1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Esir Türkler

Ömer Bilgin
Irak Türkleri yıllarca esaret altında kaldığı hâlde, diğer esaret altında yaşayan Türkler gibi fazla hatırlanmamış ve düşünülmemiştir. Üstelik Kerkük Türklerinin yanı başımızda olduğunu düşünürsek bu olay daha bir trajik duruma gelir.

Osmanlı ve Selçuklu hâkimiyeti zamanında uç teşkilâtı olarak şu anki bölgelere yerleştirilen Musul-Kerkük Türkmenleri özellikle son yüzyıl içerisinde birçok zulüm ve işkence ile karşı karşıya kalmıştır. Fakat seslerini bir türlü duyuramamışlardır. Bunda hem kuzeyden hem de güneyden baskıya tabi tutulmaları ana etken olmuştur.

Yıllarca esaret altında ve işkencelerle sindirilmeye çalışılan Türkmenler kendi öz benliklerini hiç bir zaman kaybetmemiştir. Dilinden, örf ve âdetlerinden hiç bir şey kaybetmeyen Türkmenler şu an Irak’ın en kültürlü milleti olma özelliği ni taşıyor. Bunda kuzeyden ve güneyden sürekli olarak sıkıştırılmaları en önemli etkendir. Özellikle Musul, Kerkük ve Telafer civarında yaşayan Türkmenler kendilerini yıllarca ilme ve irfana vermiş, o alanlarda Irak’ta en fazla gelişmiş topluluk olmayı başarmıştır.

Türkmenler kuzeyden peşmergelerin, güneyden de sürekli olarak değişen Irak yönetiminin baskısına karşı günümüzün en önemli silâhı olan kalemi kullanmışlardır ve hiç bir zaman onlar gibi yabanîleşmemiş, kimseye zarar vermeden kardeşçe yaşamışlardır.

Son yüzyıl içerisinde Türkmenlere yönelik baskı ve zulümler soykırım seviyelerine kadar ulaşmıştır. Sebepsiz yere ve keyfî olarak tutuklamalar, idamlar söz konusu olmuştur. Türkmenlerin özellikle liderleri bu baskı ve zulümlere tabi tutulmuşlardır.

Türkmenlerden önde gelen insanlar sebepsiz yere tutuklanıp vahşice öldürülmüşlerdir. Fakat bu durum Türkmenleri hiç bir zaman yıldırmamıştır. Bu tutuklama ve idam faaliyetine en fazla destek veren Kuzey Irak’taki Kürt gruplar olmuştur. Özellikle Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Kerkük ve Musul civarında gözü olan Kürt gruplar buralarda yaşayan Türkmenlere karşı acımasızca davranmışlardır.

Kerkük ve Musul civarındaki zengin petrol yatakları, bu bölgenin cazibe merkezi hâline gelmesini sağlamıştır. Özellikle Birinci Dünya Savaşı sonunda İngilizlerin bu bölgede hâkimiyet kurmak istemesi bu zenginliğin sonucudur. Daha sonra da bu bölgeyi Türkiye’ye vermemek için her türlü oyunu yapması da bu zenginliğin Türklerin eline geçmemesini istemesinden kaynaklanmaktadır.

Misak-ı Millî sınırları içerisinde bulunan Musul ve Kerkük’ü almak için Türkiye Cumhuriyeti’nin oraya asker göndermesi gerekiyordu. Mustafa Kemal Atatürk o bölgeye asker göndermeye hazırlanırken, bu durum İngilizler tarafından öğrenilmiş ve doğuda bir ayaklanma çıkarılmıştır. “Din elden gidiyor” diyerek ayaklanma çıkaran Şeyh Sait’in en büyük destekçisi şüphesiz ki İngilizler olmuştur. Böylece Türk askeri bu ayaklanmayla uğraşırken Musul ve Kerkük, o bölgede kurulan Irak devletine bırakılmıştır.

Şu günlerde de Irak’ta yaşayan Türkmenler baskı ve zulüm altında. Ve ne yazık ki kendilerini kimsesiz çocuk gibi hissediyorlar. Bunun en büyük sorumlusu yanı başındaki Türkiye’dir. Yıllarca o bölgede yaşayan soydaşlarımızın feryatlarına kulak tıkanmış ve duymazlıktan gelinmiştir.

Türk milletini, soydaşları konusunda biraz daha duyarlı olmaya davet ediyorum.