1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Bulgaristan’daki Türkler ve Problemleri

Rafet Murat
Bulgaristan’da 1989 yılında üç milyon civarında Türk bulunmakta idi. Aynı yılın mayıs ayında başlayan zorunlu göç nedeni ile 100 binlerce insan Türkiye’ye geldi. Bulgaristan’da 1989 yılında iktidarda meydana gelen değişiklikler ile birlikte, Jivkov idaresinin uyguladığı asimilâsyon politikaları yeni iktidar tarafından kısmen kaldırıldı. Türk Müslüman nüfus lehine bazı düzenlemeler yapıldı. Ancak göç dalgalar hâlinde günümüze kadar sürdü ve bu uygulama sistematik bir şekilde sinsice devam etmektedir. Şu ana kadar 1.500.000 civarında insanımız Türkiye’ye zorunlu olarak gelmiştir. Her mazlum millette olduğu gibi bütün dünya kamuoyu maalesef seyirci kalmıştır. Bu etnik arındırma hareketinin sonucunda Bulgaristan devleti maddî ve mânevî kazanç sağlamıştır.

Bulgaristan’da mevcut problemleri şöyle sıralayabiliriz:

I. Göç: Göçün iki ana sebebi bulunmaktadır.

a) Psikolojik göç- psikolojik göç olgusu 1877-78 Rus-Türk harbinden sonra Balkanlarda Türkler üzerinde uygulanan soykırım, ba skı ve şiddet politikaları sebebiyle, Türklerin geleceğe olan güvenlerini yitirmiş olmaları, ayrıca bu bölgede yaşayan Türklerin Türkiye’ye duydukları özlemden doğmuştur. Balkanlarda yıllardır uygulanan göç politikaları yeni kurulan devletçikler tarafından dahi açık ve gizli olarak devam ettirilmektedir.

b) Ekonomik göç - Doğu bloğunun çöküşü ile meydana gelen ekonomik krizin yarattığı işsizliğin neden olduğu bir göç hareketidir.

II. Bulgaristan’da yaşayan Türklerin kimlik sorunları:

Bulgaristan’da yaşayan Türklerin eğitimi çeşitli şekillerde sınırlandırılmaktadır. Okullarda Türkçe seçmeli ders olarak okutulmakta. Oysa Türkçe’nin mecburî ders olması icap eder.

Türklerin eğitimi Rodoplarda yaşayan ahalinin bir kısmı, özellikle Rodopların Güneybatı bölgesinde yaşayanlar 1990-91 yıllarında özel olarak Türkçe eğitimine başladılar, ancak sürdürülmedi. Türklerin yaşadığı bölgelerde Türkçe’ye ilgi büyük olmasına rağmen hiçbir çalışma yapılamamaktadır.

III. Din ile ilgili problemler: Bulgaristan’da din eğitimi yeni yeni başlamaktadır. Din eğitiminin özellikle Rodop bölgesinde, Arap milliyetçiliğini yayan bir takım din adamlarınca verilmesi, özellikle biz Türklere camilerimizde Türk olarak vaaz verecek din adamlarının bulunmaması başlı başına ve en büyük sorundur.

IV. Vakıflar ve gayrimenkul sorunları: Vakıf malları Bulgaristan’da çok olmasına rağmen tam tespiti yapılmış değlidir. Mevcut olan vakıf mallarının bir kısmı bazı şahıslar tarafından satılmış veya peşkeş çekilmiştir. Diğer yandan çeşitli dönemlerde Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç eden ve tüm gayrimenkullerini orada bırakan Türklerin menkul ve gayrımenkul varlıkları (ev, arsa, bina, tarla vs.)na devlet tarafından el konulmuştur. Türk vakıflarımızın elinde bulunan yerlerin kira gelirleri ise Türklerin dışında çeşitli menfaat odaklarına aktarılmaktadır.

V. Siyasî problemler: Bulgaristan’da Türkler tarafından kurulan 4 adet siyasî parti olmasına rağmen bunlardan Hak ve Özgürlük Hareketi ile Ulusal Hak ve Özgürlük Partisi göze çarpanlardır. Ancak HOH iyi bir başlangıç yapmış olduğu hâlde bu çalışmalarını sürdürmekte başarısız kalmıştır. Bu durumun ise Bulgaristan’da yapılacak yeni seçimlerde HOH’ün ağır bir yara alarak siyasî arenadan silinmesine sebep olacağı açıktır.

Alınacak olan yenilginin en büyük sebebi ise mevcut milletvekillerinin bilinçsiz hareket etmeleri, HOH’ün kuruluş amaçlarının dışında kalmaları, hitap ettikleri kesime ulaşamamaları, parti yöneticilerinin yetersizliği ve geçmişlerinin bu dâvâyı temsil ederek sırtlanacak yapıda olmamasıdır. Sonuçta ise Bulgaristan Türklüğüne çok büyük yaralar açarak özgürlük yolunda bunca yıldır verilen mücadelelerin hüsranla neticelenmesini doğuracaktır. Diğer yandan yakın zamanda yapılacak olan yerel seçimlerde mevcut belediyelerimizden önemli bir bölümünü kaybetmemiz söz konusudur. Bu şekildeki bir kayıp yöneticilerin değil Bulgaristan coğrafyasıyla birlikte bütün Balkan devletlerinde yaşamakta olan Türklerin olacaktır.