1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

“Federe Devlet”in adının konma zamanı geldi mi?

Nefi Demirci
DAHA önce de yazmıştık, Kıbrıs’ın siyasî durumu ile Kerkük’ün, merhum Abdullah Beyle, Allah uzun ömürler versin sayın Denktaş Beyin birçok yönden benzerlik gösterdiklerini.

Türkiye için her iki konu hayatî önem taşımaktadır. Siyasî mahfillerin ileriye dönük olmayan tutarsız, günü birlik düşünceleri yüzünden Kıbrıs ve Kerkük sıkıntılar içerisindedir. Allah’tan şanlı ordu Kıbrıs’tan yüzünü çevirmedi, Kerkük ne yazık ki bu iltifattan mahrum görülüyor.

Kıbrıs’ı verelim kurtulalım, Kerkük’ü dağdan gelenlere bağışlayalım diyenler arasında kalan yüreği Türklük meşalesi ile yananlar, şikâyetten daha çok çare bulmak zorundadırlar.

Yanı başımızda topraklarımızı yakından ilgilendiren yapı oluşmuş, ilân aşamasında fırsat kollanıyor. Anavatanımızı ilgilendiren bu etkiyi görmezlikten gelmek yanlıştır. Siyasîlerimiz ve ahkâm kesen TV ekran bilgiçleri, Türk milletini yanıltmakta, doğrulardan uzaklaştırmaktadırlar.

Bölgedeki Türkmenlerin, Kürtlerin konusu yıllardır basında tartışılmakta, bazı etkili kalem erbabı, aydınlar, ileri görüşlüyüm diyenler Türk topraklarını tarihî gerçeklerle aydınlatmak yerine karartmaktadırlar. Türkmenleri yok sayıp Kürtlere, Kürtçülere hizmeti ilerici marifet saymaktadırlar. “Ne olacak Kürt devleti kurulursa, onlarla iyi geçinir, iyi komşu olur, ticaretimizi yapar para kazanırız.”, “Federe d devlet kurulursa, Türkmenler onun içinde olursa, Güneydoğunun (Güneydoğumuz) bazı kısımlarının içine alınmasında sakınca yok”, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, meselesini çözerse Rumun egemenliği altında zengin olur” diyenler, önerenler, bugün de yine sahnedeler, yine gözlerinin içi gülerek, dört köşe olarak her vesile ile söylediklerinin gerçekleşme yolunda olduğundan keyiflerine diyecek yok.

– Türkmen yok olmuş,

– PKK, silâhını bırakacakmış. Kerkük’te büroları varmış, siyasî mücadeleye, faaliyete geçiyorlarmış,

– Hak ve Özgürlükler Partisi’nde Türk bayrağı asılmamış, İstiklâl Marşı okunmamış, Barzanî alkışlanmış (özrü kabahatinden büyük, bir de sanki yalnız o gün alkışlanmış, kırmızı pasaport, Çankaya’da kabul),

– Kürt devleti ilân edilecekmiş, federasyon olacakmış,

– Kıbrıs-Annan Plânı, uzlaşmak, aman sen de yeter artık, Annan Plânı ne güzel, Ege’de Yunanın istediği gibi çözüm oh ne iyi, İzmir’den Akdeniz sahil şehirlerimize vapurla sefer edenler Yunan kara sularından geçip güzel Yunan adalarını görecek, bir de AB’den tarih alırız.

Bu ve buna benzer konular, bütünlüğü olmayan Irak’ın toprak birliği ve yine 35 yıldır ayrı iki devlet olan Kıbrıs’ın ortak bir yönetim ile birleşik Kıbrıs içerisinde çözüm istenmesi... “Dış işleri, hükûmet “Annan Plânından başka çare yok”, “Irak’ın bütünlüğünden başka çare yok” gibi lâflar. Kıbrıs’ta Rum-Türk yok, tek Kıbrıs devleti, AB istekleri, peş peşe gelen uyum paketleri var diyenler. Rum çoğunlukta olmuş, hâkimiyet kurmuş, kuracak, konular titizlikle takip edilmekte, edilecek. Irak’ta Arap, Kürt, Türk yok, birleşik üniter bir Irak siyaseti. Türkmenlerin bu üniter devlette (eğer olursa) veya bugünkü siyasî yapıda adları hakları yok, siyasî haklarının olacağı da bu gidişle şüpheli, belli değil, olsun..., Türkmenler olmadan olmaz, kabul etmeyiz, üzerinde durmaktayız, gelişmeleri yakından takip etmekteyiz diyenler...

SORARLAR İNSANA HANGİ GÜÇ İLE HAKKINI KORUYACAKSIN GÜCÜN VAR MI? EVET, HAYÂLÎ OLARAK VAR!

Bütün bu gerçekler Türkiye’nin ve Türkmenlerin aleyhine biteceğe benzer. Beklenen olayların karşısında bir an önce yapılması gerekenler şunlardır:

Irak’ın bütünlüğü içinde bütün Irak için demokratik mücadele ile haklarımızı elde ederiz şeklindeki gerçekçi olmayan bu politikadan bir an önce vazgeçilmelidir. Hakikatleri görmeli, gerçekler doğrultusunda Türkiye ile yeniden politika üretmeli, bunu da açık ve net olarak ortaya koymalı.

Türkiye gerçek politikasını net bir biçimde ilân etmeli, İncirlik üssü dün de kullanıldı, bugün de kullanılmakta, ilerde de kullanılacaktır, öyleyse BENİM MİLLÎ ÇIKARLARIM, TÜRKİYEM, TÜRKMENLERİM NEDEN ÖN PLÂNDA TUTULMASIN?

İTC, Türkiye’nin, Anavatanın eğer gerçekten hâlâ devam ediyorsa, var olan desteğinden çekinmemeli oradaki politikasını Kerkük’teki şartlara göre belirlemelidir. Amacı Türkmenlerin özgürlüğü, topraklarının korunması, müdafaai nefis için araç gereçlerin temini, en önemlisi de anavatanın üzerine leke dahi düşürmemek olmalıdır.

Hiçbir Türkmen, Türkmen kuruluşlarına karşı değildir. Ancak, millî çıkarlar, başarısızlıklar, gerçeklere uymayan politikalar, demeçler, yanlış yönlendirmeler, başarısız, hiçbir siyasî kazanım elde edilmeyen politika devam ederse, haklı olarak eleştiriler de devam eder, çareler aramaya başlanır. O zaman ne yapmalı?

1. Türkmenlerin üzerinde yaşadığı toprakların adı konmalı. Adı, “TÜRKMENELİDİR” açık net olarak ilân edilmeli, Türkiye bunun arkasında durmalı.

2. Amaç belirlenmeli-AMAÇ FEDERASYONDUR, “DİĞERLERİNİN İSTEDİĞİ GİBİ”. Bunun için de âcil olarak örgütlenmeli, silâhlanmalı, para, pul oraya buraya değil, amacı gerçekleştirmek için ARAÇLARA BİLİNÇLİ OLARAK KULLANILMALI.

Hiçbir hak kuvvetsiz güçsüz alınmaz, güçlü olursan topraklarının üzerindeki hakkın olanı alırsın. Güçsüz olursan hakkın dahi olsa, güçlü olan gelir senin hakkını alır ve hak onun olur. Bugün Kerkük’te Kürtlerin yaptığı gibi... Türkmenlerin iddia edildiği gibi silâhlı güçleri olsaydı yerleri yurtları ellerinden gider miydi?