1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

EL KAPISINDA RİCACI

Orkun
Avrupa ülkelerinin hiçbiri Türkiye’nin AB’ye üye olmasını istemiyor. Bunda görüş birliği hâlindeler. Ancak, uygulamada -metot bakımından- ikiye ayrılıyorlar:

Birinci grup, Türkiye’nin Avrupa’ya ait olmadığını, dolayısıyla tam üyel iğinin de söz konusu edilemeyeceğini ileri sürüyor. Papa, Chirac (Fransa), Angela Merkel (Almanya), Avusturya, İtalyan Prodi vb. Bunlar, Türkiye’ye ümit vermenin doğru olmayacağını belirtiyorlar.

İkinci grup ise sözde üyeliğe destek veriyor, ama ucu açık, belirsiz ve dikenli bir müzakere süreci şartıyla. Sonunda da “olmuyor” diyecekleri açık. Ama bu süre içinde Türkiye’ye dilediklerini yaptırıp elden ayaktan düşürmek için AB havucunu sarkıtıp duruyorlar. Tabii pek ahlâklı bir davranış değil.

Bütün bunlara rağmen, yöneticilerimiz “mutlaka AB’ne gireceğiz” deyip duruyorlar. Bu kadar talepkâr olunca da tavizlerin sonu gelmiyor.

İyi de gerçeği görüp anlamanın zamanı hâlâ gelmedi mi?