1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

DİYARBAKIR’DA NELER OLUYOR?

Hüseyin Adıgüzel
BİR millî maçtaki galibiyetimizden sonra, sevincini Türk bayrağı sallayarak dile getiren bir kız öğrenci nasıl bir muamele ile karşılaşır? O kız öğrenci Dicle Üniversitesi’nde okuyor ve Mehmet Âkif Kız Öğrenci Yurdu’nda kalıyorsa ağır baskılarla karşılaşır ve yurttan atılma tehlikesiyle başbaşa kalır.

Burası Diyarbakır’dır. Yani eski ve ebedî Türk şehri.

Dicle Üniversitesi’nde öğrenci iseniz, dolabınızın içine dahi Türk bayrağı asamazsınız. Üzerinde ay-yıldız bulunan eşofman giyemezsiniz. Bu, tahrik sayılır.

Dicle Üniversitesi’nde 3-6 Kasım tarihleri arasında her gün gösteriler yapılır ve bu gösteriler sırasında “M hmetçik Kürdistan’dan defol”, “Kürdistan Mehmetçik’e mezar olacak”, “Öcalansız dünyayı başınıza yıkarız”, “Kürdistan gerillayla doğacak” gibi sloganlar atılır, emniyet güçleri de bütün bunları sadece seyrederse, Diyarbakır’ın Türklüğü nerede kalır?

Batman’dan Diyarbakır’a tayin edilen yeni valinin, gösterilere müdahale edilmemesi için emniyet müdürüne talimat vermesi ise, anlaşılabilecek bir durum değil.

Diyarbakır’daki üniversitede siyasî Kürtçülüğün, bir kısım öğrenci ve öğretim üyesi arasında revaçta olduğu anlaşılıyor. Yetkililer ise “Ne yapalım, AB yasaları, elimizi kolumuzu bağlıyor” şeklinde mezaretler ileri sürüyorlar. Pasifizmin her derde deva olduğu gibi bir yanlış, zihinlere hâkim olmuş durumda.

Diyarbakır’ı, Türkiye’nin herhangi bir ilinden farksız duruma getirecek iradeye ihtiyaç var. Eller mesafe alırken susup oturmak bize hiç yakışmıyor.

•••

Aynı günlerde, Alman Birlik 90/Yeşiller Partisi eşbaşkanı, elmalûm Claudia Roth Diyarbakır’daydı. Oradaki teftişlerini yaptıktan ve kendisine yakın bulduğu Kürtçülerle görüştükten sonra da, Almanya’nın bize pahalıya satmak istediği kullanılmış tantların teröre karşı mücadelede yer almaması gerektiğini buyurdu. Yani, parasını ödeyip silâh alacağız ve sonra bu silâhları kime karşı kullanıp kullanamayacağımız hususunda bizi AB kapısında bekletenlerden izin talep edeceğiz.

Claudia Roth, Berlin’deki bir toplantıda yaptığı konuşmada da “Türkiye’deki dostlarının esas mücadelenin şimdi başladığını” kendisine söylediklerini ifade etti. Esas dostlar malûm olduğuna göre, asıl mücadelenin de AB kullanılarak yapılacağı anlaşılıyor.

Roth ve benzerlerinin aklı fikri Güneydoğumuzda. Buranın Türkiye’den koparılması için ellerinden geleni yapıyorlar ve ne yazık ki Türkiye içinden kendilerine yardakçı da bulabiliyorlar.

Ey benim saf insanlarım, bu gerçekleri görmenin zamanı artık gelmedi mi?