1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Elçibey Uçmağa Vardı

Sami Yavrucuk
1- Elçibey’in Bakü’deki mezar taşı çok manâlı; “MİLLET, MİLLETATASINI, KORUYABİLDİ Mİ?” bu sual hepimizi sorguluyordu... Doğruydu... kıymetini bilemedik, hattâ koruyamadık.

Ulu Tanrı, kritik maddelerle yüklü bir Türk coğrafyasında kurulan bir başkan getirmişti. Fakat şartlar çok zordu. Ona hiçbir devlet ve hiçbir kimse yardım etmedi. Herkes köstek oldu. O da zaten bildiklerini korkmadan söyleyen dürüst bir akademisyendi. Politika oyunlarından haberi yoktu. Ordusuz, silâhsız ve tecrübesiz hâliyle halkını arkasına alarak Rus ordusuna ve toplarını şehre çevirmiş Hazer’deki Rus donanmasına karşı çıktı ve Azerbaycan’ın azatlığını temin ederek M. Emin Resulzade’nin yükselen bayrağını yere indirmedi. Keşke o günlerde Türkiye Cumhuriyeti mizin başında da Türkçü bir kadro veya Türkçü bir baş olsa idi. Büyük bir fırsat kaçtı. Elçibey o zamanlar, “Konfederasyon kuralım, petrolümüzü paylaşalım, sınırlarımızı kaldıralım, tek millet tek devlet olalım” diyordu. Bizdeki gözlük başka idi. Rus tankları Bakü’ye girdiği zaman Özal “Onlar Şiî, biz Sünnîyiz” dedi. Daha sonra Elçibey’i iktidardan uzaklaştıran üçyüz sarhoş eşkiyaya müdâhaleden vaz geçtik, onu dört helikopterden mahrum bırakan “Adriyatikten Çin Seddi”ne edebiyatının söz yazarı Süleyman Bey de sırtını döndü. İşte mezar taşını yazdıran isyan... Bunlar unutulmayacaktır. Ve Türk Dünyası’nın her yerinde ebediyen suçlu olarak damgalanacaktır. Hele Türkçüler bunları hiç affetmeyecek, ölülerinden bile hesap soracaklardır.

2- Elçibey bu yıl Türkiye’mize birinci gelişlerinde (9 Nisan 2000 pazar günü) Atsız Hoca’nın ve Ziya Gökalp’ın mezarlarını ziyaret etmek istedi. Arzularını severek yerine getirdik. Şimdi... düşünüyorum... Bugüne kadar bu Türkçü büyüklerimizin mezarlarında yaptığımız törenlerde hiçbir reisicumhurumuzu, başbakanımızı, meclis reisimizi görmedik. Hiç birisi böyle bir ihtiyaç ve arzu göstermedi. Çünkü, bu arzu yalnızca Türkçülere mahsustur.

3- Elçibey’i Sovyet Rusya’nın çatır çatır çöktüğü 1989’lu yıllarda Bakü’nün büyük Lenin meydanında ve Lenin heykelinin altında tanıdım. Bir milyon kişi saatlerce “Azatlık” diye haykırıyordu. Neticede bu meydanın adı “Azatlık Meydanı” olarak değişti. Lenin heykeli boynuna zincir geçirilerek indirildi ve Azerbaycan Türk halkı da liderleri Elçibey’in başkanlığında hür ve müstakil devletlerini kurdular.

Elçibey büyük bir Türkçü idi. Çileli bir hayat sürdü. Onun hastalığı “Türk dünyasını sevme hastalığı” “Azerbaycan’ı sevme hastalığı” idi. Bizim Türkçü liderlerimiz, Atatürk’ümüz gibi genç öldü. Onların hastalıklarını doktorlar bilemezler, ancak hastalığın ismini koyarlar.

Elçibey, “Tek Millet, tek Devlet” istiyordu.

“Türkiye, Türk dünyasının başıdır” diyordu.

“Olayların böldüğü tarih içinde bütünleşmeliyiz” diyordu.

“Alfabe ve yazı birliğini” şart görüyordu.

Çağdaş Türkçülüğün günümüzdeki ideologuydu.

Turan Ülküsü ile yaşadı.

BEY’İM UÇMAĞA VARDI.

Tanrı Türk’ü Korusun.