1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

FERGANA ATLARI VE OKUMUZUN TEMRENİ

Ertuğrul Söğütlü
Rahmetli İbrâhim Kafesoğlu’nun ilim âlemine hediye ettiği “Bozkır Kültürü” tâbiri, ilk bakışta millet ismi göstermese de, tamamen Türk unsûr ve husûsîyetlerini içine alır. Türk’ün tesir sâhasına giren başka kavimlerin de zaman zaman Bozkır Kültürü’nü benimsemiş görünmeleri, Türk’ü taklîd etmelerindendir. Bozkır Kültürü’nün patenti, kesinlikle bize âittir.

Merkezî Asya’nın coğrafî fotoğrafı “Bozkır” kelimesi ile aynı mânâyı paylaşır. Deniz sıkletinde gölleri ve o göllere uzanan salkım-saçak ırmakları, bu step manzarasını değiştiremezler. Zıraattan ziyâde hayvancılığa müsâit bozkır arâzisi, Türk’ün karakter ve kâbiliyeti ile, cihângîrliğe beşik olmak gibi bir misyonu yüklendi.

Bozkır Kültürü’nün öne çıkan vasıfları arasında at, boğa, koyun, demir ve çelik damgalı meşguliyetler, meslekler bulunmaktadır. Orta Asya’dan çok uzak bir bölgede yazıya geçirilmesine rağmen, Dede Korkud Kitâbı’nda hâkim olan kültür, tereddüdsüz Bozkır Kültürü’dür.

Dede Korkud Hikâyeleri, aynı zamanda Bozkır Kültürü’nün Müslüman görünüşünü, en saf hâliyle anlatan millî destan parçalarımızdır.

“At”ı, yabânî durumundan bugünkü asâletine taşıyan Türk milleti, onunla, yaşayış tarzlarının en gıbta edilenine imzâ atmıştır. Kumara bandırılmış yarış dünyâsında İngiliz ve Arap etiketli atlara bakmayın siz. At, Altay Dağlarından Fergana’ya, Türk’ün taktığı gem, dizgin ve eyerlerle gelmiş, bütün Cihân’ı, oradan aldığı ilhamla dörtnala dolaşmış, fütûhâtı medeniyete taşımıştır.

“Demir”, atın nalından okun temrenine suda yıkanarak konmuş ve Türk’ün kılıcına, tolgasına, mutfağına, kurganına, kısaca hayâtına, metânet sıfatları ilâve etmiştir.

Geride kalan yığınla hasletini bir kenara bıraksak bile, sâdece “at” ve “demir”, Bozkır Kültürü ile Türk milletini kopmaz bağlarla birbirine bağlamıştır. Mendilden ütüye, konserve etten seyyar ordu hamamına kadar, daha nice berrak şırıltı, Bozkır Kültürü’nü şıkır şıkır yıkamaktadır…