1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

"Dördüncü Kuvvet”in Zaafı!

Altemur Kılıç
Üniversitede okurken bir hocamın basın konusundaki sözlerini hiç unutmam: “Demokratik düzenin iyi işlemesinin başlıca garantisi, doğru ve tam haber alıp veren, bağımsız ve ahlâklı bir basındır.” …ve “Eğer, basın, kendi evini yoluna koymazsa ve doğru işlemezse ve mahzurları kendisi gidermezse, bunu dışardan yapmak isterler”. …

Bunca yılda, Bediî Faik’in deyimiyle. “Matbuat, basın, derkeeen Medya” yazılı basın TV ve radyo alanında, teknik, grafik, yapım alanlarında erişilen yüksek düzeye oranla, içerik ve “etik” hususunda, Türkiye’de de, dünyada da, aynı düzeye ulaşıldığı söylenemez.

Hem evrensel, hem de şu sırada, Türkiye için güncel bir sorun da, medya araçlarının ve kanallarının, gazete, dergi, televizyon ve radyoların, internet sunucularının, kitapçılık kuruluşlarının ve dağıtım şirketlerinin, giderek, “tek ellerde” toplanmasının yarattığı ve yaratacağı mahzurlardır.. Ülkemizde bu alanın başka uğraşları olan ve bu yüzden de hükûmetlere “mecbur” olan holdinglerin elinde toplanması, hem olayların ob bjektif ve tam olarak kamuoyuna ulaştırılmasına, hem de özgür yorumların yapılmasına engel oluyor, açıkçası, bazı olay ve haberler hasıraltı edilebiliyor, ya da manipüle ediliyor. Serbestçe yorumlanamıyor.. Üstelik “bu tekellerin” egemenliği yüzünden bağımsız TV ve gazetelerin reklâm almak imkânları da, yayın ve dağıtım kapasiteleri de mahdut. Kaç dergi ve gazete bu yüzden yayın hayatına son vermek zorunda kaldı, kalıyor, Meselâ yıllardır ve son döneminde, sekiz yıldan beri, Türkçü-milliyetçi görüşlerin saygın organı ORKUN dergisi de olumsuz dağıtım koşulları yüzünden, kapatılmak zorunda kaldı…

Danıştay Saldırısı İmtihanı

Fakat Medya konusunda güncel ve insanî vahim bir olay- bir olgu var… 17 Mayısta Danıştay 2. Dairesine yapılan kanlı baskın konusunda, medyamız- çoğu gazete ve televizyonlar, çok kötü sınav verdiler. “Sınav kâğıdının” en belirgin örneği liberal görüşlerin “kalesi” olmakla övünen RADİKAL gazetesinin, saldırının hemen ertesi günü, büyük manşetiyle saldırının, “Türk-İslâm sentezinin” ve “Kızıl Elmacıların”, “milliyetçilerin” örgüt işi olduğunu ilân etmesi idi. Sonra da, “kilit ismin” emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin olduğu ve saldırının “asker bağlantılı” bir “çete” işi olduğu, hem RADİKAL’de, hem de çoğu gazete ve televizyonlarda sürdürüldü… Hatta emekli general Veli Küçük’ün vb. başka, eski askerlerin saldırıdaki ilgileri de bazı fotoğraflardaki beraberlikleri vb. teşhir edildi. Bu “haberler” hükûmet çevrelerinin “örgüt” ve “komplo” iddialarıyla denk düşüyordu!

Aynı medya organları, Genelkurmay Başkanlığı önünde esrarengiz şekilde dağıtılan “sarı zarflara” ve sızdırılan, “haberlere” sarılarak, aynı “çetenin” Başbakan’a suikast düzenleyeceğini yazdılar, söylediler. Bu, meslekî bakımdan ne kadar ahlâkî idi? Ama asıl, haberleri iyice kontrol etmeden, birilerinin “dezinformasyon” operasyonuna âlet omak ve böyle kesin hükümlere varmak meslek bakımından ne kadar doğru idi?.

Şimdi, bu saldırının ve Alparslan Aslan’ın arkasında kimlerin, hangi cemaatin bulunduğu, “çetenin veya örgütün” – “komplonun” gerçek mahiyeti ortaya çıktıkça, bu yazılıp çizilenleri o gazete ve televizyonlar, özellikle başı çeken RADIKAL gazetesi nasıl yalayacak? Saldırının “Türk-İslâm sentezi ve Kızılelmacıların, milliyetçilerin ve askerlerin” işi olduğu palavrasını savuran İsmet Berkan, bunları şimdi nasıl yutacak, yutturacak? Asıl önemlisi, haksız yere suçlananların çektikleri, yanlarına kâr mı kalacak? Bunun bir müeyyidesi yok mu?

Fakat ben asıl, bilgili ve dürüst medya uzmanı Haluk Şahin’e ve medya ahlâkı konusunda, “köşe kadısı” (yoksa Kör Kadı mı?) Hakkı Devrim’e, bu konudaki düşüncelerini sormak isterim,: “Yayın dağıtım araç ve kanallarının “tek ellerde” hele iktidarlara bir şekilde mecbur olan holdinglerde toplanması, demokrasinin tam olarak işlemesine ve kamuoyunun doğru oluşmasına ne kadar yarar? Danıştay saldırısından sonraki medya manzaralarını siz nasıl değerlendirirsiniz? Kerameti ve gücü yasalardan değil de, kendisinden menkul, “DÖRDÜNCÜ KUVVETİN” zaaflarını izale etmenin çaresi nedir?