1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Birimizin bunları yazması lâzım

Şuayip Bozfakioğlu
Anadolu Savaşı’nda, Büyük Taarruzdaki kıratlı süvari binbaşısının torunu, Kore savaşındaki topçu batarya komutanı yüzbaşının oğluyum.

Gözüm dursa, dilim durmaz, dilim dursa elim durmaz. Desem öldürürler, demesem ölürüm.

Yaz oğlum dedim kendi kendime, yaz ki, rükûdan başka eğilmeyen başın, cennet vaadi ile avunmayan, cehennem azabından korkmayan deli gönlüm var senin.

Gönlün deli ama, yaklaşık iki ay önce böğrümüze bir hançer saplandı ki, hiç sormayın feleğimiz şaştı. Ama siz sormasanız da ben söyleyeyim.

Türk Kara Kuvvetleri’nin göğsünden Türk orduları başkumandanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Karahisarlı Afyon’un Kocatepesi’ni, umar sızca durup dururken çıkarıverdiler.

Bir anda ne Dumlupınar kaldı, ne büyük topçu savaşı ne Başkumandanlık Meydan Muharebesi, ne de büyük zafer. O başkumandan ki, bugünkü ve hatta edediyete kadar gelecek başkumandanların da başkumandanıydı.

Ve yerine Mete’nin kurduğu Türk ordusunun kuruluş tarihi ile bir Asker miğferi koyuverdiler.

Kimlerin ekmeğine yağ sürüldü bilmiyoruz, ama milyonlarca Türk’ün başlarının eğik, boyunlarının bükük, kalplerinin kırık kaldığını çok iyi biliyoruz.

Sanmayın ki, bu sessizlik, bu sessiz yığın hep sessiz kalacak. Yeni Türk şahlanışını ve türk haykırışını, korkanlar kâbuslarında, sevenler rüyalarında, Harbiyeli’nin marşı gibi duyacaklar, dinleyecekler.

Rozet ile bröveye karşı yapılan savunma ve geçiştirme Türk milletinin vicdanında derin yaralar açmıştır.

Rozeti herkes takabilir. Ama Türk Kara Kuvvetleri’nin brövesini herkes takabilir mi?

Türk Kara Kuvvetleri’nin göğsünde Atatürk ve Türk bayrağı rozeti zaten vardı demek abesle iştigaldir.

Göğsünde beş tane, on tane daha Atatürk olsa, hiç olmamasından veya bir tane olmasından daha iyi değil mi? En azından kurmayların matematik bilgisine çok güveniyorduk.

Mete Türklerin atasıydı, yani Mete Atatürk idi. Başkumandan Gazi Mustafa Kemal de Türklerin atasıydı. Yani o da Atatürk idi. Yani, Attila, Mete, Cengiz, Alparslan, Fatih Mehmet, Yavuz Selim hep Atatürk idi.

Bu değişikliği yapan güç ve irade, Çanakkale’de kemiğin çeliği eritip, yok ettiği Türk gücünün ve iradesinin farkında değil herhalde.

Karahisarlı Afyon’un Kocatepesi’ni Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile beraber yeniden ve bu defa hiç çıkarılmayacak şekilde göğüslere ve başlara geçirmeyeceğimizi mi sanıyorsunuz?

Bu görev her Türk’ün milleti ve ordusu için şeref ve namus borcudur.

Andolsun ki karşımıza İsa da çıksa, Musa da çıksa, kemiğin çeliği eriten Türk gücü ve iradesinden cihanda son Türk şehit olana kadar asla vazgeçmeyeceğiz.

Tanrı Türk’ü korusun!