1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Dün, Bugün, Yarın

Serdar Ertuğrul
SEKSENLİ yıllardan önce Türkiye’nin başındaki en büyük belâ Komünizmdi. O yıllarda milliyetçiler bu tehlikeyi farkedip bertaraf etmek için mücadele etmişler ve ülkemizi korumak için beş bin şehit vermişlerdi. O zamanlar Komünizm karşıtı olduğumuzdan dolayı, Komünistler tarafından gerici, faşist, komprador diye suçlanmış ve saldırılara uğramıştık.

Aradan yıllar geçti, milliyetçiler haklı çıktılar ve Komünizm tüm dünyada çöktü, Türk yurtları ise bir bir azat oldular. Eskiden Komünist olanların da çok büyük bir kısmı o ideolojilerinden vazgeçerek kapitalist, liboş oldu. Bu kesimden köşe yazarı olanlar ara ara köşelerinde eski günlerini anmakta ve o günkü düşüncelerinin aslında nasıl da saçma olduğundan bahsetmekteler. Hattâ içlerindeki bazı uyanıklar eski anılarını kitap yaparak satmakta ve hatalarını paraya çevirebilmekteler. Dün mülkiyet hırsızlıktır diyenlerin bir kısmını bugün mülkiyet sahibi hırsızlar olarak görmekteyiz. Dün anti liberalizmi kimseye bırakmayanlar bugünün en hızlı liberalleri olmuş vaziyetteler. Onların yaptıkları, ülkemizin uzun yıllarının heba olmasına, bir neslin hayatının mahvolmasına yol açtı. Günümüzde dahi milliyetçilere ırkçı gözüyle bakanlar, sıra Kürtçülere geldi mi birden demokrasi havarisi kesilmektedir.

Bugün de milliyetçiler Türkiye’yi tehdit etmekte olan AB kararlarının karşısında olduklarından dolayı yine aynı kesim tarafından, benzer lâflarla suçlanmaktadırlar. Bizi Türkiye’nin çağdaşlaşma yolunun üzerindeki en büyük engel olarak görmekteler. Halbuki tarih her zaman milliyetçileri haklı çıkarmaktadır. Dün Komünizmi bertaraf edebildik ama bugün AB’ye verilen tavizlere dur diyemezsek yarın bu tavizlerin bedelini çok zor ödeyebiliriz. Ve hiç kimsenin şüphesi olmasın ki bugün AB’nin isteklerine kayıtsız şartsız evet diyenler bedel ödemeye başladığımızda yine zeytinyağı gibi üste çıkacaklar, hattâ ihanetlerini tekrardan kitaplaştırıp paraya tahvil edeceklerdir. Olan Türk milletinin geleceğine, kayıp yıllarına olacaktır. Türkiyemizin üzerine çöken kara bulutlardan rahmet yağmurları bekleyenler, bu bulutlardan zillet, fakirlik, horlama yağacağını çok geçmeden göreceklerdir.

Bu yüzden uyanık olmalı ve millî bütünlüğümüzü tehdit eden AB dayatmalarına karşı içerideki hainler ne derse desin karşı durmalıyız. Üzerlerine ölü toprağı serpilmiş görüntüsü veren milliyetçi dernek, vakıf ve kuruluşlar bir araya gelip, gerekirse aynı yoldaki farklı ideoloji mensuplarıyla beraber hareket etmeli ve bu dayatmalara karşı çıkmalıdırlar.

Atatürk’ümüzün de yıllar öncesinden gençliğe hitabesinde tasvir ettiği günümüz Türkiyesinde yaşananlar o kadar acıklı bir hâl aldı ki, yüce Türk milletine yıllarca kan kusturan, otuz bin vatan evlâdının katilinin cezası bir günde affediliyor, örgütün kabul edilmesi uğruna yıllarca halka olmadık zulmü yaptığı anadilde öğretim, yayın gibi maddeler ve ayrıca azınlık vakıflarının mal edinebilmesi hakkı kabul ediliyor, ardından bu gibi yasaların Türk milletinin menfaati icabı çıkarıldığı söyleniyor.

Aslında kabul edilen bütün bu yasalar hepimizin bildiği üzere, ne milletimizi düşündükleri için ne de AB’ye girebilmek için değil, oturdukları koltukları biraz daha mufahaza etmek amacıyla çıkartılmıştır. Devlet-i ebet müddet anlayışı günümüzde yerini li- der-i ebet müddet anlayışına bıraktığı için liderler, şahsî menfaatleri uğruna milletin ve devletin çıkarlarıyla pervasızca oynamaktadırlar. Onun çindir ki dincisi, dinsizi, sağcısı, solcusu, sosyal demokratı, galiba sosyal demokratı, merkezi kucaklayanlar, herkesi kucaklayanlar AB söz konusu olduğunda aynı eksende buluşabilmişlerdir.

Ancak milletimizin bu gidişe tahammülü kalmamıştır. Artık tarih yazma sırası millete gelmiştir. İhanet yasaları karşısında sıra dağlar gibi duran ve geçmemesi için mücadele eden milliyetçilere, tek başına iktidar yolunda desteklerini elbet esirgemeyeceklerdir. Damat Ferit’in imzalattığı Sevr’i Atatürk nasıl yırtıp attıysa, altı siyasî partinin kabul ettiği ihanet yasalarını da milliyetçiler aynı şekilde yırtıp atacaktır. Ve milletimiz şunu unutmamalıdır ki, geleceğimizi Amerika’nın ve AB’nin talimatları değil, ay yıldızın gür şavkı aydınlatacaktır.