1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Hasan Şahramanoğlu

Yrd.Doç.Dr. Ekrem Karadişoğulları
Hasan ŞAHMARANOĞLU ile dostluğumuz 1950’li yıllara kadar gider. Demek ki tam yarım asırlık bir dostluk. Bizim ortaokul öğrencisi olduğumuz yıllarda, gerek Kilis Halk Kütüphanesi’nden, gerekse Kilis parkında birkaç bankı bir araya getirerek kalabalık bir şekilde yaptığımız şiir ve edebiyat sohbetlerinden

Hasan ŞAHMARANOĞLU’nu hatırlıyorum. Daha sonra bizim Gaziantep Lisesi öğrencisi olup da; tatillerde Kilis’te bulunduğumuzda dostluğumuz daha da bir gelişir. Bunlardan ilk olarak hatırımızda kalan ise; 1957 yılı Şubat tatilinde şimdi aramızda olmayan ve ismini her zaman rahmet ve saygıyla anacağım Seyfettin BAŞÇILLAR(1) ile bir grup edebiyat öğretmeni ve aralarında Hasan ŞAHMARANOĞLU’nun da bulunduğu şiir severlerle birlikte hazırladığımız şiir gecesidir. O gece ben de yine Seyfettin BAŞÇILLAR’ın seçtiği iki şiirle programa katılmıştım. O geceden sonra yaklaşık 45 yıldır kesintisiz bir dostluğumuz var. Bu ilk tanışma ve hâtıradan sonra artık Hasan ŞAHMARANOĞLU’nun hayat hikâyesinden, Türkçülük ve edebî çalışmalarından bahsedebiliriz.

Hasan ŞAHMARANOĞLU, 1935 yılının bir sonbahar ayında Kilis’in Şeyh Abdullah Mahallesi, Yasemin Çıkmazının -eski adı Hasenek Çıkmazı- 13 numaralı evinde dünyaya gelmiştir. Babasının adı Mehmet, dedesinin adı ise Hasan’dır. Aile geleneklerine uyarak Hasan’ın adı da dedesinden gelmektedir. Aile Kilis’te Hanoğlu olarak bilinmektedir. Ancak büyük dedelerinden biri yüksek bir binaya merdivensiz çıktığı ve o binaya ancak bir efsane hayvanı olan şahmaranın çıkacağı düşünüldüğü için aile aynı zamanda Şahmaran lâkabı ile de anılmaktadır. İşte buradan hareketle aile de Soyadı Kanunu ile kendisine Şahmaran’ı seçmiştir.

Hasan ŞAHMARANOĞLU’nun yaptığı araştırmalara göre(2) Hanoğulları’nın tarihçesi Güneydoğu Anadolu’nun fethine öncülük eden Karahanlı Prensi Hanoğlu Harun’a kadar uzanır. Hasan ŞAHMARANOĞLU, Mehmet Süreyya Beyin Sicilli Osmani’sinde adı geçen Kilisli Hanoğlu Ahmet Beyin de bu soydan geldiğini tahmin etmektedir. 1724 yılında ölen Ahmet Bey bugün Irak sınırları içerisinde Musul eyaletine bağlı Bane sancağı beyliğinde de bulunmuştur. Müftü Hanoğlu Yusuf Efendi de yine bu ailedendir.

İlköğrenimini Kilis’te yapan Hasan ŞAHMARANOĞLU, orta öğrenimini tamamlayamadan meslek hayatına atılır. Ancak okuma ve yazma uğraşısı her zaman hayatının bir parçası olarak kalmaya devam eder. Öğrenimini bıraktıktan sonra Kilis’te Cumhuriyet Garajında bir oto tamir atölyesinde çalışmaya başlayan Hasan ŞAHMARANOĞLU’nun meslek hayatı bundan kısa bir süre önceye kadar devam eder. Meslek hayatına atıldığı yıllarda Kilis’te oturdukları sokağın başında bir kunduracı dükkânı vardır. Bu dükkânın sahibi de Şükrü Hoca (Elçi) adlı geniş fikirli, aydın ve eski Türk edebiyatı ile Türk tarihine hâkim tarikat ehli ve mutasavvıf bir kişidir. Babasının tavassutu ile Hasan ŞAHMARANOĞLU ilk edebiyat, tarih ve şiir zevkini işte bu Şükrü Hoca’dan alır. Ayrıca Şük rü Hoca, Hasan ŞAHMARANOĞLU’na eski yazıyı da öğretir. İşte bu sıralarda Hasan ŞAHMARANOĞLU bir rüya görür ve bu rüya onun hayatında bir dönüm noktası olur. Milliyetçilik / Türkçülük badesini içtiği diyebileceğimiz bu rüyayı şimdi Hasan ŞAHMARANOĞLU şöyle ifade etmektedir:(3)

“... O zaman Cumhuriyet garajında tamirci kalfalığı yapıyordum. Yıl 1950’ler. Gündüz uykum geldi. Cumhuriyet Oteline çıktım. (Otel bizim akraba Hacı Bahri’nin) Bir odaya girdim, kapıyı kilitledim. Uyumuşum. Rüyamda ak sakallı, ak giysili uzun boylu bir adam elinde bir tomar dergi, “Sen bunları okuyacaksın” diye bana Orkun ve Büyükdoğu dergilerini verdi. Uyanınca yatağın başı ucunda baktım bu dergiler var...”

Hasan ŞAHMARANOĞLU bu rüyadan sonra artık bu dergileri sürekli okumaya başlar. Çalışmak üzere İstanbul’a gidinceye kadar kendini yetiştirmeye gayret eden Hasan ŞAHMARANOĞLU’nun bir süre sonra dili ve kalemi açılmaya başlar. Bu cümleden olmak üzere ilk şiirleri ve yazıları Kilis’te Genç Kilis ve Hududeli gazetelerinde yayımlanır.

Çalışmak üzere İstanbul’a gittiğinde diğer milliyetçi dergileri de takip etmeye başlayan Hasan ŞAHMARANOĞLU bu dergilerin idarehanelerinin yolunu da öğrenir. İstanbul’da tanıdığı ilk dergi ve idarehanesi “Toprak”tır. Toprak’ın Beyazıt’taki idarehanesinde İlhan DARENDELİOĞLU ile tanışır. İlhan DARENDELİOĞLU’na gidip gelenler arasında Prof. Dr. Faruk Kadri TİMURTAŞ da vardır. Hasan ŞAHMARANOĞLU bu arada Furak K. TİMURTAŞ’ı da tanır. Timurtaş, Hasan ŞAHMARANOĞLU’nu çok sever ve ufkunun açılmasında önemli katkıları olur. Şiirleri de artık Toprak dergisinde çıkmaya başlar.

Askere gitmeden önce tekrar Kilis’e dönen Hasan ŞAHMARANOĞLU bir müddet sonra vatanî görevi nedeniyle bir kez daha Kilis’ten ayrılır. İstanbul’a ikinci gelişi bu kez askerlik nedeniyledir. Birliği Maltepe’dedir. Nihâl ATSIZ Hoca da Maltepe’de oturmaktadır. Hasan ŞAHMARANOĞLU bu kez izinli olduğu günlerde Nihâl ATSIZ Hocanın yanına gidip gelmeye başlar. Ötüken’in çıkmasına yardımcı olur. Şiirleri Ötüken’de de çıkmaya başlar. Hatta Abdurrahim KARAKOÇ’un ilk şiirinin Ötüken’de yayımlanmasına vesile olur. O zaman başlayan Hasan ŞAHMARANOĞLU - Abdurrahim KARAKOÇ dostluğu da bugüne kadar kesintisiz devam eder. Abdurrahim KARAKOÇ’un “Hasan’a Mektuplar”ının adresi de Hasan ŞAHMARANOĞLU’dur. Hasan ŞAHMARANOĞLU - Nihâl ATSIZ Hoca dostluğu da Atsız Hoca’nın 1975 yılında ölümüne kadar sürer.

Hasan ŞAHMARANOĞLU’nun Ötüken’de birçok şiiri yayımlanır. Ancak Batman’da Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı oto tamir atölyesinde görevli olduğu sıralarda şiirleri Hasan TURAN takma adıyla yayımlanır. Hasan ŞAHMARANOĞLU uzun yıllar Batman’da görev yaptıktan sonra emekli olur ve önce İstanbul’a yerleşir. İstanbul’a bu üçüncü gelişinde Orkun dergisini yayımlayan Yaşar ARISAN ile tanışır. Şiirleri bu kez Orkun’da da yayımlanmaya başlar. Yaşar ARISAN – Hasan ŞAHMARANOĞLU dostluğu ilerler ve ŞAHMARANOĞLU, Orkun’un yayımlanmasında ARISAN’a sürekli yardımcı olur. Daha sonra Yaşar ARISAN, Orkun’u Altan DELİORMAN’a devreder. Hasan ŞAHMARANOĞLU, İstanbul’da bulunduğu yıllarda Necip Fazıl KISAKÜREK’i, Peyami SAFA’yı tanır ve sohbetlerinde bulunur. Ankara’da Osman Yüksel SERDENGEÇTİ, Mehmet ÇINARLI ile tanışır. Atölye kurmak için bir süre Suudî Arabistan’da bulunan Hasan ŞAHMARANOĞLU Dahran’da Emine IŞINSU’yu tanır. “Arabistan Geceleri” adlı şiiri orda yazılır. Seyfettin BAŞÇILLAR ve Şevket BULUT ile olan dostlukları ikisinin de ölümüne kadar devam eder. Bahtiyar VAHAPZADE ve Remzi Oğuz ARIK da dostları arasındadır.

Artık çok sevdiği ve sevdalısı olduğu Kilis’te yaşamaya başlayan Hasan ŞAHMARANOĞLU, biçki dikiş hocalarından Güler Hanım ile evlidir ve bu evliliğinden iki kız, iki erkek çocuk sahibidir. Büyük kızı Almıla NİLGÜN, İzmir Türk Koleji mezunudur, üç çocuk annesidir ve Ankara’da bir bilgisayar firmasında çalışmaktadır. Onun küçüğü Gökçenkız, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü mezunudur ve Van Yüzüncüyıl Üniversitesi’nde Araştırma görevlisidir. Mehmet BUĞRA diş hekimidir ve Tavşanlı’da çalışmaktadır. En küçük Ersegün ise Anadolu Üniversitesi İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü mezunudur ve Ankara’da çalışmaktadır.

Hasan ŞAHMARANOĞLU, şiirlerini ilk defa 1991 yılında yayınlanan “Korku Duası” adlı bir kitapta toplamıştır.(4) Korku Duası iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde toplam otuz altı şiir yer almaktadır. Kitabın ilk şiiri olan Canbolat Camii’nde Sabah’ta Hasan ŞAHMARANOĞLU sabah namazında Kilis’te Canbolat Paşa’nın Mimar Sinan’ın kalfası Kasım Ustaya yaptırdığı camide mü’min bir insanın huşû içinde kıldığı bir namazda duyduğu yüce duyguları dile getirir. İkinci şiir “Ayasofya’da Hayâl”de ise, Hasan ŞAHMARANOĞLU Ayasofya’yı gezerken; “Doldu renk renk içeri bitli turist sürüsü” diyerek Ayasofya’nın kudsiyetine duyduğu saygıyı dile getirir. Kitabın en önemli şiirleri “Almıla”, “Gökçen Kız”, “Güntülü” ise Türklük şuuruna ve Nihâl ATSIZ Hocaya duyulan saygının birer ifadesidir. Almila şiiri, Nihâl ATSIZ’ın “Bozkurtların Ölümü” adlı tarihî romanındaki Almıla adlı kızdan; “Gökçen Kız”, “Deli Kurt” adlı romanındaki Gökçen Kız’dan; “Güntülü” ise “Ruh Adam” adlı romanındaki kız kahramandan ilham alınarak kaleme alınmış şiirlerdir. Kitaptaki beş gazel ile, Abdullah SERMEST Efendinin; Abdullah ERCAN’ın; Avni KEÇİK’in ve Nihat FERAH’ın birer gazeline yapılan tahmisler bugünün Türkçesi ile söylenmiş, şekil ve tema itibarı ile tamamen klâsik bir yapı arz ederler. Kitaptaki şiirler üç dörtlükle son bulmaktadır. Bunlardan “Hayat Arkadaşıma Sevgilerle” başlıklı ve birlikte yaşanılan ve paylaşılan bir hayatı tevekkül düşüncesi ile yoğurarak bir dörtlüğe sığdırma ustalığı gösteren Hasan ŞAHMARANOĞLU’nun bu dörtlüğünü aşağıya almadan geçemiyoruz:

HAYAT ARKADAŞIMA SEVGİLERLE

Hüznile ağlamakta, sevgiyle coşmaktayız.

Çile dolu yolları zorlukla aşmaktayız.

Bu yol ki bitmek üzre sona ermekte bahar,

Ömrün sonuna doğru delice koşmaktayız.

Kitaba adını veren iki perdelik manzum piyesin kahramanlarının ise yaşayan ve aynı fikirlere sahip olan kişiler olduğunu ve bu piyesin Türk edebiyatında kırılmadan, bölünmeden söylenmiş en uzun soluklu manzum piyeslerden biri olduğunu söylemektedir Hasan ŞAHMARANOĞLU.(5)

Hasan ŞAHMARANOĞLU âşık tarzı şiirlerinde Âşık Kutlu mahlasını kullanmaktadır. Bu şiirlerin çoğu taşlama özelliği taşımaktadır. Eski şiirin rüzgârı ile yazdığı hicviyelerde de çok sevdiği Kilisli divan şairlerinden ve bir hiciv üstadı olan Bekir Vahit Efendi (1801–1887)’ye atfen, “Bekir Vahidi Zaman” mahlasını kullanmaktadır.

Hasan ŞAHMARANOĞLU’nun Korku Duası’ndan başka yayımlanmış üç eseri daha bulunmaktadır. Bunlardan “Cumhuriyet Dönemi Şairleri Antolojisi” kırka yakın Kilisli şairin hayat hikayelerini ve şiirlerinden örnekleri ihtiva etmektedir.

Necib Âsım YAZIKSIZ (Balhasanoğlu) ile ilgili araştırması(6) Nacib Âsım’ın hayat hikâyesi ve Budapeşte’de yayınlanan “Keleti Szemle” adlı derginin 1902 yılı üçüncü cildinde Fransızca olarak çıkan “Türkçe’de Kilis Lehçesi” adlı makalesinin Türkçe’ye tercümesinden ibarettir.(7)

“Kilis Türküleri”(8) adlı eseri ise Kilis’te söylenen ve TRT repertuarlarına girmiş otuz dört türkü ile bu türkülerin notalarından meydana gelmektedir. Ayrıca başta Prof. Dr. Alâattin YAVAŞÇA olmak üzere, Kilis musikisine gönül vermiş on iki müzisyenin hayat hikâyeleri verilmiştir.

Hasan ŞAHMARANOĞLU son yıllarda “Kilis Ünlüleri (Din Adamları, İlim Adamları ve Yazarlar)” adlı bir biyografik eserle; yine Kilisli divan şairlerinden, hayranı olduğu Bekir Vahit Efendi ile Zihni Baba’nın divanlarının Lâtin harfleri ile basımı üzerinde çalışmaktadır.

Yazı ve şiirlerini şimdilerde Orkun’da yayınlayan Hasan ŞAHMARANOĞLU;

“Türklük için doğdum, Türklük için çalışıyorum..” diyerek çalışmalarına devam etmektedir.(9)

DİPNOTLARI

(1) Seyfettin BAŞÇILLAR 25 Mayıs 2002 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nde vefat etmiş, New Jersey’de kendi kurduğu Türk-Amerikan Müslümanları Kültür Derneği tarafından alınan Müslüman mezarlığına defnedilmiştir.

(2) Hasan ŞAHMARANOĞLU’nun 23.09.2001 tarihli özel mektubundan.

(3) 12 Kasım 2001 tarihli özel mektuptan.

(4) Hasan ŞAHMARANOĞLU, (1991), Korku Duası, Kilis Kültür ve Turizm Derneği Yayınları 1, Kilis.

(5) 23.09.2001 tarihli özel mektuptan.

(6) Hasan ŞAHMARANOĞLU, Necib Âsım YAZIKSIZ (Balhasanoğlu), (1995), Kilis Kültür Derneği Genel Yayın, No: 15, ANKARA.

(7) Hasan ŞAHMARANOĞLU adı geçen makaleyi Macar Türkolog David Geza’dan almış ve Fransızcadan Türkçeye tercümesi ise Kilisli hemşerimiz Necla Azaz IŞIK tarafından yapılmıştır. (a.g.e s. 10)

(8) Hasan ŞAHMARANOĞLU Kilis Türküleri (2000), İstanbul Kilis Vakfı Kültür Yayını 2, Kilis.

(9) 12.11.2001 tarihli özel mektup.