1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Irak gerçeği / Birlik çağrısı

Sami Gören
Bilindiği üzere; Türkiye’nin içinde bulunduğu Ortadoğu yıllardan beri büyük acıların yaşandığı, kan ve gözyaşının eksik olmadığı bir bölgedir. 11 Eylül 2002’ de ikiz kulelere yapılan saldırılardan sonra, ABD ve işbirlikçileri "saldırılardan sorumlu tuttukları" Afganistan’ı ve Irak’ı işgal etti. "Irak’ ın elinde büyük çapta kitle imha silahı bulunduğu, bunun insanlık âlemi için büyük tehlike oluşturduğu, masum Irak halkını Saddam zulmünden kurtarıp Saddam’ı cezalandırmak, Irak’ a demokrasi ve özgürlük getirmek gerektiğini" ileri sürerek, Irak’ı işgal edip, Büyük Ortadoğu Projesi ( BOP )’ni uygulamaya koydular. Tüm bunlara rağmen, Saddam Yönetimi devrildi, ancak Irak’ ta kitle imha silahları bulunamadı. Emperyalizm, Irak’a kan ve gözyaşı getirdi. 100.000’i aşkın Iraklı öldürüldü. Her gün onlarca insan öldürülmekte, sakat bırakılmaktadır. İşgal, ülkemiz dahil, tüm Ortadoğu’yu saran etnik temelli kin ve nefretin, kardeş kavgasının, devletlerin parçalanmasının yolunu açtı. Zaten huzursuz olan Ortadoğu daha büyük kargaşalara itildi.

Irak’taki gelişmeler, asla sürpriz değildir!... Zira: Olayların, tarihî – dinî temelleri, siyasî ve ekonomik boyutları vardır. Diğer yandan; Irak’ ta olup bitenler, kesinlikle basite alınacak, sıradan olaylar değildir.

Irak’ın İşgali Tarihî

Bir Kinin ve

İhanetin Sonucudur

MÖ 586’da Yahudi Devletini ve Süleyman Mabedini Babil Kralı Buhtunnasr yıkmış, Yahudileri esir ederek Irak’a götürmüştür. Bu olay tarihî bir kin hâlini almış olup, Yahudi Kaynaklarında (Mezmurlar : 137 / 8, 9)’da şöyle anlatılır :

"Ey sen, harap olacak Babil kızı,

Bize karşılık ettiğinin karşılığını,

Sana verecek olana ne mutlu!

Senin yavrularını tutacak,

Kayaya çarpacak olana ne mutlu!"

Muharref Tevrat’ta, "Tanrı’nın Yahudilere Vaadettiği Kutsal Topraklar (Arz – ı Mev’ud)" dan söz edilmektedir (Tekvin : 12 / 25, 16 / 18, Tensiye: 11 / 23, 12 / 23 – 25). Buna göre; "Nil’den – Fırat’a kadar uzanan bölge, Allah tarafından Yahudilere verilen topraklardır. Türkiye’nin Güneydoğusu ile Kıbrıs bu topraklar içindedir" (Israel SHAHAK – Jewish History, Jewish Religion / Yahudi Tarihi, Yahudi Dini s. 9). Nitekim Siyonizm’ in kurucusu ve Yahudi Devletinin temellerini atan Theodor HERZL 1897 yılında İsviçre’ nin Basel şehrinde yapılan 1. Dünya Siyonist Kongresinde ve Hatıralarında; 14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti kurulurken BM Kürsüsünde İsrail’ in ilk Başbakanı Ben GURION; 10.08.1967’de Moşe DAYAN bir röportajda bunu açıkça teyid etmişlerdir. Siyonizm, Arz–ı Mev’ud İdealinden asla vazgeçmemiş, bu ideali gerçekleştirmek için var gücü ile çalışmış, bunu bir iman akidesi saymıştır. Bu ideale ulaşmanın ilk basamağı olarak, 14 Mayıs 1948’ de İsrail Devleti kurulmuştur. Bu idealin ikinci aşaması ise Büyük İsrail Devletinin kurulmasıdır.

Yahudi dâvasının, doğal müttefiki Hristiyan Haçlı Ruhu’dur. Haçlı Ruhu 1072’de, İslam coğrafyasına yapılan Haçlı Seferleri ile tezahür etmiştir. Temel hedef "Şark Meselesi" adı altında, Türkleri, Anadolu’ dan atmaktır. Siyonizm, ile Hristiyan Evangelizm tarikatı iç içedir. "Evangelizm, ABD’nde Hristiyan toplumunun tutucu kanadını ifade etmektedir. Evangelizm, "Yeniden Hristiyan Doğmak" sloganı ile ifade edilmiştir. Yetmişli yıllardan sonra iş başına gelen ABD Başkanları Evangelizm taraftarı ve mensubudurlar… Bunlara göre; "İsa Mesih gelecek, önce Arz–ı Mev’udda krallığını kuracak. Daha sonra tüm dünyanın kıralı olacaktır" (Osman ŞEKERCİ–Amerikan Fundamentalizminin Tarihî Yapısı ve İslam Gerçeği s. 36 – 37). Kaldı ki Hristiyan akidesine göre, iki kaynak kitap vardır : Eski Ahit (Tevrat vd.) ile Yeni Ahit (İnciller). Bir başka ifade ile Yahudi akidesi, Hristiyanlık için temel akidedir.

Büyük İsrail Devletinin kurulmasında yerli taşeronlar ; Yahudi Kürtler ve diğer ihanet odaklarıdır. "Barzanî bir Kürt Yahudisi’dir. Hattâ soyu ünlü bir haham ailesidir" (Dr. A. MEDYALI – Kürdistanlı Yahudiler s. 53).

"Barzanî ailesinin Kürdistan’ da uğradığı başarısızlıktan sonra Kürt Yahudileri İsrail’e göç etti. İsrail’de Kürdistan kökenli yaklaşık 200.000 kişinin yaşadığı tahmin edilmektedir." (Dr. A. MEDYALI– age s. 65). "Irak’taki Barzanî hareketine yardım eden Yahudiler, Türkiye’deki Kürtçülük hareketinde de tahrikçilik ve kışkırtıcılık yapmaktadır"

(Hulusi TURGUT–Barzanî Dosyası s. 126). Barzanî’nin, CIA ve MOSSAD ile ilişkileri kanıtlanmış, Barzanî "Kürt Devleti kuralım da, ABD’ nin 51. eyaleti olmaya razıyım" demek suretiyle baklayı ağzından çıkarmıştır (Uğur MUMCU – Cumhuriyet Gazetesi 7 - 8 Ocak 1993).

Irak’ın Parçalanması

Planları Yıllar

Önce Hazırlanmıştır

"İsrail’in bir devlet olarak ayakta kalabilmesi için; Irak içinde Basra çevresinde bir Şiî Bölgesi, kuzeyde Musul – Kerkük çevresinde bir Kürt Bölgesi, ortada Bağdat çevresinde bir Sünnî Bölgesi kurulmalı, Irak üçe bölünmelidir." (Dünya Siyonist Örgütü’nün yayın organı Kivunim Dergisi Şubat 1982 sayı: 14’de yayınlanan Oded Yinon’a ait İsrail İçin Strateji Başlıklı yazı; The Guardian Gazetesi 07. 07. 1982).

"1997’ de Washington’da İsrail lobisinin telkinleriyle PNAC (Project for the New American Century – Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi) adlı think – thank kuruluşu kuruldu. PNAC’ ın kurucuları arasında D. Cheney, P. Wolfowitz, Jeb Bush, D. Rumsfeld vardı. PNAC, JINSA (Jewish Institue for Security Affairs – Güvenlik Meseleleri İçin Yahudi Enstitüsü) ile birlikte Irak’ı işgal planını hazırladı"

(Philadelphia Daily News– 27. 01. 2003 William Bunch‘un Invading Iraq Not A New Idea For Bush clique : 4 Years Before 9 / 11 Plan Was Fet – Irak’ı İşgal Etmek Bush Ekibi İçin Yeni Bir Fikir Değil : 11 Eylülden 4 Yıl Önce Plan Hazırdı başlıklı yazısı).

"İsrail ve Evangelist Bush Yönetimi, Büyük Ortadoğu Projesi adı altında, Büyük İsrail’i kurma planını uygulamaya koymuş, İsrail ve ABD, anti – İslamî bir Haçlı Seferi liderliğine soyunmuştur" (Israel Shahak – age s. 10).

Körfez Savaşında, henüz şartlar uygun görülmediğinden Irak işgal edilmemiş ve parçalanmamıştır. Hatırlanacağı üzere; Iraklı 5000 Kürt ABD’ne götürülüp eğitilmiş, bölgedeki CIA ve MOSSAD ajanları ile Çekiç Güç, Kürt grupların silah ve lojistik ihtiyaçlarını gidermiş; kısacası işgal ve devamının ön hazırlıkları tamamlanmıştır. 21 Mart 2003’de Irak işgal edilmiş, emperyalizmin Iraklı işbirlikçileri ise ; Barzanî ve Talabanî ile Sistanî olmuşlardır.

Barzanî ve Talabanî

ikilisinin: Türkiye’ ye

kafa tutması (!)

1992 Kürdistan Anayasasına , "Kerkük Kürdistan Bölgesinin Başkentidir." (madde: 5) yazması, Nisan 2003’den itibaren 320.000 Kürdü Kerkük’ e yerleştirmesi, Kerkük’ te nüfus ve tapu kayıtlarının yakılması, Irak Seçimlerinde (! ?), 110.000 Kürdü Kerkük’e nakletmeleri, mükerrer oy kullanılması, Kerkük’te seçmen sayısının 450.000’den - 600.000’e, Kerkük’ e bağlı Azadî’de seçmen sayısının 31.000’den 90.648’e, Rahimova’da seçmen sayısının 22.000’den 76.149’a çıkarılması, Kerkük’te seçimlerin diğer bölgelerden 1,5 saat önce başlayıp sandıkların 1 saat sonra kapatılması, seçim günü motorlu araç kullanımı yasak olduğu hâlde Erbil – Kerkük – Süleymaniye yolunun açık olması ve Irak’ın kuzeyinden Kerkük’e araçlarla insan taşınması, bazı sandıklarda seçim devam ettiği hâlde oy pusulasının bitmesi nedeni ile pek çok Türkmen’in oy kullanamaması, … boşuna değildir.

Bu ikilinin; "Halk burada Kürt Devletinin kurulmasına karar verirse, Türkiye bir şey yapamaz… Kerkük Kürt şehridir. Güney Kürdistan’ın başkenti yapacağız. Hiçbir devlet bizi Kerkük’ten vazgeçiremez… Türkiye’nin Kerkük’e karışma hakkı yoktur… Eğer Türkler Kerkük üzerinde hak iddia ederlerse yarın Araplar da Antakya üzerinde ve diğer Kürtler de Diyarbakır üzerinde hak iddia eder… Bizim de kırmızı çizgilerimiz var. Türkiye, Suriye ve İran kendi içlerindeki Kürt sorununu çözmelidirler…" vb. açıklamalarının arkasındaki güç ABD ve İsrail’dir. Zira ABD Dış İşleri Bakanı C. Rice ve Dış İşleri Bakan Yardımcısı Armitage ile ABD Savunma Bakanlığı Müsteşarı D. Feith de; "Barzanî ve Talabanî ile mevcut işbirliği devam edecektir. Türkiye, Kerkük’e karışamaz" açıklamasını yapmışlardır.

Diğer taraftan; Son yıllarda, ABD ekonomisi hızlı çöküş içine girmiştir. Amerikan doları sürekli değer kaybetmektedir. ABD’de Clinton yönetimi bıraktığında 235 milyar dolar bütçe fazlası olduğu hâlde, Bush ile birlikte ABD ekonomisi cari açık vermeye başladı. ABD, 2004 yılında 600 milyar cari açık verdi. Bu Türkiye ekonomisi ile 2 Türkiye demektir. Dünyadaki yıllık askerî harcamalar 1 trilyon dolar civarında olup, bunun 450 milyarı ABD’ ye aittir. Dünya nüfusunun %5‘i ABD’li olduğu hâlde dünya enerji tüketiminin %25’i ABD’ye aittir. ABD, Uluslar arası Ceza Mahkemesi Sözleşmesini ve Kiyoto Uluslar arası Çevre Sözleşmesini imzalamamıştır. Bu korkunç tablo içinde ABD, pervasızca insan haklarını ihlâl etmeye, dünyamızı kirletmeye devam ederken, diğer yandan dünyaya karşı meydan okumaktadır. Diğer devletlerden ve BM’den hiçbir tepki de gelmemektedir. Irak ve tüm Ortadoğu’ daki tablo, ABD – İsrail çıkar birliğinin, yerli işbirlikçileri ile birlikte meydana getirdiği tablodur. Bu gerçekleri görmeyenler görsün, duymayanlar duysun…

Irak’taki vahim gelişmeler, tüm bölge ülkelerini ve bu arada ülkemizi yakından ilgilendirmekte / etkilemektedir. Irak’ta yaşayan insanlar (Kürd’ ü, Türkmen’i, Arab’ı, Sünnî’si, Şiî’si ile) bizimle tarih, kültür, iman bağı olan, kader birliği olan insanlardır. Ortak değerlerimiz, farklılıklarımızdan çok daha fazladır. Bu ortak değerler göz ardı edilemez. Bugün bu insanların bir bölümü, ne yazık ki, ABD – İsrail Çıkar Birliğinin tuzağına çekilmektedir. Ülkemizin ve Ortadoğu’ nun geleceği açısından bu tuzağı bozmak zorundayız.

Diğer yandan; Türkiye, 16 yıl bölücü terörle mücadele etmiş, 30.000 insanını kaybetmiş, 100 milyar dolar zarara uğramıştır. Bunun, kime faydası olmuştur?... Türkiye, hâlen siyasallaşan bölücülük ihaneti ile karşı karşıyadır. Irak’ın işgalinden sonra, ülkemizde uygulamaya konulan AB Uyum Sürecinin de istismarı ile millî birlik ve beraberliğimize, toprak bütünlüğümüze yönelik bölücü fitne azdırılmış, şımartılmıştır. Kimi malûm şahıslar Avrupa kulislerinde faaliyete geçmiş, Avrupa gazetelerine ilânlar vermiş, Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulunda "Azınlık Raporları" hazırlanmış, Anayasamızın ilk 4 maddesinin değiştirilmesi için imzalar toplanmış TBMM’ ne sunulmuş,… olup, hâlen güvenlik görevlilerimiz şehit edilmektedir.

Irak, bize çok ırak değildir. Irak’ta kurulan tuzak aslında bize kurulan tuzaktır. 1071’de fethettiğimiz bu topraklardan bizi atmak, Anadolu’yu - Anatolia yapmak, kardeşi kardeşe kırdırarak İkinci İsrail (Büyük İsrail)’i kurmak istiyorlar. Ancak ne yazık ki, BM ve tüm dünya devletleri bütün olanları seyretmekle yetiniyor. Âdeta kalpler nasırlaşmış, gözler – kulaklar mühürlenmiş, diller lal olmuş. Unutmayalım ki; "Zulme rıza göstermek, zulümdür." "Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır."

Hükûmete ve Sorumlulara

Uyarı, Göreve Çağrı

Hükûmeti ve Devletimizin resmî makamları da; âdeta sessiz şekilde izlemekte, Hükûmet yetkililerinin arada – sırada çıkan kısık sesini ise kimse ciddiye almamaktadır. Hattâ; "ABD ile ilişkilerimiz her şeyin üstündedir" (! ?) denilmek suretiyle tam bir teslimiyet örneği sergilenmektedir. Bu tablo, 1918 Mütareke dönemini, Damat Feritleri hatırlatmaktadır. Hükûmetinin tavrını yadırgamıyoruz. Zira, iddiaya göre; "TC Dışişleri Bakanı Abdullah GÜL’ün ABD Dışişleri Bakanı Colin POWELL ile 2 Nisan 2003’te Ankara’ da imzaladıkları gizli anlaşma uyarınca Kerkük kukla devlete verilmiştir" (Vatan Gazetesi - Sedat Sertoğlu - 24 Mayıs 2003). Hükûmete soruyoruz: Bu iddia doğru mu? Doğru değilse, neden yalanlamıyorsunuz? Bu iddia doğru ise, sizi iktidar yapanlar, eserleriyle bol bol övünebilirler.

Ey Sorumsuz - Sorumlular!:

Gafletten uyanın, kendinize gelin!..

Bilmelisiniz ki; Türkiye’nin millî birlik ve beraberliği, toprak bütünlüğü her şeyin üzerindedir.

Kırmızı çizgilerimize, ne oldu?!...

Komşudaki yangın bizi de yakabilir!..

Bugün Irak, yarın Türkiye !..

Bugün Kerkük, yarın Diyarbakır!..

Bugün Bağdat, yarın Ankara!..

Bunun hesabını veremezsiniz…

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve Türk milletinin geleceğini riske atmaya, ateşe atmaya; engin sabrını taşırmaya hakkınız yoktur.

Bilinmelidir ki; Hükûmet olmak, her türlü pervasızlıkta bulunma hakkını vermez.

369 milletvekili ile tek başına iktidardasınız. Söyler misiniz: Ülkemiz için, insanımız için ne yaptınız, ne yapıyorsunuz?... İki buçuk yıllık icraatınızla, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türk milletinin şerefini, haysiyetini nasıl küçük düşürdüğünüz ortada. Aynı kafada, aynı yanlışta hâlen devam ediyorsunuz.

Felluce’de, Tel Afer’de, Bağdat’ta, Kerkük’te dökülen kan ve göz yaşı, yükselen figanlar size dokunmuyor mu, vicdanınız sızlamıyor mu?.. Siz, nasıl Müslümansınız?... Sizin Müslümanlığınız bu mu?.. Siz, müminleri bırakıp da, kâfirleri mi dost ediniyorsunuz?..

Irak’ ta 100’ün üstünde şoförümüz öldürüldü, özel harekâtçılarımız öldürüldü, Türk askerinin başına çuval geçirildi, hâlen Irak’ ın kuzeyinde PKK teröristleri cirit atıyor… Siz neredesiniz?...

Neden, Habur’dan ABD askerlerine lojistik malzeme geçmesine izin veriyorsunuz? Kapatın Habur’u.

Neden İncirlik’ten kalkan uçakların Irak’a bomba yağdırmasına izin veriyorsunuz? Kapatın İncirlik Üssünü.

Ortak tehlikeye karşı neden İran ve Suriye ile ortak tutum geliştirmiyorsunuz? İran ve Suriye ile işbirliğine gidin.

Gayrimeşru Irak seçimlerini tanımadığınızı neden ilân etmiyorsunuz? Gayrimeşru Irak seçimlerini tanımadığınızı ilân edin.

Tsunami Bölgesine çıkartmalar yapıyorsunuz da, neden Hakkari’ye gitmiyorsunuz?.. Tsunami Bölgesine, 30 milyon dolarlar götürmeden, 1000 konut, yetimhaneler inşa etme sözü vermeden önce kendi vatandaşınıza bakın. Hakkari’ye gidin, Hakkari’de depreme maruz kalan insanımıza çadır götürün, battaniye götürün; işsiz insanımıza iş, aç insanımıza ekmek götürün, 100.000 "Sokak Çocuğumuza" sahip çıkın, yüzü gülmeyen insanımızın yüzünü güldürün, gönlü kırık insanımızın gönlünü kazanın, ihmal ettiğiniz vatan topraklarını şenlendirin!...

Şüphesiz ki, Hükûmet kadar, Sayın Cumhurbaşkanımız da vebal altındadır.

Sayın Cumhurbaşkanımız, bağışlayın bizi, haddimiz olmadan soruyoruz;

Siz nerelerdesiniz?...

Sizin göreviniz ne?..

Sizin neden sesiniz, soluğunuz çıkmıyor?...

Neden, MGK olağanüstü toplanmıyor?...

Kamuoyuna Çağrı

Medyayı, siyasî partileri, sivil toplum kuruluşlarını, ilim adamlarını, aydınları, kısaca herkesi; sorumlu ve duyarlı davranmaya, hak ve hakikat doğrultusunda, millî birlik ve beraberlik, toprak bütünlüğümüz doğrultusunda çalışmaya davet ediyoruz.

İşgalci Zalimlere Çağrı

Irak’taki işgalcilere de sesleniyoruz; Yaptıklarınızı anlatmaya, işlediğiniz vahşeti dile getirmeye kelimeler yetmez. Siz ne yapıyorsunuz?.. Kendinizi bir sorgulayın; İnsanlık âlemi, size beddua ediyor, lânet okuyor, bayraklarınızı yakıyor. Sizde hiç gurur, hiç şeref – haysiyet yok mu?.. Bu çıkardığınız yangın sizi de yakıyor. Zira;

"Zulüm eken isyan biçer." Sizin, Allah’a inancınız yok mu? Bu yaptıklarınız, hangi inanca sığar? Mağrur olmayın; Biliniz ki, sizden büyük Allah var!.. Mazlumun ahı yerde kalmaz...!

İşgalci Zalimlerin

İşbirlikçilerine Çağrı

Ey Barzanî, Ey Talabanî, Ey Sistanî,… kime ve neye hizmet ediyorsunuz?!... Aklınız nerede?.. Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletini sakın hafife almayın, engin sabrını daha fazla zorlamayın!.. Biliniz ki, bugün işbaşındakiler değilse dahi, Türk milleti Irak Türklerinin yanındadır. Irak Türklerini sahipsiz zannetmeyin. Türk milleti, daha ölmedi. Oyuna getiriliyorsunuz!... Aklınızı başınıza alın, kendinize gelin, kardeşi kardeşe kırdırmayın, işlediğiniz günahlardan dolayı tövbe edin, gücünüzü barış ve huzur için, kardeşlik için kullanın. Allah’ın huzuruna, bugünkü kara leke ile gitmeyin!.. Bu sizler için de, tüm Ortadoğu için de daha hayırlı olacaktır.

Türkiye, Irak, Tüm

Ortadoğu İnsanlarına Çağrı

Türkiye’deki, Irak’taki, tüm Ortadoğu’daki İnsanlarımıza Sesleniyoruz: Hepimiz Kardeşiz. Müştereklerimiz, farklılıklarımızdan çok daha fazladır. Neyi paylaşamıyoruz?.. Düşmanın oyununa gelmeyelim. Bu vatan toprağında, bu coğrafyada yaşayan herkes etle – tırnak gibidir. Kardeşlik için sebep çok / düşmanlık için sebep yok. Bir olalım, iri olalım, diri olalım, kardeş olalım, tuzakları bozalım, oyuna gelmeyelim. Unutmayalım ki; "Birlikte rahmet, ayrılıkta azab vardır."

"Ne mutlu Türküm Diyene”