her zamanki geri kalmışlığımızın ayıbını örtmek için Türkiye harekete geçmeye hazırlandığında figüran Amerikalı mektup göndermişti. Mektubun ardından Başbakan İsmet İnönü hep yaptığı gibi “iç politikaya malzeme olsun, lâf olsun torba dolsun” mantığı ile ağzına hiç yakışmayan yiğit sözler söylemişti. O sözler nasıl söz olup uçtuysa, iki-üç gün içinde şehit edilen yüzlerce Türk’ü geri getirmediyse işin yiğitlik faslı da 11 yıl sonrasına ertelenmişti. Kutsal Ramazan gecelerinde Tanrı’ya dua edelim de 40 yıl sonra aynı acıları bir daha tatmayalım, aynı boş lâfları bir daha duymayalım.

Türkiye son iki aydır Irak’a asker göndermeyi tartışıyor. Yıllardan beri kendi maddî gücümüzle dışarıya asker göndermediğimiz için elin Amerikalısı “Türkiye’nin en önemli ihraç malı askeridir” diye ahkâm keserken bu seferki ihracat gelirimizin 8.5 milyar dolar olduğunu öğrenmiş olduk. Malûm tezkere çıkmış olsaydı ihracat gelirimiz 6 milyar dolar olacaktı, iyi ki tezkere çıkmamış bak, fazladan 2,5 milyar dolar kazanmış olduk!!!

YAZIKLAR OLSUN!

Damat Ferit Hükûmeti bütün orduyu terhis edip İngilizlerle tam bir işbirliği içine girdiğinde Millî Mücadeleyi başlatan Bozkurt Atatürk ilk iş olarak elini omuzuna atmış ve apoletlerini sökmüşü. Unutanlara hatırlatalım dedik!

Irak’a asker göndereceğimiz hemen-hemen kesinleşti. Amerikalılar Kerkük’e girmemizi istemediklerinden bize Irak’ın ortasında bir bölgeyi tahsis etmişler. Mahzuru yok;

“Ödleğe yorgan döşek, yiğide meydan gerek” demiş atalar. Türkiye’yi yönetenlere bizden iki ufak tavsiye:

1) Azerbaycan ve Pakistan’dan gelecek askerlerin Kerkük civarında görev alması için Amerikalıları ikna edin.

2) Ne yaparsanız yapın, Türk Silâhlı Kuvvetlerine mensup askerleri Ramazan’dan hattâ Ocak’tan önce sakın ola ki göndermeyin. Nedenini baş tarafta yazdık.

Pentagon’un o çok bilmiş Orta Doğu uzmanları bu kışı uykusuz geçirecekler. 1000 senedir bu coğrafyada olduğumuz hâlde bazen biz bile olacakları tahmin etmekte zorlanıyoruz. Coniler ne yapsın? Görelim Amerikalı neyler, neylerse bir garip eyler!

Kış yaklaşıyor, ağaçlar yaprak dökecek. Ayazlar, yağışlar bir birini kovalayacak. Meteoroloji uzmanları bir şey demese de siz yine sıkı giyinin. Paltosuz, beresiz, şemsiyesiz sokağa çıkmayın. Üşütüp hasta olmayın.

Tanrı Türk’ü Korusun!