1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Hamdullah Suphi Tanrıöver

Prof.Dr. Necmeddin Sefercioğlu
Edebiyatçı, öğretmen, hatip, siyasetçi, devlet adamı ve diplomat; fakat hepsinden öte, inançlı ve sebatlı bir ülkü adamı, Türkçülük ülküsünün seçkin önderlerinden biri, bu ülkünün tarihî kuruluşu olan Türk Ocağı’nı en olumsuz şartlarda bile 1912’den 1966’ya kadar tüttüren, yaşatan bir gönüllü toplum önderi. Hamdullah Suphi Tanrıöver, özetle, budur.

* * *

Hamdullah Suphi, 1885 yılında Istanbul’da doğmuştu. Dönemin bilginlerinden, Maarif Nâzırı Abdüllâtif Suphi Paşa’nın oğlu, ünlü edebiyatçı Samipaşazâde Sezai Beyin de yeğenidir.

İlk öğrenimini Kısıklı’da yaptıktan sonra Galatasaray Sultanîsine girdi ve orayı 1904 yılında bitirdi.

1905 yılında Reji İdaresi’nde memurluğa başladı. 1907’de Defter-i Hakanî’nin mektubî kalemi mülâzımlığına atandı. 1908 yılında Ayasofya Rüştiyesinde öğretmenlik, 1909’da Şehremanetinde çevirmenlik yaptı. 1910’da Dârü’l-muallimîn (Erkek Öğretmen Okulu)’de ‘terbiye’ ve ‘Osmanlıca’ öğretmenliği yaptı. 1913’te geçtiği Dârü’l-fünun (Üniversite)’da ‘Türk edebiyatı’ ve ‘terbiye’ dersleri verdi; Türk ve İslâm Sanayi-i Nefîse Kürsüsünü kurdu. Orada ve Bahriye Mektebi ile Dârü’l-bedâyî’de öğretmenlik yaptı. 1917’de bir yıl kaldığı Almanya’ya gitti. 1919’da İzmir’in Yunanlarca işgal edilmesi üzerine Istanbul’da yapılan açık hava toplantılarında yaptığı konuşmalarla büyük ilgi çekti. İşgalcilerin Ege bölgesinde yaptığı zulümleri belirlemek için kurulan “Tahkik-i Mezalim Heyeti”nde görev aldı.

Son Osmanlı Meclis-i Meb’ ûsân’ına Saruhan meb’usu seçildi ise de. Istanbul’un İngiliz ve Fra ansızlarca işgal edilip o Meclis’in ve başkanı olduğu Türk Ocağı’nın kapatılması üzerine Millî Mücadeleye katılmak için Ankara’ya gitti ve seçilmiş meb’ us olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğine alındı; aynı zamanda Matbuat Umum Müdürlüğü görevini üstlendi. 14.12.1920-20.11.1921 arasında Maarif Vekilliği yaptı ve İstiklâl Marşı’nın TBMM’ce kabulünde önemli rol oynadı. 1923’de Istanbul meb’ usluğuna seçildi. 4 Mart-19 Aralık 1925’te ikinci kez Maarif Vekili oldu. 1927 yılında yeniden İstanbul Meb’usu oldu. Türk Ocaklarının 1931’de kapatılmasından sonra elçi olarak Bükreş’e gönderildi. Bir yıl sonra da büyükelçiliğe yükseltildi ve bu görevi 1939’a kadar sürdü.

Yurda döndükten sonra, 1943’te İçel, 1946’da Istanbul meb’ usluğuna seçildi. 1947’de konferanslar vermek üzere A.B.D.’ne gitti. Dönüşünün ardından üyesi bulunduğu C.H.P.’ den ayrıldı. Demokrat Parti adayı olarak girdiği 1950 ve 1954 seçimlerinde yine Istanbul meb’usu oldu. D.P.’den ayrılıp Hürriyet Partisi adayı olarak girdiği 1957 seçimlerini kazanamadı ve siyaset hayatından çekildi.

11 Haziran 1966 günü Istanbul’da uçmağa vardı.

* * *

Öğretmenliklerle, milletvekillikleri ile, bakanlıklarla ve diplomatlıkla geçen başarılı bir iş hayatı olan Hamdullah Suphi Tanrıöver’e asıl ününü Türk Ocağı’ındaki toplum çalışmaları kazandırdı. Genç bir Türkçü olarak 1912’de seçildiği bu tarihî ülkü kurumunun başkanlığını, kapatıldığı 1931 yılına kadar yaptı. Türk Ocağı’nı 1949 yılında yeniden kurarak üstlendiği başkanlığını da, uçmağa vardığı 1966 yılına kadar sürdürdü. Böylece, Ocak başkanlığında kırılması imkânsız bir rekorun sahibi oldu. Resmî görevleri dışında kalan bütün zamanını Türkçülüğün ve Türk Ocaklarının gelişmesine adadı. Babasından kalan Fatih Horhor Caddesi’ndeki ünlü Suphi Paşa konağını, Ocak merkezi olarak kullanılmak üzere, uzun yıllar Türk Ocağı’nın hizmetine verdi. Başkanlığı dönemlerinde Türk Ocağı merkezlerinin Türk sanat eserleri ile donatılıp birer müze görünümü kazanmasına çalıştı.

Türk Ocakları Onun başkanlığı süresince Türklüğe yararlı birçok önemli atılımın içinde oldu, önderliğini yaptı. I. Dünya Harbi’nden sonra vatanın düşman istilâsından kurtarılmasını sağlamak için yurdun birçok yerinde mücadele bayrağını yükseltti. Düzenlediği toplantılar ile halkımızın ve askerlerimizin maneviyatını ve mücadele gücünü artırmağa çalıştı. Bu eylemlere Hamdullah Suphi, yüksek hatiplik yeteneği ile önemli katkılarda bulundu. Onun yönetiminde Türk Ocakları Cumhuriyet döneminin ilk yıllarındaki inkılâpları destekleyen, şubeleri aracılığı ile yurt çapında yayılmasını sağlayan bir gönüllü kuruluş kimliğini kazandı.

* * *

Hamdullah Suphi Tanrıöver’i 1950’li yılların ikinci yarısında tanıdım. Bu tanımanın tek yanlı olduğunu sanıyorum. Ankara Türk Ocağı’nda çalışmağa başladığım yıllarda zaman zaman Ocağa gelir, doğruca baş-kanlık odasına giderdi. Üzerinde ‘paşazâde’ ve diplomat olmanın verdiği ağırlığı olurdu. Bu yüzden kendisine yaklaşmağa cesaret edemezdik. Fakat O, tarihî Ocak yapısının yönetim katındaki küçük salonda gençlerin topluca bulunduğunu görürse, gelir, onlarla sohbet ederdi. Biz de Ocak anılarını anlattığı bu konuşmalarını zevkle dinlerdik.

* * *

Tanrıöver iyi bir hatip olmanın yanında yazar ve şairdi. İlk şiirleri Jön Türk’lerin Fransa’da çıkardığı Şûra-yı ümmet dergisinde çıktı. Daha sonraki şiirleri Servet-i fünûn ve Genç kalemler dergilerinde yayınlandı (Şiirleri bir kitapta toplanmamıştır). Düz yazıları ise Servet-i fünûn, Resimli kitap, Musavver muhit, Resimli roman, Muallim mecmuası, vb. dergilerinde ve Türk Ocaklarının yayın organı Türk yurdu’nda yayınlandı. Ayrıca Davul adlı mizah dergisinde de Sivrisinek, Toplu İğne, Dürbin, Keçi boynuzu, Yutmaz … gibi iğreti adlarla yazılar yazdı. Hakimiyet-i milliye gazetesinde de millî mücadeleye ilişkin yazıları çıktı.

Yayınlanan ilk kitabı 1909’da yayınlandığı sanılan Nâmık Kemal Bey Magosa’da adlı eserdir. La questionne Armenienne et un point de vue Turq (1919), Ermeni sorununu irdeleyen ilk yayınlardan biridir. Hitabelerini bir araya getiren Dağ yolu (1928-31) adlı 2 ciltlik eser ile yazılarının bir bölümünü içine alan Günebakan (1929)’ın birçok basımı yapıldı. Anadolu millî mücadelesi adlı eseri 1946 yılında, makalelerini M. Necati Sepetçioğlu’nun derlediği Seçmeler ise 1971’de çıkarıldı.

Hakkında, Mustafa Baydar’ın Hamdullah Suphi Tanrıöver ve anıları (1968) ve Dr. Fethi Tevetoğlu’nun Hamdullah Suphi Tanrıöver (1986) adlı eserleri yayınlandı.

Türk gençleri Türkçülük hareketinin seçkin kişilerinden biri olan Tanrıöver’i unutmamalı, anısını yaşatma çabası içinde olmalıdır.