1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Çiftçioğlu Nejdet Sançar

Prof.Dr. Necmeddin Sefercioğlu
TÜRKÇÜLÜĞÜN büyük önderlerinden Nejdet Sançar Beğ uçmağa varalı 29 yıl oldu. Ama O’nu yitirmenin acısı, kendisini benim gibi yakından tanıyıp sevenlerin yüreğinde eksilmeden sürüyor. Ayrıca, O’nun gibi büyük ülkü erlerine toplumca duyulan özlem, her geçen gün daha da artarak, büyüyor. Çünkü, O’nun gibi büyük Türklük dâvasının çilesini çekenler, Türklük düşmanları ile kıyasıya mücadele edenler iyice azaldı. Buna karşılık Türklüğü horlayanlar, başka etnik kökenden olduğunu ilân etmekten zevk duyanlar, Türk olduğunu söylemekten çekinenler olabil-diğince arttı. Kısacası, Nejdet Sançar gibi yol gösteren, Türklük ruhu aşılayan ülkücülere her zamankinden daha çok muhtacız.

•••

1 Mayıs 1910’da Istanbul’da doğan Nejdet Sançar, 1935 yılında Istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirerek edebiyat öğretmeni olmuştu. Sıvas Erkek İlköğretmen Okulu ile Balıkesir Lisesinde çok değerli öğrenciler yetiştirdi. Balıkesir’de görevli iken, 1944 yılı Mayıs ayında Türkçülüğe karşı başlatılan devlet terörü sırasında, yirmi üç ülküdeşi ile birlikte tutuklandı. Atıldığı zındanda işkencelere uğratıldı. Bir yıla yakın tutuklu kaldı. Uzun süren yargılamalar sonunda beraat etti. Fakat öğretmenlik görevine başlatılmadı. Beş yıl boyunca evdeşi Reşide Sançar’ın öğretmenlik yaptığı Zonguldak’ta, çeşitli işlerde çalıştı. Edirne Lisesi edebiyat öğretmenliğine ancak 1950 yılında atanabildi. Ardından, Edebiyat Fakültesi’nden sınıf arkadaşı olan Adnan Ötüken’in çabaları ile onun müdür olduğu Millî Kütüphane’de çalışmak kaydıyla, Ankara’daki bir lisenin kadrosuna alındı. Orada 1953’ten 1970 başlarına kadar çalıştı. Bu dönemin son bölümünde, Sıvas Öğretmen Okulundan öğrencisi olan Veli Soysaldı’nın müdür olduğu sıralarda Gazi ve Atatürk liselerinde dersler verdi; böylece öğretmenlik özlemini biraz olsun giderebilmek fırsatını buldu. Fakat bu yıllarda geçirdiği felç, birkaç yıl çalışmasını engelledi. 1973 yılında emekliye ayrılarak doğum yeri olan Istanbul’a yerleşti. Fakat bu dönem uzun sürmedi. Tarihte Türk-İtalyan Savaşları (1942) adlı eserinin genişletilmiş ikinci yayımı üzerinde çalıştığı sırada, yazı makinesi başında geçirdiği kalp bunalımından kurtulamayarak 21 Şubat 1975 günü, henüz 65 yaşında iken uçmağa vardı.

•••

Nejdet Sançar, yüreği Türklük ve Türkçülük aşkıyla çarpan büyük bir ülkü eri idi. Hayatının anlamı saydığı ülküsüne öz ağabeyisi Atsız Beğin telkin ve özendirmesi ile bağlandığını daima, iftiharla söylerdi. Bu kutlu dâvanın "çetin yollar"ını hep el ele, omuz omuza, gönül gönüle, aynı kaderi paylaşarak aşmağa çalıştılar. Ülkü yolunda Sançar Beğ daima ağabeysinin destekçisi ve yardımcısı oldu. Özellikle yayın çalışmalarında bu yardım ve destek, ayrı şehirlerde yaşamalarına rağmen aksamadan sürdü.

Nejdet Sançar Beğ, enerji dolu, hareketli bir insandı. Bu yüzden resmî görevleri dışındaki hayatı büyük bir hareketlilik içinde geçmişti. Türkçülük ile ilgili olanlar başta olmak üzere çeşitli sosyal çalışmalara aktif olarak katılmış, gönüllü kuruluşların etkinliklerine, özellikle yayın alanında, büyük özverilerle katkılarda bulunmuştu.

O’nun Zonguldak’ta bulunduğu sırada Zonguldak Komünizmle Mücadele Derneği’nin kuruluşuna ve çalışmalarına katıldığını, az sayıdaki gönüldeşi ile bu işçi merkezinde çok yararlı etkinlikler gösterdiğini, bizzat kaleme aldığı bir dizi broşürün ve Komünizme karşı Türklük adlı bir gazetenin çıkarılmasına öncülük ettiğini biliyoruz.

Ankara’ya geldikten sonra da Millî Kütüphane’nin toplum çalışmalarına önemli katkılarda bulundu. Millî Kütüphaneye Yardım Derneği ile Türk Kütüphaneciler Derneği’nin yönetim kurullarında uzun süre görevler aldı. Özellikle Türk Kütüphaneciler Derneği Bülteni adlı meslek dergisinin yazı işleri sorumluluğunu, yıllarca taşıdı.

Ankara’da bulunduğu yıllar içinde başkenti Türkçü etkinliklerin odağı konumuna getirmeyi de başardı. Istanbul’da kurulup bir süre bitkisel hayat yaşamış olan Türkçüler Derneği’nin merkezini Ankara’ya taşıtarak "Türkiye Milliyetçiler Birliği" adı ile çok verimli çalışmalar yapmasını sağladı.

Nejdet Sançar Beğin etkin olduğu kuruluşlardan biri de Türk Ocağı idi. Bu tarihî kuruluşun ‘Merkez Heyeti’nde de güzel çalışmalar yaptı ve Türkçülüğe gönül veren birçok gencin yetişmesine vesile ve yardımcı oldu. Türk Ocağı’nın yayın organı olan Türk Yurdu’nun 1960’lı yıllarda çıkan sayılarında da gençlere yol gösterici yazıları yayınlandı.

Sançar Hoca’nın büyük bir istekle ve özverilerde bulunarak katıldığı ve katkılarda bulunduğu Türkçü toplum çalışmaları, düzenlenen geziler ile başka şehirlere de yansıtılırdı. O, gidilen bu yerlerde verdiği konferanslar ile, sohbet toplantılarında yaptığı coşkulu, nükteli, bilgi ve birikim dolu konuşmalarla, yöre gençlerinin Türkçülük ülküsüne ilgi duymasına, hattâ bağlanmasına vesile olurdu.

•••

Nejdet Sançar, iyi bir öğretmen, değerli bir ülkü ve fikir adamı olmanın yanında titiz bir araştırıcı, yorulmak bilmeyen verimli bir yazardı. Ülkenin her yerindeki milliyetçi yayın organlarının yazı isteklerini geri çevirmez, gücünün yettiğince onlara yardımcı olmağa çalışırdı. Sürekli olarak yazdığı Orhun, Çınaraltı, Orkun, Millî Yol, Millî Işık ve Ötüken dergileri dışında ülkü ve inançlarına uygun dergi ve gazetelerin hemen hepsinde yazıları yayınlanmıştı. Yazı-larında adı çoklukla Çiftçioğlu Nejdet Sançar biçiminde yer alırdı. Kendi adı yanında Okçuoğlu, Çiftçioğlu, Ahmet Tuğcu... gibi iğreti adlar da kullanırdı. Bu yüzden, yayınlanmış yazılarının tam sayısını bilmek, onlara ulaşmak mümkün değildir.

O, kitap yayıncılığına da büyük önem verirdi. Türkçülük ülküsünün kuşaktan kuşağa ancak kitaplarla ulaşabileceğine inanırdı. Bu inançla çok genç yaşında yitirdiği oğlunun adını taşıyan ‘Afşın Yayınları’nı kurmuş, bir dizi kitap çıkarmıştı. Türkçü kuruluşlar için hazırladığı imzasız broşürler yanında on da kitabı yayımlandı. Tabiî bunlar, ülkü ve fikir çilesinin verimi olan canlı, coşkulu, akıcı bir üslûpla yazılmış eserlerdi: Tarihte Türk-İtalyan savaşları (1942), Irkımızın kahramanları (1943, 1997), Hasan Âli ile hesaplaşma (1947), İsmet İnönü ile hesaplaşma ( ? ), Türklük sevgisi (1952), Türk, moskof ve komünist (1959), Afşın’a mektuplar (1963), Türk kahramanları (1965), Gizli komünist belgeleri (1975), Nâzım Hikmet masalı (1975), Türkçülük üzerine makaleler (1976). Hemen hepsi de Çiftçioğlu Nejdet Sançar imzası ile yayınlanmış olan bu kitaplar, hem sundukları bilgiler ve işledikleri konular hem de Türkçemizin güzel örnekleri olmaları bakımından gençlerimizin mutlaka okumaları gereken, değerli ve yararlı eserlerdir.

•••

Nejdet Sançar Hoca ile Ankara’ya geldiği yıl tanıştım. 1959-62 yıllarında da Millî Kütüphane’de birlikte çalıştık. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Kütüphanecilik Bölümünün son sınıfında iken Kütüphane’ye O’nun delaleti ile girmiştim. Orada çalışma odalarımız bitişikti ve birbirinden ortasında kapı bulunan bir cam bölme ile ayrılıyordu. Aynı odada çalışıyor gibi idik. Bütün gün onu her an görebilme ve kendisi ile görüşme şansım vardı. Ayrıca Kütüphane ile aynı sokakta bulunan evine teklifsizce gidebilme ayrıcalığına da sahiptim. Onun sevgi ve güvenini böylesine kazanmıştım. Böylece Türkiye’nin dört bir yanından kendisini ziyarete gelen Türkçüleri görmek, tanımak şansını da elde etmiştim. Birçok ünlü Türkçü ile o sayede tanıştım.

Bu yakınlık bana O’nun huy, karakter ve niteliklerini gözlemlemek, öğrenmek fırsatını da vermişti. Buna dayanarak O’nun herkesçe bilinen cana yakınlığı ve şakacılığı yanında alabildiğine kibar ve nazik, çevresine saygılı, alçak gönüllü bir Istanbul efendisi olduğunu belirtmek durumun-dayım. Dostlarına karşı fedakâr ve vefalı, çalışmalarında titiz, azimli ve gayretli idi. Çok da yardım severdi. Yüz sayfayı aşkın bir metin olan lisans tezimin daktilo edilmesine yardımcı oluşunu unutamıyor, daima minnetle anıyorum.

Kimsenin ardından dedikodu yapmaz, beğenmediği tutum ve davranışları onları yapanların kendisine söylerdi. O’nun bu güzel davranışından kimiler hoşlanmaz, olumsuz tepki gösterir, hattâ O’na darılırdı. O onlara aldırmaz, doğru bildiğini söylemekten çekinmezdi. Hoşgörüsüz davrandığı, hatta kabalaştığı çok nadir zamanlar, Türkçülüğe, dürüstlüğe ve ahlâk değerlerine aykırı davranışlarla karşılaştığı zamanlardı. Öyle tutum, davranış ve sözlerin sahiplerini, en yakını olsalar bile hoş görmez, bağışla-maz ve tepkisini en ağır biçimde göstermekten kaçınmazdı. O uğurda karşılaşacağı her güçlüğü, tehlikeyi ve sıkıntıyı göze alır, tevekkülle karşılardı. Hayatı da, zaten, bir sıkıntılar ve çileler yumağı idi.

Çektiği dayanılmaz sıkıntılara ve çilelere, katlanmak zorunda bırakıldığı acı ve işkencelere rağmen hayat dolu idi. Hiçbir şey O’na yaşama sevincini ve neşesini kaybettirememişti. Onun katıldığı toplulukta kahkahalar eksik olmazdı. Biricik oğlu Afşın’ı hekimlerin ihmali yüzünden yitirmiş olmanın onulmaz acısı ile bacakları felç olmuş, o menhus illeti büyük bir irade, azim ve gayret ile, bastonsuz yürüyecek derecede yenmişti. Neşeli görünümünü bu korkunç, dayanılmaz acılar bile bozamadı. Acılarını içine gömdü ve hep bilinen Nejdet Sançar olarak görünmeğe çalıştı. Fakat her dokusu böyle acılarla dolu olan yüreği onlara ancak 65 yıl dayanabilmiş, o ağır yüklerin altında ezilerek, ansızın durmuştu.

Nejdet Hoca dinimize de saygılı idi. Ramazanlarda oruç tutmayı ihmal etmezdi. Kendisini ziyarete gelen gençlere Türklükle islâmlığın tırnak ve et gibi birbirinden ayırılamaz kutsal değerler olduğunu söylerdi.

•••

Nejdet Sançar Beğ, Türklüğe ve Türkçülüğe sayılamayacak, anlatılamayacak kadar çok ve değerli hizmetlerde bulunduğu hâlde hayatı, eserleri ve çalışmaları yeterince değerlendirilemiştir. Eserlerinin yeni yayımları yapılmalı, gazete ve dergi sayfalarında kalmış yazıları bir araya getirilerek kitaplaştırılmalıdır. Hayatı ve Türkçülük çalışmaları üzerine araştırmalar yapılmalı, eserler yazılmalıdır. Yayınları ile ilgili bibliyografik çalışmalar yapılarak onların gün ışığına çıkarılması da genç Türkçülerin gayret ve himmetini beklemektedir. O bunlara her bakımdan lâyık bir ülkü önderi idi.

Nûr içinde yatsın, Tanrı rahmetini üzerinden eksiltmesin.

AÇIKLAMALAR

a) 71. Sayıdaki (46. s.) ‘Açıklama’ ile ilgili not:

Açıklamada yanlış olduğu belirtilen bilgiyi İsa Yusuf Beğin sağlığında yayımlanan ve sunulan belgelere dayanarak güvenli olduğuna inandığım Türklük mücahidi İsa Yusuf (Istanbul, 1991) adlı kitaptan aldım. O kitabın 47. s.’daki "1960 yılında Doğu Türkistan Göçmenler Cemiyeti kurulur. Mehmet Emin Buğra’nın 14 Haziran l965’te vefatından sonra cemiyetin başına İsa Yusuf Alptekin getirilir." Ve 70. s.’daki "Mehmet Emin Buğra’nın vefatından sonra İsa Yusuf Bey Doğu Türkistan Göçmenler Cemiyetinin başkanlığına seçilmişti" ifadelerinin başka nasıl yorumlanabileceğini ‘açıklama’yı gönderen dostlarımızın takdirine bırakıyorum. Büyük Türklük mücahitlerini bir kez daha anma fırsatını verdikleri için kendilerine teşekkür ederim.

b) 71 Sayıdaki "Prof. Dr. Mehmet Çavuşoğlu" yazısı ile ilgili bir tarih düzeltmesi:

Çavuşoğlu’nun uçmağa varışı 11 Şubat 1987 değil 11 Temmuz 1987’dir. Düzeltir, özür dilerim. – N.S.

DİPNOTLARI

1- Her ikisi de edebiyat öğretmeni olmalarına rağmen, 1944-45 dâvasında beraat ettikleri halde, CHP hükûmetlerince görevlerine iade edilmediler. DP hükûmetleri de, öğrencilerden uzak tutmak için, onları kütüphanelerde görevlendirdi. Atsız Beğ, Süleymaniye Kütüphanesi’nde, Sançar Beğ, Millî Kütüphane’de çalıştırıldı. Bu çileleri yirmişer yıla yakın sürdü.

2- Atsız Beğ ile Sançar Beğin soyadlarının neden ayrı olduğu daima merak edilmiştir. Bunun sebebini Nejdet Beğ bana “Soyadı kanunu çıktığında ayrı şehirlerde idik. Hemen haberleşme imkânımız olmadı. Bu yüzden babam ‘Çiftçi’, ağabeyim ‘Atsız’ soyadını almışlar; ben de ‘Sançar’ı aldım. Sonra da “onları değiştirmeyi doğru bulmadık” diyerek anlatmıştı.

3- Özellikle Ötüken dergisinin yayıma hazırlanmasının yükünü, kendisi Ankara’da yaşamasına, dergi Istanbul’da yayınlanmasına rağmen, çoklukla o taşımıştı.

4- O yıllarda bilgisayar yoktu. Tez metinleri yazı makinesi ile veya elle yazılırdı. Bunun ne külfetli ve zor bir iş olduğunu bugünün insanına anlatabilmek mümkün değil. Sevgili Nejdet Hoca lûtfedip benim büyük zaman alan bu yükümü hafifletti.