1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Babam Altan Deliorman

Bozkurt Deliorman
Ege’de bir yazlığımız var, 35 senedir gideriz, denizi çok güzeldir, havası da öyle.

Bunları severim. Ama orada sevdiğim başka birşey daha var, çoğu kimsenin

belki farkına bile varmadan günlerini geçirdiği o sahilde: gece ve gökyüzü…

Evin terasına çıkıp şezlonga uzanırım geceleri ve başımı gökyüzüne çeviririm .

Pırıl pırıldır, tek bulut görünmez yazın, o kadar çok yıldız olur ki, sanki başka bir

dünya gibi. Sadece uçakların ışıkları görünür orada ve yıldızlar o kadar çoktur

ki, o gökyüzü hiçbir zaman tamamen karanlık olmaz. Saatlerce seyrederim öyle,

uykum gelene kadar, hatta çoğu zaman orada uyuyuveririm.

Yıldızlar çok evet, ama farklı olanlar var aralarında, kendisini belli eden,

diğerlerinden ayırabildiğiniz, dikkatinizi çeken, ışık ve enerji saçan..

Aslında her birimiz birer enerji kaynağıyız, yaşadığımız müddetçe içimizdeki enerji

ile ne yapıyorsak yapıyoruz, ya da yapamıyoruz ve tıpkı yıldızlar gibiyiz, fark

edilebilen ya da hiç görünmeyen. Eşitler belki , gökyüzünde bulunma açısından,

ama denk değiller. İnsanlar da böyle, dünya üzerinde herkesin eşit şekilde

yaşama hakkı var, ama denklik yok, olamaz da, bütün doğa böyle, kimin enerjisi

fazla ise o diğer eşitlerden bir adım önde.

İşte o farklı ve parlak yıldızlardan biri,

Altan DELİORMAN…

Esasında köşeleri yoktur yıldızların ama, biz öyle algıladığımız için öyle

görüntülüyoruz, 5 köşel i gibi. O hâlde ben bu 5 köşeye şunları yerleştiriyorum:

İrade, zekâ, akıl, mücadele, muhakeme…

Ortak özellikleri, hepsinin kaynağının beyin olması, insanlar arasında denkliği

bozan şey de bu zaten: BEYİN…

O beyin işte onu farklı kılan, Altan Deliorman yapan.

Ona sağlığında ve hastalığında üretme ve yaşama gücü veren…

1-İrade. Hastalığı süresince öyle acılar çekti ki, normal bir vücudun

taşıyamayacağı, ortalama bir insanın kaldıramayacağı kadar ağır ve sert. Ama

enerji kaynağı beyni idi ve o da çok güçlü idi. Öyle ki, ölümünden –ki Ramazan

Bayramı’na rastlıyor, iki gün önce dahi işyerine gidebilecek kadar, hâlâ yazacağı

kitapları, yapacağı işleri düşündürtecek kadar.

Bazen diyordu ki, dayanılacak gibi değil ama insanın canı da tatlı…

O beyin gücü ile ortaya çıkan irade onu ayakta tutuyordu. Elbette sağlığında

da bu kuvvetli irade ile Altan Deliorman olmuştu. Tek bir konuda zaafı vardı:

kent sigarası. Annem ona dermiş ki, -kendisi söylemişti birgün bana; Sen ne

zorlu yollardan geçtin, ne badireler atlattın, nelerle mücadele ettin, bir tek şu

sigaraya yenik düşüyorsun, valla bunu söylediğinde utanıyordum çok demişti.

Sonunda doktor zoru ile de olsa, sigaraya karşı da galip gelmesini bilmişti ama.

2-Zekâ:, Şu IQ dedikleri şey var ya hani, o da boldu babamda, afacan bir çocuk

vardı devamlı içinde tuttuğu, zeki adamlarda olur bu, aslında yazı yazmak da

zekâ gerektirir, herkes yazar belki ama, kelimeleri, cümleleri birbirine ekleyip,

zengin anlamlar kazandırarak onu bir kitap haline getirmek de farklı insanların

işidir.

3-Akıl: İradeniz var, zekisiniz de ama doğru yola giremiyorsunuz, organize

olamıyorsunuz, yönetemiyorsunuz, neye yaradı? Eğer bu gücünüzü akılla

birleştirebiliyorsanız bir mana ifade edecek, sizin farklılığınızı ortaya koyacaktır.

4-Mücadele : Haklıysan mücadeleden korkma, bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin

iyisine deli derler. Buydu işte babam. Soyadımızdaki “deli “ ibaresi, yiğitliğine

uyan bir anlam taşıyor. Şeyh Edebali’yi bilen, söylediklerini de hayata geçiren

biri. Bilir, çünkü kültürlü ve derin bir adam, bilir çünkü hayatı boyunca Türk’ün

gücüne katkıda bulunmak için çalışmış, tarihi de bilir tarihi kişilikleri de...

Mücadele etmek onun doğasında vardı, hele haklılığına inanmışsa ki o

inanmışsa gerçekten haklıdır.

Sonuna kadar giderdi, maddi zararın da önemi yoktu, yeter ki hak yerini bulsun.

Bazı davaları vardı bu yolda açılmış, ben de avukatı olarak takip ediyordum.

Birisinde hiç unutmuyorum, duruşma çıkışı karşı taraf yanıma geldi, sordu bana

Altan bey neyiniz oluyor diye, babam deyince, lütfen kendisine iletir misiniz, bu

davayı açmasına biz sebep olduk, kendisini tanırız, yani burada bizim hatamız

var, o yalan söyleyecek ya da hakkımızı yiyecek biri değil, dava devam etsin

tamam, sonuç da ne çıkarsa kabulümüz ama biz kendisini üzdüğümüz için

üzülüyoruz demişti. Ne kadar önemli…

5-Muhakeme : Bana göre hayatlarında başarılı olmuş insanların sahip oldukları

vasıfların en önemlilerinden biri muhakeme gücüdür. Sağlam bir mantık yapısı

ve muhakeme gücü. Bu da vardı onda…

Onu yıldız yapan bu hususiyetlerin ortak noktası hepsinin kaynağının beyin

olması ve şu var ki, beyin kanaması geçirdi, güç kaynağı söndü birden ve onu

öldürecek tek şey buydu.

Ölüm…

Telaffuzu zor tek gerçek, babam öldü, evet bu gerçek, kabulü zor, ama gerçek.

Öldükten sonra kendisini yaşatacak işleri zaten yaptı ki, sevenleri onu anma toplantıları düzenliyor. Yattığı yerde rahat olduğuna inanıyorum, fiziki acılar son buldu,

ruhen de mutludur.

Bana ve bize bıraktığı en büyük miras ismidir. Hayattayken bir alışveriş

konusunda anlaştığı fakat bu anlaşmayı gerçekleştirmeğe ömrünün yetmediği

bir konu vardı. Anlaştığı kişiyi ben tanımıyorum ama o babamı uzun yıllardır

tanıyan biriymiş. Konuyu halletmek için bir araya geldik. Benim elimde sadece

babamın o kişiye söylediği sözler var, imzalanmış herhangi bir belge ya da

başka bir şey yok, sadece söz… Adamı kırmamak ve ürkütmemek için çaba

gösteriyorum, bunu fark etti ve bana dedi ki

-Altan bey’in oğlu değil misiniz?

-Evet, oğluyum...

-Tamamdır o zaman…