1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

DÜNDEN SESLER: Yarınki Türkiye İçin

Nejdet Sançar
Gönüllerinde millet ve yurt sevgisi taşıyan bir çok Türk aydını, yıllar var, yarınki Türkiye’nin rüyası ile yaşıyorlar.

Evet, yarınki Türkiye... Millet ve memleket menfaatlerinin üstünde hiçbir menfaatin filizlenemeyeceği, millî şuurla dolup taşan bir Türkiye... Millî varlığımızı tehdit edecek ve baltalayacak, kökü içerde veya dışarda, hiçbir yabancı ve zararlı ideolojiyi bağrında yaşatmayacak Türkiye... İçinden bir diktatörün veya diktatörler takımının çıkıp, yurdu bir çiftlik gibi idare etmeye kalkmasını asla kabul etmeyecek Türkiye...

Öyle bir Türkiye ki; orada dalkavuklar, şarlatanlar, mevki ihtiraslıları, mideciler değil; millî şuur ve karakter sahibi, açık ve mert sözlü, fedakâr ve ülkücü insanlar söz sahibidir. Bir Türkiye ki, içinde, milleti iki safa ayırıp birbirleriyle boğuşturmaktan çekinmeyecek derecede korkunç hırsların esiri azgın politikacılar değil, memlekete hizmet ateşi ile yanan gönüllerin sahibi siyasîler hâkimd ir. Birtakım paravanaların ardında sipere girip yaylım ateşleriyle dört yanı sindirmeye çalışan fikir sapıklarının değil; bilginlerin, gerçek fikir ve sanat adamlarının, millî şuur sahibi aydınların ışık tutacakları Türkiye...

Birçok Türk aydınının yıllardan beri rüyasını görmekte oldukları yarınki Türkiye’yi yaratabilecek en büyük mânevî güç “millî şuur” olacaktır. Nice zamandan beri bir yandan büyük ve korkunç gafletler sonucu olarak, bir yandan da sistemli ve şuurlu bir şekilde Türkiye’mizden kovulmaya çalışılan millî şuur...

Yıllardır büyük bir ustalık ve o derece bir şirretlikle yürütülmeye çalışılan millî şuuru yok etmek gayreti, hedefine ulaşabilmiş değildir. Aksine, bu yoldaki türlü hiylelere, maddî ve mânevî her türlü baskılara rağmen, millî şuur, bugün her zamankinden daha çok ayakta bulunuyor. Ne açlığa mahkûm edilişler, ne hapisler ve zındanlar, ne de birtakım yayın organlarının batarya ile ateşleri, millî şuurun ayakta kalmasını önleyebilmiştir.

Bu şuurla silâhlı binlerce, onbinlerce Türk aydını, bugün yurdun dört köşesini doldurmaktadır. Bu aydınlar; sayıca da, kudretçe de, rüyaların ülkesi yarınki Türkiye’nin temelini atacak güçtedirler. Onlar vatanseverliğin, hürriyetçiliğin, gerçek değerin, faziletin çiğnenmeye çalışıldığı günlerde hep itilmişler, hep atılmışlardı. Fakat millî şuur onları her zaman dimdik ayakta tutmuştur. Yine aynı millî şuur, bugün, o binlerce Türk aydınını, bir vazife fikriyle bir arada tutmaktadır.

Bu gerçek aydınlar kütlesinde görülen en büyük eksikliklerden birisi, Türkiye’yi, dizginsiz ihtirasları uğruna veya yabancılar hesabına uçuruma götürmek isteyenlerin karşısında, tek saf hâline gelmemeleri, gelememeleridir. Fakat Türk’ün gerçek aydını, birtakım azgın politikacıların ve yabancı emeller hizmetlilerinin yarattığı ve günden güne büyüyen tehlike önünde, Türkiye’ye zarar vermek isteyenlerin karşısına bir kaya gibi dikilmenin nasıl bir zaruret olduğunu artık idrak etmek mecburiyetindedir.

Tarihin büyük Türkiye’si fedakârlık, feragat, kahramanlık, fazilet, bilgi ve şuur gibi mânevî harçlardan yapılmış temeller üzerinde yükselmişti. Bugün rüyaları süsleyen ve gönülleri büyüleyen yarının Türkiye’si de, ancak ve ancak, bu temeller üzerinde yükselebilir.

Millî şuura sahip Türk aydınları, ataların armağanı Türkiye’nin yeniden tarihteki şerefli mevkiine ulaşması için büyük hamleler yapabilecek kudrettedirler. Toprak ana, millî şeref ve ölmez ataların ruhları, bugünkü şuurlu aydınlardan bu tarihî vazifeyi bekliyor.

Yarınki Türkiye... Rüyaların büyük ve güzel Türkiye’si...

Fakat hayır! Yarınki Türkiye, artık, rüyaların Türkiye’si olmaktan çıkmalı; hayatın ve gerçeğin Türkiye’si olmalıdır.

Bu büyük ve muhteşem eser için, yarınki kudretli, yenilmez ve ebedî Türkiye için neler, neler feda edilmez ki...

(Millî Işık, 3. Sayı, Temmuz 1967)