1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Geçmişe Saygısızlık

Ertan Yamantürk
Henüz ilkokul çağlarında bir öğrenci iken millî bayramların gelmesini iple çekerdim. Ancak içimdeki özlemi büyüten neden, ne bayramlık güzel elbiselerimi giyecek olmam, ne törende okuyacağım şiirler ve ne de tören alanına toplanan ailelerimizin hayranlık dolu bakışları idi..

Çocuk yüreğimi titreten ve içimde deli tayların koşmasına sebep olan şey, bilakis tören bitiminde başlıyordu.. Resmî kutlama törenin bitimiyle birlikte, öğretmenlerimiz sıradan çıkmamıza izin vermeden topluca okulumuza geri götürürlerdi bizleri.. Adliye binasının önünden okulumuza doğru uzayıp giden yaklaşık 200 metrelik toprak yolda askerî disiplin ve büyük bir ciddiyetle hançeremiz yırtılırcasına haykırdığımız "KIBRIS BİZİMDİR" sloganları içimdeki deli çayın taşmasına yetiyor da artıyordu bile.. Bir de o günlerde söylediğimiz bir marş vardı...

Hoşgelişler ola, Mustafa Kemal Paşa

Askerin, milletin, bayrağınla çok yaşa..

Arş, arş, arş ileri, ileri, dönmez geri Türkün askeri

Sağdan sola, soldan sağa Al da bayrağın düşman üstüne

Seslerimiz yolun kenarlarında sağlı sollu dizilmiş binalara çarpar yankılanır biz de daha büyük bir şevkle yeniden haykırırdık. Yıllar sonra öğrendim ki bizim çocukluk yıllarımızda söylediğimiz bu marş, Turan Soylu Yiğit Savaşçı Enver Paşa Türkistan'a gittiği zaman oradaki Türklerin ağzından dökülüp dalga dalga yayılarak Orta Asya semalarında yıllarca yankılanarak günümüze kadar gelmiş.. Aynı özgürlük ve bağımsızlık ateşini yüreğinin derinliklerinde hisseden Anadolu Türkleri de kurtuluş savaşı sırasında bu marşı Mustafa Kemal Atatürk'e uyarlayarak aynı şevkle söylemeye devam etmişler...Marşın aslı:

Hoşgelişler ola Kahraman Enver Paşa

Askerin milletin bayrağınla çok yaşa

Arş arş ileri, ileri dönmez geri Türkün askeri

Sağdan sola, soldan sağa, al da bayrağın düşman üstüne

Cephede mitralyöz ayna gibi parlıyor

Türkistan Türkleri bayrak açmış bekliyor

Arş arş arş ileri, ileri dönmez geri Türkün askeri

Sağdan sola, soldan sağa al da bayrağın düşman üstüne...

.....

Kimilerinin hain, kimilerininse mason ilan ettiği Enver Paşa ömrünü cephelerde savaşarak geçirmiş Turan Soylu bir Türk yiğididir. Nitekim şehadeti de yine savaş meydanında askerlerinin Kurban Bayramını kutladığı bir sırada gerçekleşen ani bir Rus baskını ile Çegan tepesinde olmuştur. Yanındaki otuza yakın atlı ile kahramanca çarpışmış ve son ana kadar vuruşarak şehit olmuştur. (4 Ağustos 1922)

Enver Paşa'nın cenazesi Âb-ı Derya köyünde defnedilmişti.. Ancak 1996 yılında aziz naaşı ülkemize getirilmiştir.. Enver Paşa'nın sekseninci ölüm yıldönümü olması münasebetiyle bu büyük savaşçının ruhuna fatihalar ikram edebilmek düşüncesiyle, Şişli Âbide-i Hürriyet meydanında bulunan kabri başına gitmeye karar verdik. İstanbul'un tam orta yerinde bulunan bu parka gittiğimizde gördüğümüz manzara karşısında kelimenin tam manasıyla "şok" olduk. Mezarların bulunduğu bölüme doğru gidebilmek için sağlı sollu şarapçıların mekan tuttuğu yoldan ilerleyip, üç büyük demir kapının bulunduğu kısmın önünde durduk. Üzerlerindeki pastan yıllardır açılmadığı anlaşılan kocaman zincirlerle bağlanıp daha büyük bir asma kilitle zaptedilmiş üç adet kapı... Girişin hemen yan tarafında bulunan ve muhtemelen bekçi kulubesi olan virane yapıya seslenmemize ve camlarına küçük taşlar atmamıza rağmen sesimizi duyurmak mümkün olmadı. Biz de mecburen kendi yöntemlerimizle içeri girdik.. Meğer girişte gördüklerimiz içeride göreceklerimizin yanında koca bir hiç imiş.. Enver Paşa'nın mezarına ulaşabilmek için Mithat Paşa için yaptırılan bir anıt mezarın yanından geçmemiz gerekiyordu.. Virane demek daha doğru olur sanırım.. Anıt mezarın etrafında bulunan sütunlar tamamiyle kırılmış ve yerlere yatırılmış.. Etrafı ise pislik içerisinde.. Hemen ilerleyip Enver Paşa'nın mezarı başına geldik. Gördüğümüz bakımsızlık ve pislik yığınları yüzünden yıpranan sinirlerimize ve gözlerimize hücum eden gözyaşlarımıza aldırmamaya çalışarak huşû içinde fâtihalar ve dualar ikram eyledik aziz ruhuna.. Hemen ayrılmadık mezarın başından. Bu yiğit askerin mermerden yaptırılan kabrinin üzerine keçeli kalemlerle ya da kazılarak yazılan tuhaf sözleri ve sözüm ona sevgi sözcüklerini imkânlarımız ölçüsünde sildik, mezarın etrafını elimizden geldiğince temizlemeye çalıştık.... Ve Enver Paşa'nın aziz ruhu şad olsun diye Turan Soylu Türk Yiğidinin başucuna şanlı bayrağımızı asmayı da ihmal etmedik.. Bir başka ilginç olay ise, Enver Paşa'nın mezarının bahçeye bakan kısmında İsmi ve doğum ile ölüm tarihleri bulunduğu halde, E-5' e cepheli ön tarafında bulunmamakta..Yani mezarlar adeta buraya saklanmış.. nedir bu korku, nedir bu kin anlamak mümkün değil...

Yine dar bir yoldan ilerleyip yeşil bir kümbet içerisinde bulunan üç sandukanın yanıbaşına geldik.. Üzeri tamamen hat ile bezeli bu mermer sandukaların kapakları bir kaç yerinden kırılmış, belli ki levye ya da bir başka benzeri cisim ile sanduka kapakları açılmaya çalışılmış.. Etraf bira şişeleri, şarap şişeleri, tiner kutuları, bally paketleri ile dolu... Ağaçların altlarına serilmiş gazete ve mukavva kutular, evsizlerin burayı mekan tuttuklarının en güzel göstergesi olsa gerek...

Üzüntü ve şaşkınlıkla ağır aksak istemeye istemeye ve çaresizlik içinde ayrıldık Âbide-i Hürriyetten...

Şimdi ilgisiz ve geçmişinden kopuk yaşayan telefon efendisi sözüm ona yetkililere soruyorum.

Enver Paşa Türkistan Türkleri tarafından âdeta türbe hâline getirilen Âb-ı Derya köyünde, ceviz ağacının altındaki ebedî istirahatgâhında şüphesiz burada olduğundan çok daha huzurlu idi..Bu kahraman vatan evlâdının ruhuna ızdırap çektirmek için mi onca mücadele edip buralara kadar getirdiniz?

Nâzım Hikmet’in heykelini Şişli'ye dikmek için çaba sarfeden, Türk büyüklerinin isimlerini taşıyan sokaklara Ermenice yeni isimler veren, kırk yıllık Vali Konağı Caddesinin adını Üzeyir Garih caddesi yapacak kadar Ermeni ve Yahudi hayranı olan Şişli Belediye Başkanı Mustafa SARIGÜL, "hacı" ismini koyduğunuz köpeğinize gösterdiğiniz ilginin binde birini buradan neden esirgiyorsunuz acaba?. Şişli' de bulunan Ermeni mezarlıklarına gösterdiğiniz alâkayı Enver Paşa gibi destan yazmış bir Türk yiğidinden esirgemenin ideolojik taassuptan başka bir açıklaması olabilir mi?

Ve Büyükşehir Belediye Başkanı ALİ MÜFİT GÜRTUNA.. Her fırsatta muhafazakârlıktan dem vuran, İstanbul'un tarihî ve kültürel dokusunu korumakla övünen Ali Müfit GÜRTUNA...İstanbul Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü'nün hemen bitişiğinde olan bu rezaleti hiç mi görmediniz? Moskova dönüşü NÂZIM’IN MEZARINI TÜRKİYE' YE GETİRECEĞİM beyanatları veriyordunuz... BENİ STALİN YARATTI diyen POLONYA YAHUDİSİ' ne gösterdiğiniz ilgiyi neden ENVER PAŞA' dan esirgiyorsunuz? Müslüman olan, Türk olan, Müslümandan yana, Türkten yana olur.. Enver Paşa kurduğu meşhur TÜRKİSTAN TABURU ile yıllarca Ruslara kan kusturdu... İddia ettiğiniz gibi muhafazakârsanız, milliyetçiyseniz lütfen HİLÂLİN yanında saf tutunuz, HAÇ' ın yanında değil... Ve lütfen bu rezalete bir an önce söz veriniz..

Zira geçmişini bilmeyenin, geleceği olmaz..

Son bir söz de İstanbul Emniyeti' ne...

Çağlayan Karakoluna beşyüz metre, Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğüne sadece bir kilometre mesafedeki bu parkta, hap satan, fuhuş yapan, çevreyi rahatsız eden ucube yaratıkları görmüyor musunuz? Yoldan geçen insanların dahi fark ettiği çarpıklığı "polis gözüyle" bakıp sizler fark edemiyor musunuz? Ellerinde bira ve şarap şişeleri ile sadece mezardakileri değil çevreden geçen insanları da rahatsız eden bu ucubeleri adalete teslim ediniz...

.......

Hülâsa; geçmişini bilip, mazilerinden hız almayan milletler, tarihin karanlıklarına gömülmeye mahkûmdurlar. Türküm diyen herkesi göreve çağırıyorum.. Türklük bilinci ve şuuru ile el ele verip en yüksek perdeden haykıralım ve bu rezalete bir an önce son verilmesi için mücadele edelim..

TÜRKLÜK AŞKINA...

BAYRAK AŞKINA...

ALLAH AŞKINA...

......

TTK ve Yüceltsin.