1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

İki Büyük Tehlike: Kültürel Yozlaşma ve Ekonomik Çöküntü

Oğuz Çetinoğlu
Medya, karşı karşıya olduğumuz bu iki büyük tehlikeden; ekonomik çöküntüyü, gündemin birinci sırasına yerleştiriyor. Bu tercih bile, kültürel yozlaşmanın çok daha büyük boyutta olduğunu ortaya koyuyor. Amaç gerçekleri saklamak değilse, farkına varamamaktır. Her ikisi de fâhiş hatâ. Bilgi kirliliği yolu ile hedef saptırılmış oluyor. Böylece çözüme ulaşılması zorlaştırılıyor.

Önce şunu belirtmek gerek: Türkiyemiz, ekonomi ile ilgili çok ciddî problemlerle karşı karşıyadır. Küçümsenemez. Fakat vatan topraklarımızın yer altı ve yer üstü zenginlikleri ile insan potansiyeli çok yüksek. Bu zenginlikler, akıllı tercihlerle iyi değerlendirilebilirse, ekonomi ile ilgili sıkıntılarımızı en çok üç - bilinemedi, beş senede gideririz. Kültürel yozlaşmayı onarmak için en az 30-40 yıla ihtiyaç var.

Kültür kavramını geniş kapsamlı düşünmek gerek. Ahlâk, kültürün ayrılmaz bir parçasıdır. Kelimeyi şöyle tanımlamak mümkündür: Ahlâk: fertlerin, kendi menfaatleri için toplumun genel menfaatlerine zarar verilmemesini sağlayan, kültüre ve onun temelindeki inanca dayalı sözlü ve yazılı kaidelere uyma alışkanlığıdır.

Ahlâklı insan-dürüst adam deyimlerini sık sık duyuyor, kullanıyoruz. Üzücüdür ki bu kavramlarda da yozlaşma söz konusu. Ne müthiş bir ahlâkî çöküntü içerisindeyiz ki, şâibeli olmak… hattâ rüşvet, yolsuzluk ve hırsızlıkla sâbıkalı olmak bile, siyâsette ön plâna geçmek için engel olarak görülmüyor. Türk insanı için; dürüstlüğün, meziyet değil mecburiyet olduğunu unuttuk.

Ülkemizin ve milletimizin karşı karşıya bulunduğu ekonomi ile ilgili sıkıntıların tamamı, başta yöneticilerimiz olmak üzere, bizim ürettiğimiz problemlerin ürünüdür. Ayağımıza düşürmek üzere yerden taş kaldırır gibi problem üretiyoruz. Sebep: Kültürel yozlaşma.

Kültür, inanç temeline oturtulmalı. O temelin önemli bir unsuru da vatan-millet sevgisidir. Bunlar olmayınca, kendi üç kuruşluk menfaati için milletin-devletin trilyonlarını çar-çur edenlerin sayısı, her geçen gün artıyor. Onlar, millî olması gereken kültürümüzden nasiplenememiş şahsiyetsiz insanlardır.

Milletimizi tanımak zahmetine katlanmayanlar, ondaki cevheri de bilemiyorlar. Problemlerimizin çözümünü dışımızda ve dışarıdan gelen-gelecek olan kişilerde arıyorlar. Bu, milletimize güvensizliktir, bir ölçüde de hakarettir. Özümüze yabancı batı hayranı aydınlarımız ve siyâsîlerimiz günü birlik yaşıyorlar. Günlük hâfıza ile düşününce geleceğin şekillenmesi mümkün olmuyor.

Ahlâk ve kültür, kuşun iki kanadı gibidir. Kuşlar tek kanatla uçamadıkları gibi, ahlâk ve kültür unsurlarının ikisine birden sâhip olamayanlar, vatana- millete hizmet edemezler. Ahlâklı ve kültürlü olmak yetmez. Kültürlü ve ahlâklı insanları değerlendirecek düşünceye de sâhip olmak gerekir.

Ahlâk kavramı çok boyutludur, demiştik. Bir boyutu da siyâsî ahlâktır. Siyâsî ahlâk bozukluğu, popülist politikalar uygulanmasına yol açıyor. Kalkınmanın, popülist politikalarla sağlanabileceğini düşünmek, zaman ve kaynak israfıdır. İsraf ise ekonomik sıkıntılarımızı besleyen bir canavar. İsraf canavarının tükettiği servetimizi hesaplayabilmek imkânından bile mahrumuz. İsraf olayına toplumumuzun her kademesinde rastlamak mümkün. Devletin elindeki lojman sayısı: 250.000. Değeri yaklaşık 2 milyar 500 milyon dolar. Bunların yıllık boya badana masrafı 200 milyon dolar. Kamunun hizmetindeki makam aracı sayısı: 50.000. Değeri: 1 milyar dolar. Araçların yıllık gideri: 100 milyon dolar. Devletin elindeki sosyal tesis sayısı: 3.000. Değeri: 500 milyar dolar. Yıllık bakım masrafı 1 milyar dolar. Merkez valilerinin sayısı, 500’e yakın, kızaktaki üst düzey görevliler 10.000’den fazla.

2000 yılında, Türkiye Fırıncılar Federasyonu’nun açıkladığı rakamlara göre Türkiye genelinde her gün 150 milyon ekmek üretiliyor. Bunun yaklaşık 15 milyonu çöpe atılıyor. Bir yılda çöpe atılan ekmeğin değeri yaklaşık 1 milyar dolar.

Siyâsî ahlâktaki yozlaşma, tüketim kültüründeki yetersizlik devam ettiği sürece ekonomik sıkıntıları yaşamaya devam ederiz.

Ekonominin, para ile ilgili bir alan olduğu zannedilir. Yanlıştır. Ekonomi, insan ağırlıklı bir sistemdir. İnsanı ilgilendiren her şey, ekonomiyi de ilgilendirir. İlgilendirdiği ölçüde etkiler de. En fazla etkileyen unsur da kültür ve onun ayrılmaz bir parçası olan ahlâktır.

Türk insanı, millî kültüründen yola çıkarak yeni bir medeniyet oluşturacak güce ve birikime sahiptir. Bunu yapmak mecburiyetindeyiz. Yapacağız da. Bulunduğumuz yer bize ait değil. Yükseleceğiz. Gönül ister ki yükselişe, dibe vurmadan, yeni bir silâhlı kurtuluş savaşına girişmek mecburiyetinde kalmadan geçelim.