1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

CNN Türk'teki ''Atatürkçülük'' Porgramı Hakkında

Orkun
CNN Türk televizyonunda 15 Ocak 2004 akşamı Atatürkçülükle ilgili bir program yayınlandı. “32. Gün” sorumluları tarafından hazırlanan bu programda, arşiv malzemesinin yanı sıra Toktamış Ateş, Vural Savaş, Can Dündar ve Atatürkçü Düşünce Derneği yöneticileriyle birlikte, dergimizin sahibi ve yazı işleri müdürü Altan Deliorman’ın görüşlerine de yer verildi. Ancak, Deliorman’ın, önceden yapılan çekim sırasında belirttiği temel düşüncelerin bir yana bıkarılıp çok kısa bir-iki cümlesinin alınarak anlamsız bir hâle sokulduğu görüldü.

Yazı işleri müdürümüz, Atatürk ve Atatürkçülük konusunda kendisine yöneltilen sorulara şu şekilde cevap vermişti:

“Atatürk, Millî Mücadelemizin kahraman önderi olmanın yanı sıra, devletimizin kurucusu, milliyetçi ve yenilikçi büyük bir devlet adamıdır. Gençliğinden itibaren Namık Kemal’in vatan ve Ziya Gökalp’ın millet, milliyet kavraml arı etrafındaki görüşlerinin etkisi altında kalmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonraki devlet politikasını da milliyetçilik anlayışına tamamen uygun olarak belirlemiştir. İktisadî, kültürel ve siyasî alanlarda attığı isabetli adımlar bunu göstermektedir. Ziya Gökalp’ın ‘Türkçülüğün Esasları’nda ileri sürdüğü görüşleri Atatürk uygulamaya koymuştur. Bu dönem, onun ölümüne kadar sürmüş, ondan sonra rayından çıkarılmıştır. Atatürk, kendisine hiçbir zaman Türkçü demeye gerek görmemiştir, ama bütün uygulamaları bu istikamette olmuştur. Onun içindir ki, Türkçüler, Atatürk’ü büyük bir Türk milliyetçisi olarak görmektedir.

Ancak, Atatürkçülük adına sonradan yapılan uygulamalarla; Atatürk’ün şahsına duyulan büyük sevgiyi, onun ilkelerine bağlılığı ve görüşlerini savunmayı birbirine karıştırmamak gerekir. Çünkü, ‘Atatürkçülük’ adı verilen kavram, Atatürk’ün ölümünden sonra, onun görüşleri çok kere maksatlı olarak başka yönlere çekilmek, bozulmak, yanlış yorumlanmak suretiyle ortaya çıkmıştır. Atatürk hayatta iken ‘Atatürkçülük’ adı verilen bir eğilim mevcut değildi. O dönemde, Avrupa’dan kaynaklanan ‘Kemalizm’ tabiri kullanılıyordu.

Atatürkçü olmak için, Atatürk’ün hayatı boyunca inandığı fikirlere, takip ettiği ilkelere ve uygulamalarına inanmak, onları benimsemek gerekir. Atatürk’ün sadece bir yönünü alarak onu başlıca vasfı gibi göstermek yanlıştır. Onun hâkim vasfı milliyetçiliktir. Halkçılık, devletçilik, laiklik, cumhuriyetçilik gibi kavramlar esasen milliyetçiliğin içinde mevcuttur.

Kızılelma denilen oluşuma gelince: Milletimizin bugün içinde bulunduğu durum hiç de iç açıcı değildir. Bu gidişten ıstırap duyan aydınlar, ister sağcı, ister solcu, ister Türkçü, ister Atatürkçü olsunlar, müşterek bir hareket hattı izlemeye karar vermişlerdir. Bu teşebbüsün tatbikatta nasıl gelişeceğini hep birlikte göreceğiz.”

Altan Deliorman’ın, kısaca ve mealen yukarıya aldığımız düşünceleri, Atatürk’ü istismar etmeye kalkışan bir kısım gayrı samimî politikacıların âdeta paralelinde bir görüntü içinde nakledilmiştir. İleriye sürdüğü görüşlerin öncesindeki gerekçeler dikkate alınmamış, bunlar hiç yokmuş gibi bir sonuç ortaya çıkmıştır. Program süresinin kısıtlı olduğu ve ayrı ayrı birçok kimseye yer vermek zorunluluğu gibi bahanelerin bu çarpık yayıncılık anlayışını mazur göstermeyeceği açıktır. Yayıncıların kafalarında önceden belirlenmiş şablona uygun olmayan kısımların makaslanması dürüst ve demokrat bir yayıncılık anlayışına da aykırıdır.

Programı seyreden ve yayıncıların tutumundan bir anlam çıkaramayan pek çok okurumuzun uyarısı üzerine bu açıklamayı yapmak gereği duymaktayız.