1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Azerbeycan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Zaman Azalıyor

Hüseyin Adıgüzel
Dergimizin 47. ve 48. sayılarında Azerbaycan'ın en büyük iki muhalefet partisinin liderleri ile yapmış olduğumuz sohbetleri yayınladık. Daha önce yine dergimizin 43. ve 44. sayılarında "Yeni Bir Dönemin Eşiğinde Azerbaycan" ve "Cumhurbaşkanlığı Seçimleri" başlıklı iki makale daha yayınlamıştık.

Bunlardan gayemiz; Türk devlet adamlarının ve Türk kamuoyunun dikkatini çekmek, 2003 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde doğru tercih yaparak, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine yüksek ivme kazandıracak bir adayın desteklenmesine yardımcı olabilmekti.

Yazılarımızda işlediğimiz ana tema; cumhurbaşkanlığı için üç kuvvetli adayın varlığı idi. Bunlardan birincisi hâlen cumhurbaşkanı olan Haydar Aliyev, ikincisi Azerbaycan Halk Cephesi başkanı Ali Kerimli, üçüncüsü Müsavat Partisi Başkanı İsa Kamber'dir. Eğer Haydar Aliyev'in sağlığı elvermezse, oğlu İlham Aliyev'in aday olması söz konusudur. Bu adaylardan ikisi muhalefete mensuptur. Eğer seçimlere bu tablo ile gidilirse, Haydar Aliyev ya da oğlu İlham Aliyev seçimleri kesin kazanır. Bu da, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini ya olduğu yerde bırakır, ya da daha geriye götürür. Bu ilişkilerin güçlenmesini, Kafkaslarda söz sahibi olmayı istiyorsak, muhalefetin adayını bire indirmeli ve iki güçlü muhalefet partisini tek aday üzerinde birleşmeye ikna etmeliyiz, diye yazdık.

Görüşümüzde ne kadar haklı olduğumuzu, ocak ayının son haftasında Rusya'ya resmî bir ziyaret yapan Haydar Aliyev, Ruslara Kabele üssünü verdi. Yüksek teknolojik donanımları ve etkili radarları ile Türkiye'yi ve Kafkasları yirmi dört saat gözetleyebilecek kabiliyette olan bu üssün Ruslara bırakılması, Türkiye'nin bölge üzerindeki etkinliğini sıfırlama noktasına getirmiştir. Türkiye'nin herh hangi bir yerinden kaldırılacak tüm uçaklar bu üs vasıtasıyla izlenebilecektir. Yapılabilecek en küçük bir askerî harekâttan Rusların anında haberi olacaktır. Üssün Ruslara 165 milyon $ karşılığında kiralanması Rus devlet adamları ve askerleri tarafından sevinçle karşılanmış, şerefine şampanyalar patlatılmıştır. Aynı gece Rus devlet televizyonunda yayınlanan bir yorumda "Artık, eskisi gibi Kafkaslarda söz sahibi olacak ve eski topraklarımızı yeniden kontrol edebileceğiz" denirken, aynı gün yayınlanan "TRUD" gazetesinde1 "Çok kolay oldu. Haydar Aliyev vefasını gösterdi". şeklinde yazılar yayınlandı. Yine aynı günlerde Ermenistan gazeteleri2 Türkiye'ye karşı zafer kazanmış bir galip gibi "Ermenistan ile Rusya Türkiye'nin önünü kesti. Kabele üssü artık kontrolumuzda" gibi başlıklar attılar. Neresinden bakarsanız bakınız, bu üssün Rusların kontrolüne verilmesi, Türkiye için stratejik ve askerî bakımdan büyük bir kayıptır. Bu kaybın baş mimarı da, maalesef yıllarca gözü kapalı destek verdiğimiz, "Biz iki devlet bir milletiz" diyen Haydar Aliyev'dir.

Muhalefet, olayı şiddetle protesto etmiştir. Azerbaycan Halk Cephesi Partisi başkanı Ali Kerimli, mecliste yaptığı konuşmada "Bu kabul edilemez bir durumdur. Hem Azerbaycan'ın devlet müstakilliğini kuvvetlendiriyorum diyeceksiniz, hem de büyük zorluklarla ülke dışına çıkarabildiğimiz Rusları, üç kuruş para alacağım düşüncesiyle en büyük üssümüzün sahibi yaparak müstakilliğimize gölge düşüreceksiniz. Hem NATO'ya girmek isteyeceksiniz, hem üsleri Ruslara vereceksiniz! Biz bu anlaşmayı tanımıyoruz. İktidar olur olmaz yürürlükten kaldıracağız" derken, Müsavat Partisi başkanı İsa Kamber "Bu anlaşmayı kesinlikle kabul etmiyoruz. İktidara gelirsek hemen ortadan kaldıracağız. Bunu bütün dünyaya ilân ediyoruz"3 diyordu.

Azerbaycan ile Rusya arasında imzalanan son anlaşma, Haydar Aliyev'in gerçek yüzünü ortaya çıkarmıştır. Bu olay, onun yetmiş yıl boyunca beyin hücrelerine kadar girip yerleşmiş bulunan düşüncelerinden koptuğunu, ayrıldığını düşünenlere, hakkında "En Büyük Türk Milliyetçisi" diye kitap yazanlara, "kardeşim" diyerek kucaklaşıp sarılanlara herhalde iyi bir ders olmuştur.

Bu olay, Türkiye'nin 2003 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde çok daha aktif olmasını âdeta gerekli kılmıştır. Üzerinde durulması gereken en önemli konu; iki muhalefet liderinin rızaları ile adayın bire indirilmesi meselesidir. Başka bir deyişle; Azerbaycan Halk Cephesi Partisi ile Azerbaycan Müsavat Partisi'nin tek aday üzerinde anlaşmalarını sağlamaktır. Bunun için girişimlerde bulunmaktır. İster iktidar, ister muhalefet partilerimizden konuya ilgi duyanlara her konuda yardımcı olabiliriz. Bunun için bizi aramaları yeterlidir. Biz, gücümüz nisbetinde olayı bir noktaya kadar getirebildik. Bundan sonrası siyasîlerin işidir. Eğer böyle bir işi gerçekleştirebilirsek, eminim ki, gerçekleştirenler Azerbaycan'a, Türkiye'ye ve Türk dünyasına en büyük hizmeti yapmış olacaklardır. Çünkü Haydar Aliyev ve hükûmetlerinin Türkiye'ye bakış açıları net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Türk işadamlarına reva görülen uygulamalar, Bakü-Ceyhan petrol boru hattında döndürülen dolaplar, petrol çıkarımında ortaklık ve en son bu olay, Haydar Aliyev'i kesinlikle afişe etmeye yeter de artar bile.

Azerbaycan eski başbakanlarından Ali Mesimov; "Aynı zamanda kaydetmeliyiz ki, Haydar Aliyev hükûmetinin 1994'ten itibaren yaptığı 21 petrol anlaşmasından sadece dördünde Türkiye'ye küçük yüzdelerle yer ayrılması, sık sık tekrarladığı "Bir millet, iki devlet" fikri ile hiç uzlaşmıyor"4 diyor. Bu bakımdan şunu iyice anlamak durumundayız. Bu oyunun içinde ya varız, ya yokuz. Eğer ilgililerin söylediği gibi varsak, oyunu mutlaka kuralına göre oynamalıyız. Bunun başka hiçbir şekilde düzelmesi mümkün değildir.

Türkiye iki senedir, içine gömüldüğü ekonomik krizle boğuşurken, AB dışında, kendisini rahatlatacak hiçbir dış ilişki ile ilgilenmiyor veya ilgilenemiyor. Tamamen, AB'ye endekslenen dış politika ve içeride krize endekslenmiş bir iç politika... Sanki, üzerimize ölü toprağı serpilmiş, burnumuzun dibinde dost ve kardeş bir devletin başkanının gerçekleştirdiği ve bizi çok yakından ilgilendiren anlaşmaya hiçbir tepki vermiyoruz. Yani "Aliyev ne yaparsa doğru yapar" düşüncesini taşıyor gibiyiz. Sanki, anlaşma bizi hiç ilgilendirmiyor veya bize büyük bir yarar sağlıyormuş gibi hareket ediyoruz. Anlaşmayı sükûtla onaylıyoruz. Çünkü, sükût ikrardan gelir.

Bugün ülkesini ve Türk milletini seven, resmî ya da gayrıresmî kuruluşların hemen harekete geçerek, iki muhalefet liderini bir araya getirmeleri, aralarındaki meselelerin çözümüne katkıda bulunmaları ve onları tek aday üzerinde anlaşmaya ikna etmeleri, birinci görevleridir. Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur. Biz araba henüz yoldayken uyarıyoruz. Harekete geçmek için zaman gittikçe azalıyor. Son pişmanlık fayda vermez. Yıkılan demir perdenin yavaş yavaş yeniden inşa edildiğini görmüyor musunuz?

DİPNOTLARI

1. 30 Ocak 2001, TRUD gazetesi 'YORUM'.

2. 31 Ocak 2001, Ermenia Novosti. Erivan.

3. 01.02.2002, Müsavat Gazetesi. Bakü.

4. Şubat 2002 Orkun Dergisi, sayı 48.