1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Ermeni Sevgisi Değil, Türkiye'yi Tâciz Planı

Muzaffer Özdağ
Türkiye - Azerbaycan Dostluk Derneği Başkanı Muzaffer Özdağ'ın Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'a gönderdiği mektubu sütunlarımıza aynen alıyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı,

8 Kasım 2000 tarihinde ; senatonuzda; tarihi, siyasi gerçekleri inkar ve tahrif eden bir tutumla; Türk Milletini , Türk Devletini; Ermenilere karşı soykırım yapmakla karalayan bir karar almanızı esefle karşılıyor ve kınıyoruz.

Bu haksız ve ciddiyetsiz tutumu, Fransız milletinde tümüyle tükendiğine inanmak istemediğimiz yüksek insanî değerlere uygun bulmuyoruz. Korunmasına önem verdiğimiz Türk - Fransız dostluğunu zedeleyici görüyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı,

Türk Devletleri tarih boyunca hiçbir devirde; klasik sömürge imparatorluklarına benzer bir nitelik almamıştır. Türk Milleti; everensel devlet çatısı altında topladığı bütün halkları; adalet, eşitlik , kardeşlik , din ve vicdan hürriyeti ile , geniş bir barış ve uyum iklimi içinde yaşatmış ve korumuştur.

Ermeniler, Osmanlı-Türk evrensel devlet çatısı altında yüzlerce yıl engin bir hoşgörüden yararlanarak - Milleti Sadıka namıyla- mutlu ve müreffeh yaşamışlar, devlet yönetimine en yüksek kademelerde katılmışlardır. Ermenileri iç içe mutlu yaşadıkları Türk halkına karşı silahlı saldırganlığa , şizofrenik ruh haletine sürükleyen; cinaî nitelikteki sömürgeci paylaşım ve talan planlarını gerçekleştirebilm ek için onları "Büyük Ermenistan"vaadi ile büyüleyip savaş içinde silahlı ayaklanma ile ihanete yönlendiren, maşa gibi kullanan emperyalist güçlerin içinde ve ön safında Fransa'nın da bulunduğu malumdur.

Sayın Cumhurbaşkanı,

Fransız Dışişleri Bakanlığının arşivlerinde yurdumuzda terörist eğitim üssü , yıkıcı propaganda ve istihbarat merkezi olarak faaliyet gösteren , işbirlikçi ajan yetiştiren, misyoner ajan okulları , kurumları , silah deposu olarak kullanılan kiliseler, rahip,rahibe kisvesi içinde yıkıcı faaliyet gösteren personel kadroları hakkında yeterli bilgi ve belge olması gerekir.

Türk milleti , Türk devleti, tarihinin hiçbir döneminde herhangi bir halka karşı soykırımcı tutuma girmediği gibi emperyalist güçler koalisyonu tarafından yok edilmek istendiği bir genel savaş içinde kaderini saldırgan düşman güçleriyle birleştirerek hiyanete yönelen Ermeni unsura karşı da evrensel hukuk kurallarını aşan bir şiddet eyleminde bulunmamıştır.

Saint-Barthelemy'de bir gecede onbinlerce masum yurttaşını mezhep farkı sebebiyle katleden Fransız'ların Siyah Afrika'da , Cezayir'de, Tunus'ta , Suriye'de , Madagaskar'da Vietnam'da şefkat ve merhameti temsil etmedikleri , bu ülkelerin şimdiki durumları ve tarihleri ile sabittir.

Sayın Cumhurbaşkanı,

Hiçbir ciddi devlet adamı , hiçbir haysiyetli hukukçu meşru müdafaayı cinayet olarak tavsif edemez.

Hudutları zorlayan emperyalist istila ordularıyla işbirliği yapmak ve onlara destek vermek için cephe gerisinde savunmasız köy ve kasabalara saldırıp kadın çocuk demeden boğazlayan, yüzyıllarca barış ve kardeşlik içinde beraber yaşadıkları komşularını iğrenç aşağılamalar ve eziyetlerden sonra mabetlere, okullara, samanlıklara doldurup yakan robotlaşmış katillere karşı alınan güvenlik bölgelerine nakletme ve korumaya alma eylemini soykırım olarak tavsif etmek dürüst ve adil bir davranış değildir.

Sayın Cumhurbaşkanı,

Hakim medeniyete mensup milletler içinde sömürge imparatorluğu kurup da köleleştirdiği halkalara karşı soykırımcı uygulama günahı işlemeyeni yoktur.

Bu güçlerin teşvik ve himayesiyle Osmanlı terkibinden ayrılan Balkan devletlerinin ilk icraatları ve değişken emelleri, ülkelerindeki önemli sayıdaki Türk nüfusunu ve Türk medeni-kültürel varlığını tahrip etmek olmuştur.

Birinci Dünya Savaşı bitiminde doğuya gönderdiğiniz orduların Sevr planını gerçekleştirmek için Fransız üniformasını giymiş Ermeni terör timler ile güney bölgelerimizde bıraktığı kanlı izler, büyük bir mezarlığa dönüştürdüğü iller hafızalarda canlılığını koruyor.

Amaç geçmişte yaşanan acıların tekrar yaşanmaması için bir ibret dersi çıkarmak ise makul davranış siyasi şov değil ilmî araştırma olmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti dünya barışına olduğu kadar Fransa ile dostluğa da büyük önem vermiştir, vermektedir.

Yakın gelecek, Fransa'yı geçmişte olduğu gibi bu dostluğun lüzum ve önemini takdire yöneltecek haller yaratacaktır.

Türk milleti, Ermeni dosyasını açarak sözde Ermeni soykırımını gündeme getiren merkezlerin Ermeni sevgisinden ziyade Türkiye'yi taciz amacı ile hareket ettiğini bilmektedir. Çarlık Rusyası Dış İşleri Bakanının "Biz Ermenistan istiyoruz. Ama Ermenisiz bir Ermenistan" sözleri gibi Adana hükümet konağına Ermeni bayrağı çeken Ermeni kökenli lejyoneri azarlayıp , "Burayı sizin için değil , Fransa için aldık" diyen Fransız İşgal Gücü Kumandanının bağırışı da hala unutulmamıştır.

Türk kamuoyunun Bayan Mitterand örneğini görüp kişisel kapris saydığı veya ufuksuz, sorumsuz politikacıların güncel çıkar çabaları olarak değerlendirdiği hallerin Haçlı Seferleri'nde ve sömürgeci talan yüzyıllardan taşan bir hırsla devlet politikasına dönüştürülmesi Fransa'ya kudret ve itibar kazandırmayacak , aktörleri için utanç ve yeis sebebi olacaktır.

Sayın Cumhurbaşkanı,

Türk Fransız dostluğuna önem veriyoruz. Bu dostluğa zarar verecek tutumlardan sakınılmasını istiyoruz . Bölge barışının, dünya barışının korunması için terörü meslek ve seciye edinen çevreleri cüretlendirecek desteklerden , teşviklerden kaçınılmasını temenni ediyoruz.