1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Hidayet Arsalan

Nefi Demirci
BİR toplumun lideri konumunda olan bir kimse, bir toplumun sevdiği saydığı, cenaze töreninde onbinlerce insanı ile Türk olan toprağında ebedî mekânına uğurladığı ulu şahsiyetine hakaretâmiz, küçültücü, suçlayıcı kelimeler kullanarak, saldıramaz. Üstelik bunları kendi millî mücadelesinin seyrini kaleme aldığı kitabında yazdığını okuyunca yadırgadım, esefle karşıladım. Demek oluyor ki kendisine babasından intikal eden Türk düşmanlığının kor ateşi her gün biraz daha isteklerini körüklemekte hakkı, hukuku, tarihî bağı olmadığı hâlde, mukaddes Türk topraklarına hiçten var ettikleri hayâl âlemlerine içlerinde yanan arzu ateşinin küllerini dökmek sevdasına kapılmışlar.

“Barzanî ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi” kitabında M. Barzanî diyor ki: “Bütün Kütlere ve gelecek kuşaklara şunu tavsiye ediyorum, aklınızdan çıkarmayın: Kerkük’ü ve Kürdistan’daki birçok bölgeyi Araplaştıran Baas rejimidir. Bunu da salt kör ırkçılığı nedeniyle yapmıştır. Kürdistan’daki Araplaştırma uygulamalarına son vermek için var gücünüzle mücadele edin.

Kerkük’te bir Türk azınlığının bulunduğu gerçeğini kimse inkâr edemez. Bu bir realitedir. Ama bunun yanında Asurî azınlığı da vardır... Bununla beraber Türkmen kardeşlerimiz bir etnik azınlık olarak her türlü haklardan yararlanmalıdırlar, diğer azınlıklarla birlikte onların da hakları verilmelidir.” (1- Muhalefet toplantılarındaki sonuç bildirilerine bakılırsa çıkan kararlar bu doğrultudadır. 2- Kerkük’te Araplar, hükûmet ve rejimlerini kullanarak Türklerin yerlerini işgal etmektedirler. Kürtler değişik hile, desise yolları ile Türk Kerkük’e yerleşme yolları aramaktadırlar.)

14 Temmuz 1959 Kerkük’teki Türk katliamını benim babam yaptı, yaptırdı, hazırladı diyecek değildir, tabiî ki kendi iftiralarını, uydurmalarını sıralar. Adı geçen kitapta:

“Barzanî (Molla Mustafa Barzanî) gerçekleştirdiği ziyaretlerin birinde İkinci Fırka’nın karargâhına uğradı ve Kasım 1958 tarihinde buradaki Orduevine konuk oldu. Hidayet Arsalan isimli bir Turancı subay, Barzanî’yi taşıyacak olan helikoptere zaman ayarlı bir bomba yerleştirdi. Fakat Kürt subaylardan birinin bunu öğrenmesiyle suikast plânı bozuldu. Bu olayın öğrenilmesinden hemen sonra Turancı subay bir kalp krizi geçirerek kin ve nefretiyle birlikte öldü. (Neden Bay Barzanî mahkemeye başvurmadı?)

Devam ediyor:

“Allah şahittir, savaşı sevmiyorum. Çünkü savaş, bir sorunu halletmenin en kötü yoludur. Ancak Baas Partisi bize başka bir yol bırakmadı. Onların bize getirdiği önerinin onların lehine Kerkük’ten ve başka bölgelerden ödün vermemizden başka bir anlamı yoktur. Bu ise imkânsızdır. Bu uğurda her şeye hazırız, hepimizin öldürülmesine karar verilse de... Çünkü ben, Kürtlerin kabrime gelip tükürerek, ‘Niçin Kerkük’ü sattın?’ demelerinden korkuyorum.”

Bunlar Irak Devleti kurulduğu günden beri hep isyan etmiş, sözüm ona Baas rejimi onlara çok baskı yapmış. Tamamen uydurma ve kasıtlı bir iddia, çünkü Kürtler Baas rejiminde özerklik hakkına kavuştu, Anayasada isimleri yazıldı, asıl ve gerçek, ne olduysa Türkmenlere oldu, bir de baktılar ki dağdan inenler topraklarına ortak çıkmış.

Orkun Dergisinin, “Şubat 2003 tarihli 60. sayısında çıkan” yazımızdaki belgelerle sabittir ki, Barzanîler yalan yanlış iddialara dayanarak Kerkük gibi Şanlıurfa’yı, Diyarbakır’ı da istemektedirler, haritalarında göstermişler. Dün olduğu gibi bugün de Türkmenlerden kurtulma yolları peşindedirler. Ama Hidayet Arsalan’lar ayaktadır ve Turancı dediğin o muhteşemin ahfadları sizlerin bu ham hayâllerinizin gerçekleşmesini önleyecektir, kalpleri o nur, o aşk ile doludur.

Hidayet Beğ: 1910 yılında Türkalan köyünde doğmuş. 1937 yılında teğmen, 1943 yılında üsteğmen, 1947 yılında yüzbaşı olmuş, 1948 yılında İsrail-Arap (Filistin) Savaşı’na katılmış, 1957’de binbaşı olarak Kerkük Merkez Komutanlığı’na atanmış, Kerkük İnzibat Âmiridir.

14 Temmuz ihtilâlinden sonra Kerkük komünist ve Kürtlerin akınına uğramış, taşkınlık yapan kışkırtıcı Kürtler olay çıkarmaktadırlar, yer yer sataşmalara, sürtüşmelere sebep olmaktadırlar. Asayişi temin ve Türklere zarar gelmemesi endişesi içerisindedir H. Arsalan.

“Ordu evinde misafir edilen Molla Mustafa, o akşam Kerkük’te kalır, yaptığı toplantıda Kürtlerin Kerkük’te yapacağı işleri ve gizli plânları açıklar, durumu anlatır. Bu, ertesi gün hâdiselerin çıkması için yeterli idi. 25 Ekim 1958 saat 17.00’de yüzlerce silâhlı Kürt militanı, büyük taşkınlıklar içerisinde askerî hava alanından Barzanî’yi Bağdat’a yolcu eder. Daha sonra silâhlı Kürtler şehre dönerler, ellerindeki dövizlerde “Kerkük Kürt şehridir, Kürt olmayan bu şehri terk etsin, Türklere, Turancılara ölüm.” yazılıdır. Garnizon komutanı şiddetli heyecan ve endişe içerisindedir, engin kalbi bu strese dayanamaz, görev başında sevdiği halkının yanında vefât eder.

Merhum Hidayet Arsalan, vatanperver, milliyetçi, Türklüğüne bağlı, hemşehrilerini seven, sayan, koruyan, kendisinden küçükleri bağrına basıp millî ülküde onlara destek olan bir ağabey, bir amca idi. O büyük insan nefretiyle ölmedi. O 3 milyon Türk’ün sevgi dolu, minnet dolu gönüllerinde yerleşti, inandığı ülküsü ve milleti için görevi başında şehit oldu.(1)

Kerkük’ün ona olan sevgisi, birbirlerine bağlılıkları cenaze törenindeki dayanışma ve muhteşem kalabalıkla, Kerkük topraklarında gözü olanlara gösterilmiştir. Gösterilmiştir gösterilmesine ama ne yazık ki Kerküklüler, Türkmenler bu olaylardan düşünerek ders, ibret alamadılar, almadılar ve bugünlere gelindi.

Yazılan kitapta da belirtildiği gibi, Kürtler Kerkük’e sahiplendiler, Türk topraklarını, binlerce köyü, kahraman Telafer’i hayâlî Kürdistan içine aldılar, dünyaya Türkmenlerin gafletinden ve bazı işbirlikçilerin dalâletinden yararlanarak tanıttılar, lanse ettiler, gündeme oturttular.

Hidayet Arsalanların ruhları Türkmeneli semasında bugünün karanlık bulutları arasından sesleniyor, yeter evlâtlarım uyanın, direnin, benim ve benim gibi diğer ulu şehitlerimizin mezarını, toprağınızı yad ellere vermeyin, vermemelisiniz, diyor.

Paslan kılıncım paslan (2)

Sahibuv ölüp yaslan (3)

Ordu’da ele geçmez

Senüv kimin bir Aslan (4)

Aslan gibi

Kükreriz Aslan gibi

Görmedi Kerkük asla

Hidayet Arsalan gibi

Gün battı

Grup etti gün battı

Bu topraklar çiğnenmez

İçine Arsalan yattı.

DİPNOTLARI

(1) Kerkük’ün Siyasî Tarihi. Nefi Demirci. 1990.

(2) Kılınç: Kılıç.

(3) Sahibuv: Sahibin.

(4) Senuv: Senin.