1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Hoyrat

Nefi Demirci
İçmişti Fuzulî bu alevden

Düşmüştü bu iksir ile Mecnun

Şiirin sana anlattığı hale

Yanmakta bu sağardan içenler

“Kerkük hadi kaldır içelim” der

Ellerde o gönülden piyale.

Behçet Kemal Çağlar’ın sunduğu Kerkük’ün Hoyrat iksirinden içen Mecnun, mecnun olmuş, Fuzulî alevinden yanmış, Kerkük, taşı toprağı Türklük kokan Kerkük’ün Hoyratı nasıl bir dörtlüdür ki insanı mecnun eder, alevinde yandırır. Kerkük ve Hoyrat özdeşleşmiş kaynaşmış, içinde yaşayanların gönül dili olmuş:

Kerkükliyem men özüm (liyem=liyim)

Kulağ ver dinle sözüm (Kulağ=kulak)

Aşretim sene kurban (sene=sana)

Evvel baştan men özüm.

Hoyrat Kerkük’lünün dilidir, düşüncesidir, aşkıdır, özüdür, kimliğidir. Günlük yaşamını, içinde bulunduğu sıkıntıyı, millî duygularını dile getirir Hoyrat yazarak ve çağırarak.

Türk’meni

Kim var sevmez Türkmen’i

Ne suçum ne günahım

Nenem doğmuş Türk meni (meni=beni)

Alla sevdi yarattı

Yer yüzünde Türk meni.

Türk olan, Türklüğünü tarihin derinliklerine, toprağında gömülen atalarının kemikleriyle yazdıran bu toplum, bugün karanlık bir maceraya sürüklenmekte, dağıtılıp ecdât toprağı elinden alınıp göç ettirilmektedir:

Yaptım gamı yapıda

Adım yazdım TAPI’da (Tapu Dairesi)

Dağıldı ev eşiğim m (evim barkım)

Her balam bir kapıda.

Üç kardaş idiğ bir nene (idiğ=idik)

Yığılmıştığ bir hana

Felek bir tepme çaldı (tekme vurdu)

Attı her birimizi bir yana.

1990 yılından bu yana, Türkler Arap ve Kürtler tarafından âdeta iş birliği yapmışcasına ortak iki kıskaç arasında bırakılmış, malları mülkleri yağmalanmakta, yerleri toprakları ellerinden değişik uygulamalarla alınmakta, mahallî hükûmet tarafından Araplara satılmaktadır. Kürtler bugüne kadar var olmadıkları topraklarımızda hak iddia etmektedirler:

Baba evin satısız (satısız=satıyorsunuz)

Dost ahbabı atısız

Bacı kardaş’tan uzağ

Bilmem nece yatısız

Gurbet ilde her Bayram

Gam kahıra batısız.

Avcı endi dağınnan (endi=indi)

Bağvan çıhtı bağınnan (çıhtı=çıktı)

Bütün garip istiri (garip=yabancı, istiri=istiyor)

Kerkük’ün torpağınnan (torpağ=toprak).

Dağdan inen garipler (yabancılar, kürtler) Türk ve ecdat toprağı olan Kerkük’ü istiyor, almak, elde etmek için uğraşıyor, öyle ise haydi dayanışmaya, beraberliğe, iş birliğine:

Halka dayan

İğid ol halka dayan (iğid=yiğit)

Özüvçin çoh yanısan (çoh=çok, kendin için çok yanıyorsun)

Git bir de halka dayan.

Kerkük’lü Türk sık sık katliamlara maruz kaldığını, yurdunun yıkıldığını, viran edildiğini acı günlerini, feryat ederek:

Yıktılar kalamızı

Vurdular balamızı

Hele ruh boğazdayken

Çektiler salamızı.

ve

Gene bizi vurdular

Kolumuzu kırdılar

Bu gam keder üstüne

Kerkük’ten de sürdüler.

hoyratlarla ne güzel ne içten anlatmaktadır.

Dünyanın birçok yerine dağılan, dağılmak zorunda kalan bu insanlar:

Kazan ağlar

Od (ateş) yanar kazan ağlar

Burda bir garip ölmüş (burda=burada)

Mezarın kazan ağlar.

Demekle, gurbetteki yalnızlığını ifade etmektedir.

Kerkük’lü Kerkük’e (Türklüğe) tarifi güç bir aşk ile bağlıdır, nerede olursa olsun onu unutması, Türklüğünden vazgeçmesi, toprağında yatan atalarını bir an için olsa unutması mümkün değil, hep o ümidin, toprağına dönme kavuşma çabası, uğraşı içindedir. 75 yıldır bu inanılmaz Türk olma mutluluğu Kerkük’ü bu kadar baskıya rağmen ayakta tutmuş, gönüllerinden AYYILDIZI SİLEMEMİŞTİR:

Sene Kerkük (sene=sana)

Can Kerkük, menim Kerkük

Ant içtim Türklüğüme (ant=yemin)

He dönnüğ sene Kerkük. (dönnüğ=döneriz, sene=sana)

Bahtım çayına Kerkük (bahtım=baktım)

Kurban aduva Kerkük (aduva=adına)

Aldırma göçenleri (göç edenlere)

Döner yanuva Kerkük. (yanuva=yanına)

Kerkükümüz

Bizimdir Kerkükümüz

Şarkıları unuttuv

Kerkük’tür her türkümüz.

Bu topraklar bizimdir, ebediyen bizim kalacak.

Kerkük iksirinden, Hasa Çayının hayat suyundan mest olan Fuzulî ahfadından Sait Besim DEMİRCİ Hoyrat demiş bakalım ne demiş:

HOYRAT

Yüksek bir haykırışla engine daldı bir ses

Titredi süzişinden göklerin sarı kızı

Boğuşuyor hisleri derinleştikçe nefes

Bak ne kadar hazindir bu akış kalbden sızı

Ezelî bir âşıka benziyor bunun hali

Dolaşıyor her tarafta maşukunun hayali

Bir elem kaynağından hız alan şu türkünün

Yığın yığın feryattır hem lahnı hem me’ali

Sustular hep bülbüller bir anda her tarafta

Güller de açmaz oldu matem var matem işte

“Yetimi” nalan türkü o Hoyrat

“Dede neynim”

“Kesik” bir çağlayanın hüznü var bu akışta.

VE

Kerküklü Tanrı Dağında Ergenekona erişmek, onun yoluna bir an önce düşmek, parlayan AYYILDIZI görmek için BOZKURT’unu aramakta ve beklemektedir:

Kale’de verdiğ şanı

Uğrunda döktüğ kanı (döktüğ=döktük)

Bütün Türkmen burdadı (burdadı=buradadır)

Be bizim BOZKURT hanı? (hanı=nerede)

Başkanına

Kan kandır Baş Kanına

Özüm aşretim kurban (aşretim=aşiretim)

Bozkurtun Başkanına.