1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Gelecekte Türkçülük

Celâdet Moralıgil
Eğer bilimsel bir zihniyetimiz varsa, eğer sosyolojinin önemli bir bilim dalı olduğunu kabul ediyorsak, Orkun gibi geçmişi olan, ağırbaşlı bir derginin “Gelecekte Türkçülük” konusunu yazı tartışması konusu yapması bir gerçeğin ifadesi, ikrarıdır, bence. Nedir bu gerçek? Şudur: Yarının Türkçülüğü bugünün Türkçülüğünden farklı olmalıdır. Neden? Çünkü; Yarının Türk toplumu bugünün Türk toplumundan farklı olacaktır da ondan. Tıpkı geçen yüzyılın Türkçülüğünün bugüne uymaması ve onun sıkıntılarını çektiğimiz gibi. Ortama uyum sağlamayan her organizmanın nesli tükenir. Toplum da sosyal bir organizma olarak ortama uyum sağlamazsa ortadan kalkar. Uyum sağlayamayan toplum önce küme düşmeye başlar. Adam başına gelir olarak, adam başına okuma yazma olarak, adam başına okuma alışkanlığı olarak, adam başına otomobil-televizyon-bilgisayar-internet bağlantısı olarak vesaire.

Bugünün internette tüm dünya ile bire bir ilişki kuran Amerikalısı da Türkü de dünkü Amerikalı, dünkü Türk değildir. Bugünün - çağdaş - Türküne, dünkü Türk ve onun fikirleri ham ve yavan gelir, ve de muhakkak gelmelidir. Orkun ’da bile CD devrinde hâlâ eski cızırtılı taş plâkları dinletenler var.

Bakın, Yeni Avrasya dergisinin eylül 2000 sayısında, Güneş YÜCE adlı ve 13 yaşında olduğunu söyleyen ve Harry Potter’in kitaplarını okuduğunu dile getiren bir kızımız ne diyor: “... Bir zamanlar Keloğlan gibi kahramanları çıkaran zengin kültürümüzün içinden Heri Potar gibi çağdaş olay ve kişilerle ilişkili yeni kahramanların çıkacağına, artık ayaklarına çarık bağlamak yerine, spor ayakkabısı giyeceklerine, sopalarının ucundaki azık torbası yerine de sırt çantalarıyla gezeceklerine yürekten inanıyorum. ‘Barış’ ya da ‘Doğa’ isimli o yeni Keloğlanlar da, Heri Poter’in yerini alacaklardır... Ben de seve seve onların romanlarını okuyacağım...” İşte geleceğin Türkçülüğünü anlamlı şekilde ifade eden bir yavru Türk. Hele şu, çarık yerine spor ayakkabı, azık torbası yerine sırt çantası istemi yok mu, beni şahsen çok etkiledi.

Nevzat Kösoğlu, “Türk Kimliği ve Türk Dünyası” adlı kısmen bilimsel kısmen yavan kitabında, “Değer sıralanmaları”ndan söz ediyor. Görüyoruz ki Güneş YÜCE’nin ve akranlarının “değer sıralaması” değişmiştir. Çarık yerini spor ayakkabıya, azık torbası yerini sırt çantasına bırakmıştır. Unutmayalım, mehter takımı küme düşerken Tarkan fırtına gibi esmektedir.

Ben sık sık, Türkçülüğü konuşacak kızlarımız kot pantolonlu ve at kuyruğu saçlı; delikanlılarımız yine kot pantolonlu, uzun saçlı ve bir kulağı küpeli olmalı, derim. Cafede aynı masada oturan bu gençler kola da içebilirler, bira da. Sigara da tüttürebilirler. Güneş YÜCE de ablalarını ve ağabeylerini böyle düşünüyor ve de istiyordur.

Yukarda ne demek istedim? Çağdaşlaşma! Yılmaz Öztuna’nın, gelmiş geçmiş en büyük Türk Milliyetçisi, dediği Atatürk bunu üç çeyrek asır önce söyledi. Çağdaşlaşan Türk ne küreselleşmekten korkar ne de AB’den. Çağdaşlaşmak da eğitimden geçer. Bugün bir Türk’ün eğitim düzeyi bir Bulgarın beşte biri kadar. Onlar, onlarca yıldır 11 yıl zorunlu okuyorlar. İlkokuldaki çarpım cetveli ile lisedeki matematiğin farkını gözeterek 1/5 diyorum.

Türk Ocakları’nın yayın organı Türk Yurdu dergisinin Ağustos 2000 sayısında Acar Okan “Milenyum Masalları” adlı - eski deyimle - matrak bir yazı yazmış. Bakın sonunu nasıl bağlamış: “... Haydi arkadaşlar, göç var göç!... Ama nereye? Eski komünistler için iş kolaydır. Onlar “yatay geçiş” yapar; feminizm, şeycilik, çevrecilik, insan hakları savunuculuğu, azınlık ırkçılığı, mezhep kışkırtıcılığı gibi “yedek programlara” atlayıverirler. Biz, böyle kıvırtmasını beceremeyeceğimiz ve yedek programımız da olmadığı için ne yapacağız? En iyisi “balık tutmaya gitmek”...”

Türkiye’nin can düşmanı iki kesim vardır: Komünistler ve Nurcusu, Işıkçısı vs. dahil, mürteciler! Bu ikisi lâik Türkiye Cumhuriyeti’ne çelme takmasalardı biz çoktan AB’nin içinde ve büyük ilk ondan biri olurduk. Şimdi bir nefis muhasebesi yaparak Acar Okan’ın “kıvırtma” dediği komünistlerimizin “yedek programlar”ına bakıyorum ve hepsinin de - hedefi ve sonucu mel’anet de olsa - ancak ve ancak okunarak, incelenerek, kafa yorularak, bilimsel referans göstererek yapılabilecek işler olduğunu görüyorum. Çevreci ve hayvan dostu solcular, tembel, ham ve yavan kafalı Türkçülere balık bile tutturmazlar!

Bir de alıntı yapmadan Geleceğin Türkçülüğü hakkındaki üçüncü fikrimi dile getireyim: Mutlak lâiklik, yani mutlak sekülârizm! Yani, dini, Tanrı ile insan arasındaki özel alanda tutmak. Türkçüyü, bu dünyada yaşayan Türk ilgilendirir. Ulusal olan Türkçülüğün uluslararası olan dinlerle ilgisi yoktur, olmamalıdır, olursa da sonu hüsran olur. Batı Ortaçağ kilisesinden kurtuldu ama biz Ortaçağ camiinden kurtulamadık, başörtüsü yasağını depremin sebebi saydık. Türkçü için din, Tanrı ile kişi arasında olmalıdır. Ve de bugünkü yaygın yorumu ve uygulamak istenen ithal malı, Türk Müslümanlığına aykırı ve Türklük düşmanlığı müseccel İslâm anlayışı ile Türkiye’nin çağdaşlaşması asla mümkün değildir.

Türkün referansı çağdaş dünya ile uyumlu Türklüktür. Bunun için de Türk’ün fikrî kafa yapısının envanteri çıkartılmalı, onun nasıl algıladığı, nasıl değerlendirdiği ve nasıl davrandığı (veya davranmadığı) hususu, tipik bir Batılı’nınki ile karşılaştırılmalıdır. Avamî bir örnek vereyim: Vakıa: Trafik canavarı. Sebep: Kuralsızlığı kural sayan ilkel bir zihniyet. Çaresi: En az 11-12 yıllık - adam gibi, doğru dürüst ve sıkı - bir eğitim! Geleceğin Türkçülüğünün hedefi “Çağdaş Türk’ü yetiştirmek”tir!.

CELÂDET MORALIGİL

74 yaşında bir Türk’üm. Şimdiye kadarki eserlerim:

a) Alman Ekonomisine Bakış,

b) Bir Cumhuriyet Çocuğu olarak Hatıralarım ve Fikirlerim 1927-1999.

Üzerinde çalıştığım eserler:

a) Adeta Salman Rüştü gibi sayılarak vatanı Mısır’dan kaçan ve hâlen Hollanda’nın Leiden kentindeki üniversitede İslâm Kürsüsü profesörü olan, eşi Türk kökenli Abu Zaid’in hayatının “Ein Leben mit dem Islam” adlı Almanca kitaptan çevirisini yaptım, revize ediyorum.

b) Türkçülüğün yeni İlkeleri neler olmalıdır?

adlı kitabım için okumakta ve belge toplamaktayım,

c) Şimdiye kadar hakkında okuduğum 30 kadar Almanca ve 5 kadar İngilizce esere dayanarak İsa’nın hayatını objektif olarak yazacağım,

d) Türkiye’de Batılılaşma Hareketleri (Verwestlichung Bestrebungen und Bewebungen in der Türkei) adlı bir Almanca kitap için de doküman toplamaktayım.