1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Azerbeycan'da Siyasi Ortam Cumhurbaşkanlığı Seçimi

Hüseyin Adıgüzel
Azerbaycan, 1993 yılında Elçibey'in bir darbe ile devrilmesi sonucunda iktidara gelen sayın Haydar Aliyev yönetimi ile, 1994 yılından bugüne siyasî istikrarı yakalamış görünüyor. Meclis çoğunluğu cumhurbaşkanının partisi olan Yeni Azerbaycan Partisi'nden oluşuyor. Bu yüzden, cumhurbaşkanı, bakanlar kurulu ve meclis uyum içinde çalışıyor. Bu istikrar 2003 yılının kasım ayına kadar sürer. Daha sonra neler olur? Şu anda bu soruya sağlıklı bir cevap verebilmemiz mümkün değil. Yalnız, gelişmelere bakarak, geleceğe yönelik bazı tahminlerlerde bulunabiliriz.

2003, Azerbaycan'ın siyasî, sosyal ve ekonomik hayatı açısından çok büyük öneme haiz bir yıl olarak görünüyor. Bunun çok çeşitli sebepleri var. Birincisi; Haydar Aliyev'in on yıl devam eden görev süresi sona eriyor. Yeni bir cumhurbaşkanı seçilecek. ikincisi, belki iktidar değişecek, yeni bir kadro iş başına gelecek. Üçüncüsü, seçimin sonucu ne olursa olsun, daha demokratik bir ortam yakalama şansı çok yüksek. Dördüncüsü "Haydar Aliyev olmazsa ülke batar." sendromu ortadan kalkacak. Külte inanç yıkılarak, topluma inanç fikri ortaya çıkacak. Belki de, sebeplerin en önemlisi bu!.. Hattâ bir noktada zihinleri devamlı meşgul eden "Haydar Aliyev'den sonra ne olacak?" sorusu da cevap bulacak, zihinler berraklaşacak.

Birçok kişi, işe kuşkuyla yaklaşıyor. "Haydar Aliyev iktidarı bırakmaz. Anayasada üçüncü defa seçilmeye imkân verecek değişiklikleri meclise yaptırtır ve aday olur." diyenler oldukça fazla. Ben bu fikirde değilim. Fikrimin dayandığı çok önemli iki sebep var. Birincisi, Haydar Bey'in sağlığının oldukça bozuk olması. Tabiî ki, Tanrı bilir, ama "iki yılı çıkaramaz" diyenler de var. Bu durumda aday olmak istemeyecektir. ikincisi, Haydar Bey, batılı ülkelerle entegre olmak ve NATO'ya girmek istemektedir. Bu yüzden batılılarla çok sıkı ilişkilere girmeye çalışmaktadır. Azerbaycan, Avrupa Parlâmentosuna üye olmuştur. Bu durumda Haydar Aliyev antidemokratik bir yolu tercih etmez. Çok sert tepki alacağının bilincindedir. Bu iki önemli sebep, Haydar Aliyev'in görev süresi bittiğinde uzatma yoluna gitmeyeceğinin göstergeleridir.

Haydar Bey'in ayrılması, Azerbaycan'ın izlediği siyasî, sosyal ve ekonomik politikalarda köklü değişikleri gündeme getirecek. Bir kere kim kazanırsa kazansın, eski komünistler iktidardan uzaklaşacak ve onların izlediği politikalarda değişiklikler olacak. Statükocu, mevcudu koruma, içte baskıcı, dışta kaypak zeminlerde oluşturulan politikalar sona erecek. Bütün bunların işaretlerini şimdiden alıyoruz. iktidar partisinde ve muhalefet partilerinde yoğun çalışmalar yapılıyor. Meselâ iktidar partisi Yeni Azerbaycan Partisi bütün idarî kadrolarını, yönetimi değiştirdi. Haydar Bey'ci olarak tanınan eski yöneticiler tasfiye edildi. Yerlerine, ilham Aliyev'e bağlı genç kadrolar getirildi. Eski komünistlerin yönetimden uzaklaştırılması, daha demokrat, daha uygar, daha uzlaşmacı görünen gençlerin yönetime getirilmesi, Azerbaycan demokrasisi için elzem ve olumlu bir gelişmedir. Bu değişikliklerin sadece parti yönetimiyle sınırlı kalmayacağı, bakanlıklara ve icra hakimlerine kadar ulaşacağı kesin gibi bir şey. Bunun son işareti, Bakü Şehir icra Hakimi (Vali ve belediye başkanı) Haydar Bey'in has adamı Rafael Allahverdiyev'in görevinden uzaklaştırılmasıdır. Rayon icra hakimliklerinde de değişiklikler yapılıyor. Başsavcı Eldar Hasanov da görevden alınanlar arasındadır.

Tabiî ki, bü tün bu değişiklikler, cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in izni ve onayı ile olmakta. Sanki, Haydar Bey, kendisinden sonraya hazırlık yapıyor. Ya da başka bir deyişle, kendi adayına, dikensiz gül bahçesi bırakmanın hesapları içinde. Çünkü, görevden alınanların hepsi rüşvet, irtikap ve iltimasla suçlanmışlardır. Böylece halka, biz "bu suçlarla mücadele ediyoruz" havası verilmek istenmektedir. Eski komünistlerin rüşvete olan düşkünlüğünü, halkın iyi bildiğini kestiren Haydar Bey, işe onları tasfiye ederek bir giriş yapmıştır. Ve bunun arkası mutlaka gelecektir. Çünkü, bu suretle bir taşla iki kuş birden vuruyor. Hem halka rüşvetle mücadele ettiğini gösteriyor, hem de oğluna rakip olabilecek kişileri teker teker ortadan kaldırıyor. Onların yerlerine oğul ilham Aliyev'in kadroları yerleşiyor. Bu kadrolar vasıtasıyla, içeride daha yumuşak, daha demokrat, daha liberal; dışarıda, demokratik ülkelere daha yakın, Türkiye ile daha sıkı, ilgili diğer ülkelerle daha uzlaşmacı bir politikaya dönüleceğini zannediyorum. ilk işaretler gelmeye başladı bile.

Türk jetleri Bakü'de gösteri yapıyor, Genelkurmay Başkanımız Kara Harp Okulu öğrencilerinin mezuniyet törenine F-16'ların refakatinde gidiyor. iran ile Hazar petrol alanlarının paylaşması görüşmelerine başlanıyor. Azerbaycan, NATO'ya üyelik için resmen başvuruda bulundu. Bunların hepsi ilktir ve görüşümüzün teyididir. Hattâ ben, halkın çok hassas olduğu rüşvet konusunda, çok daha kapsamlı ve sert bir mücadelenin başlayacağını da düşünüyorum. Bu suretle içeride ve dışarıda son iki yılda yaratılacak olumlu hava ile oğul ilham Aliyev'in adaylığı altında seçime gidilecektir. Bütün uygulamalar, bunu göstermektedir. Fakat, son iki yılda yapılan değişiklikler ve yaratılan olumlu hava, oğul ilham Aliyev'in seçimi kazanması için yeterli olabilir mi? Şu anda bu soruya sağlıklı bir cevap vermek mümkün olmasa da "Neden olmasın?" şeklinde bir cevap da verebiliriz. Peki Azerbaycan halkı geçen sekiz yılı unutabilir mi? Bu sorunun cevabını ülkemize bakarak bulabiliriz. 1977'lerin yoklar, kuyruklar ülkesi Türkiye'nin o günkü başbakanı, bugün de başbakan değil mi? Hem de en fazla oyu alan partinin genel başkanı olarak başbakanlık yapmıyor mu? Şimdi bunu görerek, insan aklı gibi, cemiyet şuurunun da nisyan ile malûl olduğunu düşünmez misiniz? Biz de bu yüzden "Neden olmasın?" diyoruz.

İlham Aliyev'in cumhurbaşkanı adayı olması, Yeni Azerbaycan Partisi'nin genç kuşaklarınca kabul görür. Fakat eski komünistler bu işe nasıl bakacaklar? Anladığımız kadarıyla olumlu bakmıyorlar. Çünkü olumlu baksalardı, parti yönetimi değişmezdi. Olumlu bakmadıklarına göre, bir şeyler yapabilirler mi? Yapabilirler. Bir aday çıkarabilirler. Bu Haydar Aliyev'in kardeşi Celâl Aliyev ya da Haydar Aliyev'in yardımcısı Ramiz Mehdiyev olabilir. Bugün bunu açıktan yapmamalarının tek sebebi Haydar Aliyev'in şahsiyeti ve onlarda uyandırdığı korku duygusudur. Bugünkü sessizliklerini, her şeyi kabullendiler, sineye çektiler şeklinde yorumlamak doğru değildir. Haydar Bey korkusu bittiği gün ortaya çıkabilirler. Ve oğul ilham Aliyev'in yolunu tıkayabilirler. Bu durumda Haydar Bey'in bunları tasfiye etmekten başka çaresi yoktur. Yakın zamanda bu kişilerin tasfiye edildiği haberi geldiğinde kimse şaşırmamalı. Çünkü onlar Haydar Bey'in bendeleri olarak sekiz yıl Haydar Bey'e sadakatle hizmet ettiler. Haydar Bey'le birlikte görevleri bitti. Bundan sonra onların pişmiş aşa su katmasına Haydar Bey asla izin vermez. Hizmetlerini bir anda unutuverir. Daha önce, Suret Hüseyinov'a, Ruşen Cevadov'a ve Resul Guliyev'e yaptığı gibi. Çünkü, bu andan itibaren Haydar Bey, oğul ilham Aliyev'in cumhurbaşkanı olması için ne gerekiyorsa yapacaktır. Bunun başka bir alternatifi olduğunu zannetmiyorum.

Şu anda uyumlu gibi görünse de iktidar partisinin içinde problemler var. Ama, yılların kurt politikacısı Haydar Aliyev, iki yıl içinde bunları mutlaka çözecek ve oğlunun önünü açacaktır. Bütün bu gelişmeler, iktidarın adayının ilham Aliyev olduğunu kesin bir şekilde göstermektedir.

Muhalefetten kaç aday çıkar? Bunu şu anda kestirmemiz mümkün değil. Ama kesin olarak aday çıkaracağına inandığım üç parti var. Azerbaycan Halk Cephesi Partisi adayı genel başkanı Ali Kerimov olacaktır. Müsavat Partisi adayı genel başkan isa Kamber olacaktır. Ve de komünist partisi bir aday mutlaka çıkaracaktır. Bunların dışında Resul Guliyev'in adaylığı konuşulmakta. Fakat, önceleri Haydar Bey'in can dostu, şimdilerde can düşmanı olan Resul Guliyev Amerika'da yaşıyor ve de ülkeye girmesi yasak. Böyle bir durumda aday olabilir mi? Bilmiyorum. 1992'den bu yana yapılan bütün seçimlere katılan Nizami Süleymanov bu seçime katılabilir. Yine Moskova'da yaşayan eski cumhurbaşkanı Ayaz Muttalibov'un da adı geçiyor. Ama hakkında tutuklama kararı var. Gelir mi, gelmez mi, bilinmiyor.

Kim aday olursa olsun, en güçlü üç aday görünüyor.

1. iLHAM ALiYEV: Bize göre seçimin en güçlü adayıdır. Çünkü, arkasında devleti elinde tutan Haydar Aliyev gibi kurt bir politikacı vardır. ilham Aliyev, bu durumdan sınırsız ölçüde yararlanacaktır. Devletin imkânlarını, devleti yönetenleri istediği biçimde yönlendirecek ve seçimi kazanabilmek uğruna tüm imkânları seferber edecektir. Eğer önü kesilmezse, yani eski komünistlerden bir aday çıkmazsa seçilme şansı çok yüksek olacaktır. Ve cumhurbaşkanlığını kazanacaktır. Hattâ en yüksek oyu almasa bile kazanabilir. Çünkü, bu cumhuriyetlerde nasıl seçim yapıldığını artık âmâ sultanlar bile görüyor, sağır sultanlar bile duyuyor.

2. ALi KERiMOV: Seçimin en kuvvetli adaylarından biridir. A.H.C Partisi'nin genel başkanıdır. Rahmetli Elçibey'in yanında yetişmiş, Elçibey ekolünün temsilcilerindendir. En büyük rakibi çok genç olmasıdır. Fakat, 1988 yılından beri olayların içinde pişmesi, Elçibey ekolünden gelmesi, üstün manevra kabiliyetinin olması, zekâsı ve çalışkanlığı gençliğin verdiği tecrübesizliği ortadan kaldıran özellikleridir. Sağlam bir Türk milliyetçisidir. Azerbaycan'ın, Türk dünyasının meselelerine vukufu, fikrî ve insanî cephesi, olaylar karşısında takındığı tavır, sergilediği davranış biçimi, birleştiriciliği, paylaşmasını bilmesi, araştırmacı ve geliştirici olması, onun Azerbaycan'ın aradığı lider olduğu kanısını günden güne güçlendiriyor. Eski arkadaşlarının olumsuz propagandalarına rağmen, halk arasındaki itibarı günden güne yükseliyor.

3. iSA KAMBER: En güçlü adaylardan biri. Müsavat Partisi'nin genel başkanı. Rahmetli Elbülfez Elçibey'in meclis başkanı, en yakın çalışma arkadaşlarından biri. isa Bey de 1988 yılından beri olayların içinde. Elçibey ekolünün temsilcilerinden. Bilgili, görgülü, ağırbaşlı, oldukça sakin ve çok zeki bir insan olan isa Bey, iyi bir tarihçi ve sosyologdur. Ülkesinin ve Türk dünyasının meselelerini bilen, anlayışı ve idraki yüksek bir politikacı olan isa Bey, içte ve dışta taraflı tarafsız herkes tarafından 2003 seçimlerinin en güçü adaylarından biri olarak görülmektedir. Sağlam bir Türk milliyetçisi olan isa Bey, çalışmalarıyla iktidara en hazır lider görünümündedir.

Bu üç adayın dışında, hiç kimsenin şansı yoktur. Eğer bu tablo ile seçime gidilirse, ilham Aliyev'in seçimi kazanma şansı çok yüksek olacaktır. Ama A.H.C. Partisi ile Müsavat partisi, tek adayda birleşebilirlerse, seçim % 50 - % 50 ye gelir. Kim daha iyi çalışır, kim halkı daha çok etkileyebilirse, seçimi kazanır.

2003 seçimini büyük bir dikkatle takip edecek olan üç ülke var. Türkiye, Rusya ve iran. Doğal olarak Ermenistan ve Gürcistan da seçimle yakından ilgilenecekler. Ama tesirleri fazla olmaz. Bana göre seçime en yüksek tesiri Türkiye yapabilir. Türkiye, adayları dikkatli bir süzgeçten mutlaka geçirecektir. Sonunda birini tercih ederek, ağırlığını o yana koyacaktır. Bu ağırlık, seçimin kazanılmasında çok önemli bir faktördür. Bu yüzden Türkiye'nin bu aşamada, iyi çalışması, iyi değerlendirme yapması ve tercihini ona göre kullanması gerekiyor. islâm Kerimov örneği ortada dururken, artık yanlış ata oynama lüksümüzün olmadığının anlaşılması gerekir.

DAHA DiKKATLi VE BASiRETLi DAVRANMALI

Amerika'daki terör saldırısı, bizim televizyonlarımızda da bu konu ile ilgili değişik programların düzenlenmesine vesile oldu. Konuyla ilgili uzmanlar, fikir adamları, tarihçiler ve siyasetçiler görüşlerini açıkladılar. Bu programlardan biri de 24 Eylül Cumartesi akşamı Meltem TV'de "Diyalog" adıyla gerçekleştirildi. Diyalog programına dergimizin sahibi, tarihçi Altan DELiORMAN, Prof. Dr. Durmuş HOCAOĞLU ve yazar Mehmet Niyazi ÖZDEMiR katıldı.

Altan DELiORMAN, son saldırının ışığında "medeniyetlerin çatışması" teorisini açıkladı. Huntington'un tezlerinin bizim açımızdan isabetli olan ve olmayan yönlerini belirtti. Tarih boyunca Doğu ile Batı arasındaki büyük mücadelenin ne şekilde geliştiğini izah etti. Terörle mücadelenin dikkat dağıtıcı bir unsur olarak kullanılarak, 21. yüzyılın ipek Yolu demek olan, enerji kaynaklarını, petrolü ve doğalgazı Uzak Doğu'ya ulaştıracak boru hatlarının denetimini ele geçirmenin asıl hedef olacağını ifade eden Altan DELiORMAN, Türkiye'nin bu çıkar çatışmasında çok dikkatli ve basiretli hareket etmesi gerektiğini ileri sürdü.

Prof. Dr. Durmuş HOCAOĞLU, tek kaynaktan, Batıdan yayılan bilgilerin ihtiyatla karşılanması ve yorumların buna göre yapılması gerektiğini belirtti. Amerika'nın, meçhul teröristi "her ihtimale karşı" vurmaya hazırlandığını hatırlattı. Suçlu olup olmadığı bilinmeyenlere ceza tertip etmenin hakla ve hukukla bağdaşamayacağını ileri süren HOCAOĞLU, Amerikan hâkimiyetinin daha da güçlendirilmesi için saldırının bir bahane teşkil edebileceği şüphesini de belirtti.

M. Niyazi ÖZDEMiR ise, Orta Asya'nın stratejik öneminin büyük olduğunu ve Amerika'nın bu bölgede kontrolü ele geçirme niyeti taşıdığını ifade etti. Saldırıya verilecek cevapta, Türkiye'nin Amerika ile birlikte hareket etmesinin şart olduğunu ileri süren ÖZDEMiR, bunun kayıtsız-şartsız yapılmasının düşünülmemesini hatırlattı. Terörle mücadelede şimdi Türkiye'nin eline önemli bir kozun geçtiğini, ancak bu kozun da iyi kullanılması gerektiğini sözlerine ekleyen Niyazi ÖZDEMiR, tarih tecrübemizin bu konuda bize yol göstereceğini belirtti.

Üç saatten fazla süren programa telefonla katılan ilim ve fikir adamları da bu konudaki görüşlerini açıkladılar.