1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Bu İş Burada Biter mi?

Günay Karaman
Onlar bilir kimdik biz

Ayaktayız dimdik biz!

Silâhları gömdük biz,

Unuttuk sanılmasın!

4 Ağustos 2002 günü Kadıköy-Eminönü arası sefer yapan vapurdayım. Her zaman yolculuğumu arka kısmında vupurun geride bıraktığı köpükleri izleyerek yaparım ama bugün canım sıkkın içeriye geçiyorum. Vapur hareket ettikten bir zaman sonra içeriye bir satıcı giriyor:

– Bayanlar baylar, piyasada 1.000.000 TL’ye alabileceğimiz çelik uçlu bu tükenmez kalemi 750.000 TL’ye veriyoruz, yanında kırtasiyelerde 500.000 TL’den satılan bu uçlu kalemi hediye ediyoruz. Bitti mi? Bitmedi! Yanında bir adet beyaz silgi veriyoruz. Bitti mi? Bitmedi! Yanında bir adet kalemtıraş ve not defteri veriyoruz. Bitti mi? Bitmedi!..

Satıcı çantasından daha bir çok şey çıkararak 1.000.000 TL’ye çelik uçlu kalemle beraber veriyor. Artık satıcının sesini duymuyorum bile, gözüm karşımda oturan yaşlı amcanın okuduğu gazetenin manşetine ilişiyor. “Bu meclis tarih yazdı. Artık Avrupalıyız!”..

Teröriste af niteliğinde idam cezası kaldırıldı. Bitti mi? Bitmedi! ‘Bölücüğe giden yolda’ ana dilde (Kürtçe) yayın ve eğitim serbest bırakıldı. Bitti mi? Bitmedi! Azınlık vakıflarının yardım toplaması ve taşınmaz mülk edinmesine imkân veren kanun kabul edildi. Bitti mi? Biz dur demezsek, demekle kalmayıp önlerine dikilmezsek hiçbir şeyin biteceği yok. Avrupalı dönmeye verecek, dönme yurdumdan toprak satın alacak, günü gelince de bu toprak benim diyecek. Baksanıza Alman Yeşiller Partisinin başındaki “hanım” idam cezasının kalktığını duyunca mutluluktan ağlamış.

Bakın bakalım, başka kimler sevindi. Yunanistan sevindi. Bitti mi? Bitmedi! Fener Rum Ortodoks Kilisesi Patriği Bartholomeos sevindi. Bitti mi? Bitmedi! Kıbrıslı Rumlar sevindi. Bitti mi? Bitmedi! Üye adayı olmamız için Avrupa’da gösteri yapan PKK (KADEK) yanlısı bölücüler sevindi. Bitti mi? Bitmedi! Hadepliler sevindi, bölücü başı Apo sevindi. Bitti mi? Bitmedi! Say say bitmez. Türk Bayrağı için “hâlâ bayrakla mayrakla uğraşıyorsunuz” diyen Yılmaz sevindi. Tayyip sevindi, Recai Kutan sevindi, Tansu Çiller sevindi, İsmail Cem sevindi, Kemal Derviş sevindi...

Nedir bu AB, arkadaşlar bunca... sevindi?

Sanılanın aksine bu AB hiç de öyle 1951’de kömür çelik topluluğunun kurulması ile başlamamıştır. Oryantalistlere göre doğu (şark) meselesi Türklerin Alparslan komutasında Anadolu’yu fethiyle başlamıştır. Selçuklu ve Osmanlı’ya yapılan Haçlı Seferlerinde Avrupa tek vücut olarak hareket etmiştir. Fatih’in 1453’te İstanbul’u almasıyla Türklerin bu ilerleyişini durdurmak için birlikte hareket etmeleri gerektiğine tam kanaat getirmişlerdir. Nitekim 1683 Viyana kuşatmasında Osmanlı karşısına sadece Avusturya-Macaristan ordusu değil, bütün Avrupa dikilmiştir. Bitti mi? Biter mi? Bitmedi! 1915’te Çanakkale’de, 1920’lerde Kurtuluş Savaşını verirken, daha sonra Lozan’da karşımızda hep birleşik Avrupa devletleri yok muydu?

Hristiyanlığın 12 havarisini yıldızlaştırarak kendine bayrak yapan (bu 12 yıldızın ülke sayısıyla alâkası yoktur, şu an AB’ne üye 16 ülke vardır 12 ülke de kapıda beklemektedir) Haçlıların torunlarını anlıyorum, onlar bin yıllık emellerini gerçekleştirmek için uğraşıyor da, bize ne oluyor?

Avrupa Birliği’ne girmek için daha neler vereceğiz? Ve ne olacak Avrupa Birliği’ne girince?

Kıbrıs’ı veririz. Bitti mi? Biter mi? Bitmedi! Yunan’ın kara sularını 12 mile çıkarmasını kabul eder, Ege’den 10 kulaç öteye gidemeyiz. Bitti mi? Biter mi? Bitmedi!!! Heybeliada Papaz okulunu açar, Fener Rum Patrikhanesi’ne ekümenlik veririz. Pazar sabahları kilise çanlarıyla uyanırız artık. AK Partili ve Saadet Partili Müslüman kardeşlerimiz de namazlarını kilise hacı gölgesinde eda ederler bi izni teâlâ!

Yeni başkentimiz Brüksel olur artık, bizim meclis de eyalet meclisi konumunda öylece durur orada sembolik olarak.

Her şey çok demokratik olacak biz AB’ne girince. Her şeyi Avrupa Parlâmentosu’ndaki oylama sonuçları belirleyecek. Sıradaki 12 aday ülkenin katılımıyla nüfusu 500 milyonu bulacak olan Haçlı Ordusu Avrupa meclisinde 500 kişi ile temsil edilecek, Türkiye’ninm ise 100 civarında temsilcisi olacak. Bu 100 kişinin tamamının Türk olduğunu dahi farzetsek bizim beş katımız olan Haçlı birlikleriyle beraber mutlaka Türkiye hakkında demokratik kararlar alınacaktır. Şark meselesini de çözüverirler artık! Yüz yıllardır savaşarak yapamadıklarını şeker göstererek yaparlar.

Çikita muz görmüş Gülhane maymunu gibi sırıtır şimdi, bukalemun soylular.

Sevinmeyin, bu millet Avrupa’ya köle kul olarak değil, günü geldiğinde ordularıyla girecektir. O zaman Claudia Roth’un torununun ağlayacağı günleri de bizim torunlarımız görecekler.

Bu iş burada biter mi? Bitmeeez! Bakalım neler olabilir?

1- Bu kanunlar Anayasa mahkemesine götürülür ve reddedilir. Bu arada seçimler yapılır ve AB karşıtı tek parti MHP desteklenir ve oyun bozulur.

Olmadı mı?

2- Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını sağlamakla görevli Türk Ordusu görevini yerine getirir.

O da mı olmadı?

3- Türk gençliği, Atatürk’ün Bursa nutkunda dediği gibi, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisi olur. Türk genci bunların lüzumuna, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır; rejimi ve devrimleri benimsemiştir. Bunları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu, bu memleketin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adliyesi vardır demeyecektir. Hemen müdahale edecektir. Elle, taşla, sopa ve silâhla, nesi varsa onunla kendi eserini koruyacaktır.

Bu da mı olmadı?

4- Yüce Türk milleti elbet kendine yaraşır bir lider çıkaracak ve Atsız Hocamızın bir makalesinde dediği gibi belki de Orta Asya Türkleri gelip bizi kurtaracaktır.

Yazımı Atamızın sözleriyle bitirmek istiyorum.

Türk ocağı binasında akşam saatlerinde cumhuriyet kutlaması yapılmaktadır. Konuklar içinde bulunan Amerikalı genç bir bayan gazeteci Miss Ring, ATATÜRK’e; Türkiye’nin ne zaman batılılaşacağını, Amerikanlaşacağını sorar. ATATÜRK’ün cevabı müthiştir: “TÜRKİYE BİR MAYMUN DEĞİLDİR. HİÇBİR MİLLETİ TAKLİT ETMEYECEKTİR. TÜRKİYE NE AMERİKANLAŞACAK, NE BATILILAŞACAKTIR. O, SADECE ÖZLEŞECEKTİR”.

Onlar bilir kimdik biz, ayaktayız dimdik biz! Silâhları gömdük biz, unuttuk sanılmasın!