1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Hazarlar üzerine notlar

Faruk Çetin
HAZAR Devleti 460’lardan 960’lara kadar yaklaşık beş asır hüküm sürmüştür. İlk yüzelli yıl Göktürklere tabi olmuşlar1 600’lü yılların ilk çeyreğinden itibaren imparatorluk hâlini almışlardır. Başkentleri 468-723 arası Belencer(*) 723-965 arası İtil(**) (Astırhan) şehridir.

Devletin sınırları doğuda Göktürk Hakanlığı’nın batı sınırlarından başlayıp batıda Tuna nehrine kadar, kuzeyde Kiev ve Moskova’dan güneyde Aras nehrine kadar uzanmıştır.

Komşu devletlerle sıkı akrabalık bağı kurmaya çalışan Hazarlar bu konuda özellikle Bizans’a önem vermişlerdir. Çünkü o tarihte Bizans hem en büyük Hristiyan devlettir hem de Karadeniz müşterek kullanılmaktadır. Tesbit edilebildiği kadarı ile Bizans imparatoriçeleri arasında iki Hazar prensesi vardır. Bunlardan birisi Bizanslıların “Theodora” adını verdikleridir ve imparator II. Justinianus ile evlenmiştir. İkincisi ise kendi adının “Çiçek” olduğu tahmin edilen ama Bizanslıların “Eirene” dedikleri ve imparator V. Constantinus Kopronymus ile evlenendir. Bu evlilikten doğan IV. Leo 775-780 arası Bizans imparatoru olmuş ve “Khazar” lâkabı ile anılmıştır.

Bu akrabalıkların dışında Hazarlar Bizans’a askerî ve siyasî yardımlarda da bulunmuşlardır. Meselâ, 627’deki Sâsânî ve 718’deki Arap muhasaralarında Bizans’a yardıma gelen orduların içinde Hazar askerleri de vardır.

Aynı şey Arap İslâm imparatorluğu ile de yapılmaya çalışılmıştır. Harun Reşid’in ünlü vezirlerinden Yahya Bermekî’nin bir Hazar prensesi ile evlendiğini biliyoruz. Ancak bu çabalara rağmen Araplarla iyi ilişkiler kurulamamıştır.

721-723 arası Müslüman Araplar Dağıstan’a girip Belencer’i işgal etmişlerdir. Bunun üzerine başkent daha kuzeydeki İtil’e nakledilmiştir. 732’de Emevîler bütün Dağıstan’ı ele geçirip Arap İslâm imparatorluğu’na bağlamışlardır. 737’de bir başka Arap ordusu İtil’e kadar gelmiştir2. Çok şiddetli çatışmalardan sonra Hazar hakanı Müslümanlığı kabul ettiğini söyleyerek başkenti kurtarabilmiştir.

Bu ağır darbelere rağmen Hazarlar batıda durumlarını kuvvetlendirmişlerdir. Bu çağda Kırım bir Hazar valisi tarafından yönetilmekte ama halkın çoğunluğu Gotlardan oluşmaktaydı. Üstelik Gotlar Türklere göre ayrıcalıklara sahipti. 787’de Gotların imtiyazları kaldırılmış ve muhtemelen bu tarihten sonra Kırım’da Türkler çoğunluğu ele geçirmişlerdir. Yine bu sıralarda Hazarlar şimdiki Kiev (Türkçesi: Mingkirman) şehrini kurmuşlardır.

Hazar Devleti Macar, Oğuz ve Peçenek göçleri sebebi ile zayıflayınca o güne kadar kendilerine bağlı olarak yaşayan Rusların3 saldırılarına maruz kalmışlar, özellikle 965’ten sonra bir daha toparlanamamışlardır. Bu devrede kaderin garip bir cilvesi tecelli etmiştir. Şöyle ki; Hazar kağanları Rus saldırılarından bunalınca Harezmlilerden yardım istemişler, onlar da Müslüman olmaları şartı ile bu teklifi kabul etmişlerdir. Bunun üzerine Hazar kağanı (Yusuf) Müslüman olmuş, Müslümanlığa geçmeleri muhtemel olan Ruslar da Hazarlara karşı Bizans’la ittifak yapmışlardır. Bu ittifak ilişkisi Rusların Hristiyanlaşmasına zemin hazırlamıştır.

X. Yüzyılın sonlarında Hazar Devleti ortadan kalkarken, Kırım’a sıkışan Hazar grupları “Çun” isimli hükümdarlarının liderliğinde küçük bir devlet kurmuşlardır.4

Hazar ülkesinde yöneticilerin dini ne olursa olsun, halk arasında İslâmiyet, Hristiyanlık, Yahudilik ve Şamanizm hep olmuştur. Bu sebeple İtil şehrinde yedi mahkemeden ikisi İslâm, ikisi Hristiyan, ikisi Musevî ve biri de Şamanistlerin ve Rus tüccarların dâvâlarına bakan hâkimlerin idaresindeydi.

Hazarlarda 732-800 arası yönetici kadrolarında ve halk arasında İslâm dininin hâkim olduğu (resmî din) bilinmektedir5 800’den sonra kesin olarak Musevîliği kabul etmişlerdir. Ancak halk arasında bu dinin çoğunluğu teşkil edecek kadar kabul gördüğü şüphelidir.6

Henüz Hazar Türkçesi ile yazılmış hiçbir belge bulamamış olmamıza rağmen dolaylı kaynaklardan tespit edilebilen Hazar hakanlarının isimleri şöyledir:

Bulan-Ubaca-Hizkiya-I. Menaşe-Hanuka-İshak-Sabulon-II. Menaşe-Nisi-I.Harun-Menahem-Benyamin-II. Harun-Yusuf.

Kendilerinden sonra Doğu Avrupa’da kurulan bütün devletlere askerî ve siyasî kültür açısından tesir eden Hazarlar onlarca farklı etnik ve dinî yapıyı asırlarca barış içinde bir arada tutmuşlardır. Osmanlı Türkçesinde barış anlamında kullanılan “Hazar” kelimesi buradan mı geliyor bilmiyorum ama doğrusu yakıştığını düşünüyorum.

DİPNOTLARI

(1)- 6. asırda Göktürklerin Batı yabguları olarak görülmektedir. Hattâ Zeki Velidî Togan’a göre Hazarlar bizzat Göktürklerin hanedan sülâlesi olan “Aşina” soyundan gelmektedir.

Hazar yöneticilerinin Müslüman, Hristiyan veya Musevî olmadan önceki dönemlerinde, yani ilk 150 yılında yöneticilerin isimlerinin bilinmemesi bu konuda bir talihsizliktir. Çünkü bu iddianın araştırılmasında önemli bir ipucu olabilirdi. (F.Ç.)

* Dağıstan’da bir şehir. Bugünkü adı “Anderey”, Hazarlar, Dağıstan’da Belencer’den başka, Semender, Saksın, Suvar gibi büyük şehirler kurmuşlardır.

** Bugünkü adı ile Volga nehri deltasında kurulmuştur.

(2)- Bu durum Müslüman Arap İmparatorluğu’nun (Emevîlerin bir an için Fransa’ya girişlerini hariç bırakırsak) kuzeyde ulaştığı son noktadır.

(3)- Buradaki Rus tabirinden, Normanları ve İsveç dilini kullanan Cermenleri anlamamız lâzım.

(4)- Bugün Kırım’da, Polonya’da ve Türkiye’de bulunan “Karaim Türkleri” bu devletin bakıyeleridir. “Karaim” ismi Hazarların yahudiliğin “Karay” mezhebine mensup olmalarından gelmektedir.

(5)- Buradan yola çıkarsak Hazarların bir anlamda ilk Müslüman Tük devleti olduğunu düşünebiliriz.

(6)- Halk arasında Yahudiliğin yaygınlaşması, X. yüzyılın yarısında Bizans İmparatoru Romanos zamanında yapılan Hristiyanlaştırma baskısı sonucu buradan kaçan Yahudilerin Hazarlara sığınması ile başlamıştır.