1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Azerbaycan’da seçim

Hüseyin Adıgüzel
GEÇEN sayımızda Azerbaycan cumhurbaşanlığı seçimlerini görünen manzaranın önünde tahlil etmiş ve İlham Aliyev’in en kuvvetli aday olduğunu yazmıştık. Bizi bu kanıya götüren iki önemli sebebi de açıklamıştık. Muhalefetin tek adayda birleşememesi ve eski komünistlerin İlham Aliyev’e karşı aday çıkarmamaları.

Geçen bir aylık süre bu kanımızın daha da kuvvetlenmesinden başka bir şey getirmedi. ABD Başkanı Bush ve Rusya Devlet Başkanı Putin, 2 Ağustosta başbakan olan İlhan Aliyev’i 15 Ağustosa kadar tebrik etmemişlerdi. Aynı gün iki saat arayla İlham Aliyev’i tebrik etmeleri, muhalefetin dağınıklığına indirilmiş bir darbe oldu. Bu tebrikler, İlham Aliyev’in cumhurbaşkanlığının da tebrik edileceğinin sinyalini verdi. Yani, İlham Aliyev, iki büyük gücü arkasına aldı. Eylül başında babasını ziyaret maksadıyla ABD’ye giden İlham Aliyev, Eylülün birinci haftasında da Ankara’yı ziyaret etti. Belli ki, aynı merkezli güç odaklarının tasvibini almaya çalışıyordu. Biz buna bir nevi destek arama turu da diyebiliriz. ABD’nin destek verdiği kesin, ABD’nin sözünden çıkmamaya gayret gösteren Ankara hükûmeti de, bize göre desteğini verdi. İçeride zaten güçlü olan İlham Aliyev, ABD, Rusya ve Türkiye’nin de desteğini aldıktan sonra kesin olarak cumhrubaşkanı olacaktır.

ABD merkezli güç odakları, böyle istemektedirler. Hoş zaten bu meselenin hâllinde Türkiye hükûmetini adam yerine koyan da yok. İlham Aliyev, sadece Türki ye halkı gücenmesin diye Ankara’yı ziyaret etti. Görevini yaptı ve döndü. Çünkü ABD böyle tavsiye etmişti.

Şu anda görünen o ki, ABD merkezli dış güçlerin de desteğini alan Aliyev ailesi Azerbaycan’ı beş yıl daha yönetecek. Devlet başkanlığının babadan oğula geçme geleneği sürecek. Daha sonra İlham Aliyev’in oğluna sıra gelecek. Ve hanedanlık devam edecek gibi görünüyor. Bunun önlenmesi sadece Azerbaycan halkına düşmüyor. Demokrasi diye diye dünyayı ayağa kaldıran güçler nerede? ABD nerede, AB nerede? İnsan hakları diyerek başımızın etini yiyen sivil toplum kuruluşları nerede? Bu bize bir kere daha, ABD’nin, AB’nin ve yüzlerce sivil toplum kuruluşunun işlerine geldiği zaman demokrasi istediklerini açık olarak gösteriyor. Bize yaptıkları baskıları bir düşünün, bir de Azerbaycan’da takındıkları tavırları... Demokrasi mi? Hadi canım sen de!

Azerbaycan’dan aldığımız haberler seçim atmosferinin hergün biraz daha sertleştiği, iktidarın polislerinin muhalefetin afiş asmasına bile izin vermediği şeklinde. Halbuki daha önceki seçimlerde Haydar Aliyev, böyle bir sertlik politikası uygulamamıştı. İlham Aliyev’in gittikçe sertleşmesi, seçimlerden sonra bir takım olayların habercisi gibi. Eğer bu politika devam ederse, İlham Aliyev’in babasına rahmet okutacağını söylemek bir kehanet sayılmaz. Tabiî ki bu durum Azerbaycan’ın bağımsızlığını, Azerbaycan Cumhuriyeti’ni, durduk yerde, hiçbir sebep olmaksızın tehlikeye atabilir. Burada muhalefete de büyük görev düşüyor. Sokaklara inmek en doğal haklarıdır, fakat kırıp dökmek, vurmak, yıkmak Azerbaycan devletinden başka kimseye zarar vermez ve düşmanlarını sevindirir, dostlarını üzer.

İlham Aliyev’in babasının özelliklerini taşımadığı bir gerçek. Yani, babası kadar yöneticilik vasfı olmadığı kesin. Bu durumda etrafında bulunanların Azerbaycan’ı düşünerek, sertlik politikasından kaçınmaları gerekir ki, ortalık yangın yerine dönmesin. İlham Aliyev’in babasının politikalarına devam edeceğinden hiç kuşkum yok. Hattâ, politikada ABD merkezli güce daha da yanaşma görülebilir. Azerbaycan’ın herhangi bir bölgesinde ABD’ye üs verebilir. Böylece, ABD’nin çizdiği sınırlara razı olur ve ABD’nin kanatları altına girebilir. Rusya’yı ve Türkiye’yi gücendirmez, fakat ABD ekseninde yer aldığı için ilişkilerini belirli sınırlar içerisinde tutar. İçeride ise bir şey değişmez. Aile, yine tümüyle ipleri elinde tutar. Azerbaycan’ın gelirlerinin büyük bir kısmını cebine alır ve halkın mutsuzluğu devam eder.

İlham Aliyev seçimleri ilk turda kazanır. Seçimler muhalefetin beklediği gibi ikinci tura kalmaz. Çünkü, bu cumhuriyetlerde devletin seçimler üzerinde ne kadar etkili olduğunu artık herkes biliyor. İktidarı vermemek için herşey yapılacaktır. Muhalefet bunu çok iyi bildiği hâlde, tek aday etrafında toplanmadı ve yenilgiyi baştan kabul etti. Bu seçimler artık formaliteden öte bir mânâ taşımıyor. Çünkü; darmadağınık bir muhalefetin bulunması, hileyi, sahteciliği gerektirmeden seçimlerin iktidar tarafından kazanılacağının açık göstergesidir. Azerbaycan halkının, kendi aralarında birlik sağlayamayan muhalefete oy vereceğini ben düşünemiyorum. Verdiğini varsaysak bile, dokuza bölünecek muhalif oyların, iktidarın oylarından fazla olacağını hiç kimse beklemesin. Sonra demokrasiye yeni yeni geçmeye çalışan bu tür eski komünist ülkelerde, devletin varlığını asla göz ardı etmemek gerekir. Şu anda herhangi bir devlet işinde çalışan insanın muhalefeti gönlünden geçirse dahi, oy vermesi çok zordur. Daha sonra, işinden ve aşından olacağını iyi bilen kişi, kerhen de olsa iktidarı destekler. Aşağı yukarı 3.000.000 olan seçmenin üçte biri devlete çalışıyor. Bu oylar bile iktidar için yeter.

İlham Aliyev, seçimleri kazanır derken bütün bunlara muhalefetin; tek adayda birleşemeyişi, halka güven vermeyişi, bürokratları korkutması, etkili bir seçim stratejisi izleyemeyişi gibi sebepleri de eklemek gerekir. Azerbaycan’ın iç dengelerini de hesaplamak, klan, tayfa bölünmüşlüğünü göz önünde tutmak, seçim sonuçları hakkında fikir yürütmede yararlıdır. Bütün bunları önümüze serdiğimizde, çıkan tablo, İlham Aliyev seçimleri kazanacaktır, olmaktadır. Mesele, şunun ya da bunun kazanması değil, Azerbaycan’ın dünya devletleri arasındaki şerefli mevkiine uygun, dürüst, şaibesiz ve güvenli bir seçim geçirmesidir.