1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Göktürk Harfli Bir Turfan Yazıtı'nın H.N. Orkun, S. Diker ve...

Dr. Selahi Diker
Orkun dergisinin 41. sayısında Selahi Diker'in "Türk Tarihi Sumer'de Başlar" adlı yazısına, Kâzım Mirşan'ın Orkun'un 42. sayısında verdiği cevap vesilesiyle, uzman olan veya olmayan Orkun okurlarının aydınlanması amacıyla Göktürk harfli bir metnin, Hüseyin Namık Orkun, Selahi Diker ve Kâzım Mirşan tarafından yapılmış transkripsiyonları ve tercümeleri bu yazıda karşılaştırmalı olarak sunulmuştur.

Göktürk alfabesi, Fenike, Aramî, Frig, Etrüsk, Arap vs. gibi eski alfabelerin aksine ince ve kalın ünlü ve ünsüzlere sahip en mükemmel bir alfabedir. Bu yüzden hepsinden daha sıhhatli okunabilir.

Aurel Stein tarafından 1907 yılında Turfan havzasının doğu ucunda, Tun-huang'da bulunmuş olan ve "Ong Tutuk" adını verdiğim yazıt aşağıda gösterilmiştir. Şekil 1, asıl olan ve Hüseyin Namık Orkun'un verdiği ve benim 7 Ağustos 2001 günü, bir Orkun yazarı olan komşum Celâl Öcal'dan temin ettiğim hâlini Şekil 2 ise Halûk Tarcan'ın kitabından aldığım (Tarcan) ve benim ve Kâzım Mirşan'ın faydalandığı hâlini vermektedir. Aşağıdaki karşılaştırmalar gösterecektir ki, Kâzım Mirşan kendine has transkripsiyonunu yaparken H.N. Orkun'un yazıtından, aynen benim olduğu gibi, habersizdi.

Yazıtın şekil 2'den faydalanarak ve sağdan sola okuyarak, gizli ünlü fonemlerin (küçük harfler) ilâvesiyle yaptığım transkripsiyonunu (Diker, 2000, Mart 2000) burada tekrarlıyorum: (1) iYeMİNG BİŞİNÇ aY SeKİZ YİGi- (2) RMİGİNG BİLİGüÇi ÖNGÜ iL- (3) DİNG. ON BaŞLaNGıP KELTİ: YaBuNGŞu (4) TUTUK, BOZ aNGÇı TUTUK, ÖT- (5) üNG BÖRT TUTUK, oNG aLTUN, Ta- (6) YıŞMaN, YaRıTMaLIK eRÜR, oNGTI (7) öZİNG oP, oNG TUTUK, OL oNGTI KaNGıM- (8) ıĞ, oNG aTLIĞ; YÜZLÜG OTUZ eR (9) KeLTiMİZ. BİR KÖN, BİŞ KOY/N (KOY/KON), (10) İKİ KÜP. BeGNİ, BİTiGüNGÇİ (11) İSİZ YaBIZ KUL BİTİDİM, (12) ITIM. BoĞaNG TOR iÇİGüSİ.

"Efendimin (Hükümdarımızın) beşinci ay, onsekizinci gününde, bilge (billigüçi, bilgüçi) Öngü İlding, on komutan ile (başlangıp "başı çekerek") geldi (veya: "Efendimin beşinci ay, on sekizinci gününde, (sen) Bilge yalnız başına (öngü) (düşmana) saldırdın (ilding). On (komutan) başı çekerek geldi"): Yabungşu Tutuk, Boz Angçı Tutuk, Ötüng Bört Tutuk, Ong Altun, Tayışman, Yarutmalık Erür, Ongtı özing Op, Ong Tutuk, Ol Ongtı ("o iyileştirdi") Babamı, Ong Atlığ ("iyi adlı"), asil (yüzlüg) otuz yiğit geldik. Bir gön, beş koyun, iki küp (erzak ile). (Hükümdarımın) bey'i (ben) kâtip, kaba, yavuz kulunuz yazdım (bitidim), gönderdim (ıtım). (Ben) Boğang Tor, (Hükümdarımızın) tâbisi (içigüsi)."

H.N. Orkun'un transkripsiyonu ve tercümesi:

(1) YeME BİŞİNÇ aY SeKİZ Yİgi- (2) RMİGE BİLİG KÖNGÜL (3) SaNGUN BaŞLAP KeLTİ YaBAŞ (4) TUTUK BUZAÇ TUTUK ÖR- (5) E BÖRT TUTUK ALTUN T- (6) aY SaNGUN YaRTıMLIK eRÜR ATI (7) öZ APA TUTUK OLATI KAM- (8) ıĞ ATLIĞ YÜZLÜG OTUZ eR (9) KeLTiMİZ BİR KÜN BİR KOY (10) İKİ KÜP BeGNİ BİTGEÇİ (11) İSİZ YaBIZ KUL BİTİDİM (12) ATIM BaGATUR ÇİGŞİ.

"(1) yene beşinci ay onsekizin- (2) de Bilig Könül (3) Sangun idaresinde geldi. Yabaş (4) Tutuk, Buzaç Tutuk, Öre (5) Bört Tutuk. Altun (6) Tay Sangun muavinleridir. Adı (7) Öz Apa Tutuk ondan sonra bütün (8) atlı ......... otuz er (9) geldik. Bir gün, bir koyun, (10) iki küp şarap kayıt memuru (11)..... fena esir yazdım. (12) Adım Bagatur Ç igşi."

Kâzım Mirşan'ın transkripsiyonu ve tercümesi:

(1) iYiM oNG BİSİNÇ, aY SeKİZ YİGi- (2) RMİGİNG, BİLİ oG iÇüÜNGÜL (3) eD oNGUN uBuŞuLuNGuP KELTİ uYuB uNGuŞ (4) aT OTUKuB OZuNGuÇ. aT OTUK ÖT- (5) üNG, BÜ eRT aT OTUK, oNG aLTUN aT (6) uYuŞ UÇuN oYuR aT oMıLIK eRÜR oNGTI (7) öZüNG aPaNG aT OTUK OL oNGTI. oK oNG- (8) ıM oĞıNG aTLIĞ YÜZLÜG OTOZ iR (9) KeLTİMİZ BİR öKÜN BİŞ oKUNG (10) İKİKÜP BeGİNİ BİTİGİNGüÇİ (11) İSİZ oYIBIZ KUL BİTİDİM (12) ITIM BuĞuNG TUR iÇİGİSİ.

"Takviminin Ong yılının, beşinci ayının, sekiz yirmincisinde (d. ö 18.5.519), "Beldesinin Kralı olarak Sahib-i Muvaffakı" teşyi olunarak geldi, canlı-ruh olabilmek üzere, namının yakılması suretiyle Tanrı'ya geçebilmesi için.

Ateşte yakılmak suretiyle geçmişe, Bü olarak yakılmış olması dolayısıyla, "muvaffak olarak ölen namın uçurulması" gayesiyle yapılan dua sebebiyle muvaffak oldu; ateşin Tanrı namına yakılmış olması dolayısıyla muvaffak oldu.

Oq Ongum Oğıng isimli halk yüzünün Ot-Oz askeri olarak gelen, bir tek Rabbe inananların beş ordularının beyi hakkındaki işbu yazıyı dinimizin hizmetkârı olarak yazan Buğun Tur ("Superiority", yani dini kurum) mensubudur."

Görüleceği gibi, benim ve Kâzım Mirşan'ın 1. (sağdan 3. harf), 3., 4., 5., 7., 8. inci sıradaki ng (ñ) olarak okuduğu harfi H.N. Orkun a/e okumuştur. Fakat her üçümüz de 2. (sağdan 13. harf), 3., ve 6. sıradaki biraz farklı (üst tarafında kısa yatay çizgisi olmayan) harfi ng (ñ) olarak okuyoruz.

Yukarıda da belirttiğim gibi Mirşan kendi transkripsiyonunu yaparken merhum Orkun'un yazıtından, benim gibi habersizdi. Dikkatli bir göz iki yazıt arasında çok önemli farkları görecektir: 2. sıranın sağdan 11. inci harfi (1. sıranın sağdan 11. harfi gibi). H.N. Orkun'un asıl yazıtında ince k(e) harfini gösterirken benim ve Mirşan'ın faydalandığı kopyada yatık bir ç harfi gibi okunmaktadır. Burada, k(e) harfinin alt kuyruğu silinmiştir. Böylece bu harfe ben ve Mirşan her ikimiz de ç fonemini vermiştik. Diğer önemli bir fark 6. sırada benim m (şekil 2'de sağdan 3. harf), Mirşan'ın uç olarak okuduğu harfin asıl yazıtta ng ve u harfleri olduğu görülmektedir. Yani benim H.N. Orkun'un yazıtından ve tercümesinden faydalanmış olmam imkânsızdır, ve Mirşan'ın, H.N. Orkun'dan referans vermeden kopya çektiğim yolundaki ithamlarının ne kadar "isiz" olduğu aşikârdır. Hele hele, 10. sırada, "iki küp"ten sonra gelen: begni: kelimesini H.N. Orkun'un "şarap" anlamında tercümesini görmüş olsaydım bu kelimeyi beg-ni "bey-i" diye tercüme etmem de mümkün değildi. Zira, "iki küp" ifadesinden sonra bir gıda, nesne veya içki gelmesi beklenir. Mirşan da bunu bey-i diye tercüme etmiştir. Kelimeyi Eski Uygur Sözlüğü "bira"; Kaşgarî "boza" olarak vermektedir. Mirşan'ın isiz ve yabız kelimelerinin Türkçede örnekleri olmadığını söylemesi de talihsizliktir. Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü (UYG) isiz kelimesi için "fena, kötü, kaba" anlamlarını veriyor. Prof. Muharrem Ergin "Orhun Abideleri" kitabının sözlüğünde Göktürkçe yabız kelimesine "yavız, fena, kötü, perişan" anlamlarını verir. Aynı kelime Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü'nde de "yavız, kötü" anlamında mevcuttur. Göktürkçe'de v fonemi yoktur, yerine b fonemi gelmiştir: bar- > var-; bir- > ver-; eb > ev; ebir- > evir-; sab > sav; sebin- > sevin-; sub; suv, su; tebi; teve, deve; ve nihayet yabız > yavız, yavuz (ErOA).

Şekil 1'in 5. sırasında aLTUN'dan önce gelen ve H.N. Orkun tarafından A olarak okunan :oNG: kelimesi, bilhassa bilgisayar ortamında büyütülerek bakıldığında, her iki tarafından kelime bölen: işaretiyle belirlenmiştir. Yani bizce ayrı bir kelime olarak okunmalıdır. Orhun Abideleri'nde ve diğer yazıtlarda altın kelimesi baştaki a harfi olmadan LTUN şeklinde yazılmıştır. H.N. Orkun 8. sırada sağdan 3. harfi de yine A olarak okuyarak ATLIĞ "atlı" şeklinde tercüme etmiştir. Orhun ve diğer yazıtlarda aTI ("adı") kelimesi aLTUN kelimesinde olduğu gibi baştaki a harfi olmadan yazılmıştır. Burada H.N. Orkun'un yorumunu tenkit etmekten ziyade NG (ñ) harfinin doğru tesbitini yapmak arzusunda olduğumu belirtmek isterim. Bu tesbitim yanlış da olabilir. Belirttiğim iki kelimenin başta A olarak yazılış şeklini kitaplarda bulamadım. Bulan olursa o zaman ben (ve Mirşan) bu transkripsiyonlarımızı değiştirmek zorunda kalabiliriz. Yalnız şunu da eklemeliyim ki, H.N. Orkun kendi verdiği alfabe tablosunda A harfi karşılığında bu harfi belirtmemiştir.

Şimdi, H.N. Orkun'un Sangun (Sengün) ve begni "şarap" kelimelerinden faydalanarak ve ng harfini yine ayırt etmeden kullanarak yeni transkripsiyonumu ve tercümemi veriyorum:

(1) iYeMİNG: BİŞİNÇ: aY SeKİZ YİGi- (2) RMİGİNG BİLİG KÖNGÜL (3) SaNGUN: BaŞLaNGıP: KELTİ YaBuNGŞu (4) TUTUK, BOZ aNGÇı TUTUK, ÖT- (5) üNG BÖRT: TUTUK: oNG: aLTUN Ta- (6) Y SaNGUN: YaRıTMaLIK eRÜR oNGTI (7) öZiNG oP oNG TUTUK: OL oNGTI KaNGıM- (8) ıĞ oNG aTLIĞ YÜZLÜG OTUZ eR (9) KeLTiMİZ BİR KÖN BİŞ: KOY/N (KOY/KON) (10) İKİ KÜP: BeGNİ: BİTiGüNGÇİ: (11) İSİZ YaBIZ KUL BiTİDİM (12) ITIM BoĞaNG TOR iÇİGüSİ:

"Efendimin (Hükümdarımın) beşinci ay, onsekizin- (2) ci gününde bilgi (sunulur): Köngül (3) Sangun başı çekerek (başlangıp) geldi. Yabungşu (4) Tutuk, Boz Angçı Tutuk, Öt- (5) üng Bört Tutuk, Ong Altun, Tay (6) Sangun, Yarutmalık Erür, Ongtı (7) Özing Op, Ong Tutuk, Ol Ongtı ("o iyileştirdi") Babamı, (8) Ong Atlığ (veya: ong atlığ) ("iyi adlı, şöhretli"), asil (yüzlüg) otuz yiğit (9) geldik. Bir gön, beş koyun, iki küp bira/boza (ben) kâtip, kaba, yavuz kulunuz yazdım (bitidim), gönderdim (ıtım). (Ben) Boğang Tor (Hükümdarımın) tâbisi (içigüsi)."

Transkripsiyonumda geçen komutanlar arasında Ong Tutuk, Bilge Kağan'ın 18 yaşında iken savaştığı Tabgaç Ong Tutuk olabilir. Bir savaş haberi özelliğini taşıyan yazıtın bir Tabgaçlı tarafından Tabgaç hükümdarına yazıldığı anlaşılmaktadır. Biz bu Tabgaç ifadesini diğer araştırmacıların yaptığı gibi "Çinli" anlamında değil, Kaşgarî'nin verdiği anlamda "kâfir, Budist Türk; Budist Türk Ülkesi" anlamında kullandık (Diker 1996, 1999, 2000, bölüm 2), ve bu suretle İpek Yolu üzerinde Kaşgar'dan Çin'e kadar uzanan büyük ülkenin Çinlilere değil Budist Türklere ait olduğunu tesbit ettik.

Yazıt'ta geçen kelimeler Eski, Orta ve Modern Türkçe'de bulunan kelimeler olup anlamları sırasıyla şöyledir: iye "efendi, sahip" (UYG); biş "beş"; ay "ay, 30 gün"; sekiz-yigirmi (sekiz-yirmi) "on sekiz"; bilig "akıl; bilgi; bilim"; köngül "gönül, kalp, yürek, anlayış" (DLT); başla- "başı çekmek; komutanlık etmek, yol göstermek" (DLT; KLS); kel- "gelmek"; yabın-/yapın- "örtünmek, kapanmak" (UYG); Yabungşu/Yabunsu "Eski Uygurca'da bir şahıs adı" (UYG); tutuk/tutug "rehin, tutulan kimse; enenmiş, iğdiş edilmiş; efsun, büyü tutması, sihir, büyü" (DLT; KT); boz "boz renk"; ang "bir kuş adı; yaban hayvanı; av" (DLT); angçı "avcı" (UYG); ötün- "dilemek, rica etmek" (ErOA; DLT); bört/bürt-"dokunmak, hissetmek" (UYG); ong "iyi; sâlim" (ÜIDKT 61; ÇaTL 113/4); altun "altın"; tay "tay"; yarut-/yarıt- "aydınlatmak, nurlandırmak" (DLT; KLS); Yarutmalık-erür "(bu yiğit bir) nurlandırma-dır;nurlandıran kişi"; ong-/on- "onarmak, şifa bulmak; selâmete ermek" (UYG; ÜIDKT 46, 75; TayKT 181); öz "öz, kendi"; op "harman döğmek için koşulan öküzlerin ortasında bulunan öküz (yöneten, çeken boğa)" (DLT); ol "o"; kang "baba" (ErOA); atlığ "adlı, sanlı, şöhretli"; yüzlüg "muhterem, aziz, adlı, sanlı (UYG; ÇaTL); otuz "otuz sayısı"; er "er, yiğit"; bir "bir sayısı"; kön "gön, at derisi" (DLT); koyn (koy/kon) "koyun" (DLT); iki "iki sayısı"; küp "küp"; begni "bira, boza" (DLT; UYG), "şarap" (Orkun); bitigüngçi (bitigüçi/bitikçi) "yazıcı, kâtip" (UYG; ÇaTL 159/3); isiz "yüzsüz, kötü, kaba" (DLT; UYG); yabız "fena, kötü; yaman" (UYG; ErOA); kul "kul, hizmetkâr, köle"; biti- "yazmak" (ErOA); -ıt "göndermek" (ErOA); Boğangtor (Boğa-ong-tor) "boğa, iyi genç" içigü "tâbi, katılan kişi, yakın kişi" (< içik- "içeri girmek, katılmak, dahil olmak" (UYG> ÇaTL), "kendi dileğiyle karşı tarafa teslim olmak ve onların safında savaşmak" (DLT); ve -gu/-gü, isim yapan ek (DLT I, 13)].

Daha ziyade Göktürk-öncesi, Sumerli Proto-Türkler'e kadar inen eski yazıtlarla elli yıldır uğraşan bir kişi olarak şunu ifade etmem gerekir ki, bilhassa Fenike-Aramî ve türevleri olan Eski Grek, Etrüsk, Frig, Arap vs. gibi eski alfabelerle yazılmış olan yazıtlardaki gizli ünlülerin ortaya çıkarılması çözüm yapanın yorumuna bağlıdır. Bu yüzden çözümler arasındaki farklar, metnin genel anlamının dışına çıkmamak kaydiyle, normal kabul edilmelidir.

KISALTMALAR VE KAYNAKLAR

ÇaTL (Çagatay, Ş.S., Türk Lehçeleri Örnekleri, TTK).

Diker 2000 (Diker. Selahi, Türk Dili'nin Beş Bin Yılı, Mart 2000, s. 19-20).

Diker Mart 2000 (Diker, S., "İpek Yolu Üzerinde Türkçe Yazıtlar", Bilim ve Ütopya Derg., Mart 2000).

Diker 1996, 1999 (Diker, Selahi, And the Whole Earth Was of One Language, Kendi Yayını, İzmir, 1996, 1999, s. 47 (Keza bkz: www.lostlanguages.com).

DLT (Kaşgari, Mahmut, Divanı Lügat-it Türk, 4 Cilt, Besim Atalay tercümesi, TDK Yayınları 521, Ankara, 1986).

ErOA (Ergin, Muharrem, (Göktürk) Orhun Âbideleri, İstanbul, 1978).

KLS (Grönbech, K., Kuman Lehçesi Sözlüğü (Codex Cumanicus'un Türkçe sözlük dizisi). Tercüme: Prof. Dr. Kemal Aytaç, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1992.

KT (Kamusi Türki, Tercüman/Yapı Kredi Bankası, İstanbul, 1985.

Orkun (Orkun, Hüseyin Namık, Eski Türk Yazıtları, Türk Dil Kurumu Yayınları 529, Ankara, 1987).

Tarcan (Tarcan, H., Ön-Türk Tarihi, Kaynak Yay., 1998, s. 79, 311; Kaynak: Mirşan, 1991, 37-38).

UYG (Caferoğlu, A., Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü, TDK Yayınları: 260, İstanbul, 1968.

ÜIDKT ((Ülküsal, M., Dobrucadaki Kırım Türklerinde Atasözleri ve Deyimler, TDK, Ankara, 1970).