1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Azerbaycan’da Parlamento seçimleri (1)

Mürteza Hasanoğlu
Gelişmelerin hızlı ve büyük olduğu bir çağda yaşıyoruz. Teknolojinin gelişmesi ve “bilgi”nin geniş kitlelere yayılması sonucu ortaya çıkan küreselleşme ve bu gelişmeye ayak uydurmaya çalışan ülkeler yarış haline girmişlerdir. Diğer ülkelerle birlikte bağımsızlığını yeni kazanan devletler de dünya ile entegre olma çabası içindedirler.

1989 yılından itibaren dünyada meydana gelen hızlı gelişmeler uluslararası sistem ve dengelerde köklü değişikliklere yol açmıştır. Bu değişmelerin kimi ekolojik ve teknolojik, kimi de ekonomik ve politik nitelik taşıyan gelişmeler olarak ortaya çıkmıştır. İki bloklu bir yapıya dayanan dünya düzeninin yıkılmasıyla, ekonomik ve politik nitelik taşıyan yeni dünya düzeninin oluşumu gündeme gelmiştir.

1990’lı yıllarda dünyada görülen ekonomik ve politik değişim içerisinde en önemlisi Sovyetler Birliği’nin (SSCB) dağılması hareketi olmuştur. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bölgede yeni bir süreç yaşanmaya başlamıştır. Sovyetler Birliği dünyada geniş bir coğrafî alanı kapsayan ve içerisinde pek çok topluluğu bir arada barındıran bir devlet olması nedeniyle burada oluşan değişimler tüm dünyayı yakından etkilemiştir.

Sovyetler Birliği’nde Gorbachev’in “açıklık” ve “yeniden yapılanma”politikalarıyla başlayan yeni dönem, bütün dünyada ideolojilerin değişmesine, duvarların yıkılmasına, demokratikleşme ve etnik milliyetçilik hareketlerinin yoğunlaşmasına, iktisadî üretim biçimlerinin ve mülkiyet anlayışlarının, piyasa mekanizması kurallarına doğru kaymasına yol açmıştır.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte bölgede yaşanmaya başlayan yeni süreçte diğer ülkelerle birlikte halkı etnik olarak Türk olan beş Türk Cumhuriyeti de bağımsızlığına kavuşmuştur.

Yeni Cumhuriyetler millî devlet olma sürecine girmişlerdir, millîleşme politikalarını uygulamaya ve yönetim yapılarını kurmaya başlamışlardır.

Geçmişte Sovyetler Birliği içinde yer almış olan bu ülkeler Sovyet rejiminin çöküşü sırasında önce egemenliklerini, sonra da bağımsızlıklarını ilân etmişlerdir. Bağımsız devlet statüsünün kazanılması ile birlikte bir yandan ekonominin yeniden yapılanması “merkezî planlı ekonomiden piyasa ekonomisine geçiş” diğer yandan da “hukukun üstünlüğü” ve “demokratik ilkeler”e dayalı yeni bir devlet kurulmasına yönelik gelişmeler aynı zamanda gündeme gelmiştir. Bu açıdan Azerbaycan’ın da içinde bulunduğu bu ülkeler “geçiş süreci”içinde bulunmaktadırlar.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla beraber bağımsızlığını kazanan Azerbaycan, ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde yeni arayışlar içerisine girmiştir. Bu yeni sistem arayışları içerisinde Azerbaycan’ın benimsemiş olduğu sistem, siyasal yönden “anayasal ve demokratik”, ekonomik yönden de “piyasa ekonomisi” sistemi olarak belirtilmektedir. Diğer Türk Cumhuriyetlerinde olduğu gibi Azerbaycan da totaliter rejimden, demokratik düzene, federatif devlet yapısından, bağımsız ulusal devlete, devletçi merkezî ekonomik düzenden, piyasa ekonomisine geçiş sürecinde birçok sorunu beraber yaşamaktadır.

Azerbaycan Cumhuriyeti yaklaşık 14 yıldan beri bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürmektedir. Bu 14 yıllık süre içerisinde birçok siyasal olaylar ve gelişmeler yaşamıştır. Azerbaycan Cumhuriyeti farklı ulusları dolaysıyla çok farklı dinlerin bulunduğu, türlü dillerin konuşulduğu ve elliye yakın etnik grubun bulunduğu Kafkasya’da sorunlu ve stratejik açıdan önemli bir coğrafyada yer almaktadır. Azerbaycan aynı zamanda petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahip olması nedeniyle dünya ülkelerin ilgisini çekmektedir.

Türkiye ile tarihî, kültürel ve siyasal bağları bulunan ve Türkiye açısından bir potansiyel oluşturan Azerbaycan’da , millî devlet oluşumu sürecinde yaşanan siyasal, yönetsel ve ekonomik gelişmelerin ve sorunların ortaya konması bu ülkenin daha yakından tanınması ve bu ülke ile ilişkilerin geliştirilmesi açısından önem taşımaktadır.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’nin dağılmasından sonra, o döneme kadar uluslararası boyutta sorun olarak dikkat çekmeyen birçok konu, yeni bağımsız devletler arasında sorun olarak doğmuştur. Ayrı ayrı uluslardan oluşan eski Sovyetler Birliği (SB), 70 yıl boyunca ve “emredici planlama” ile Rusların egemen olduğu “tek” merkezden yönetilmiştir. Bu zaman içinde Rusya, kendi doğal sınırları dışında olan ülkelerin, hürriyetsizliğinin yanı sıra, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını olabildiğine sömürerek sanayileşme alanında büyük atılımlar yapmış, buna karşın özellikle Kafkasya’da bazı istisnalar dışında sadece tarım sanayisiyle yetinmelerini ve ham madde kaynağı olmaya devam etmelerini öngörmüştür. Bu bilinçle SB’nin planlamalarda başlıca sanayilerde merkezî idareye bağımlılığı sağlamış olması, günümüzde de olduğu gibi, önümüzdeki dönemlerde de etkisini sürdürecektir.

Uluslararası sisteme eklemlenme girişimlerinin sürdüğü Kafkasya, dünya politikasında önemli bir yere sahiptir. Bölgede enerji kaynaklarının paylaşımı kadar, SSCB sonrası etki alanı mücadelesi de söz konusudur. Bugün Kafkasya’da enerji kaynaklarının işletilmesi ve uluslararası pazarlara taşınması gibi sorunlar mevcuttur. Daha önemlisi etnik çatışmaların varlığı söz konusudur.

Son dönemlerde küreselleşme tartışmaları ile dünya yeni milliyetçilik akımlarının güçlenmesine şahit olmaktadır. Ayrımcılığa neden olan tarihsel iletişimsizlik ortadan kalkarken, yeni ayrımcılık ve mikro milliyetçilik paradoksal bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Etnik kimlik arayışları modern dünyanın siyasal bakımdan olumsuz bir yönünü temsil eder. Etnik bakımdan birden fazla toplumun bulunduğu bir yapıda, istikrarlı bir politik sistemin işlerliğinin ve demokratik normlarının sürekliliğinin sağlanması başlı başına bir problemdir. Son imparatorluk olan SSCB’nin hukuken 21 Aralık 1991’de ortadan kalkmış olmasına rağmen, arkasında bıraktığı coğrafî ve siyasî miras ile bölgesindeki riskler ve tehditler hâlâ varlığını sürdürmektedir. Bölgesel ve uluslararası alandaki genel belirsizliğin de hâkim olduğu eski SSCB coğrafyasındaki gelişmeler karşısında, bir umut olarak görülen bugün de bünyesinde bir takım etnik problemleri barındıran Gürcistan, Bakü-Ceyhan boru hattının ve Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri arasındaki ulaşımın stratejik geçiş güzergâhı durumundadır. İstikrarlı bir Gürcistan, enerji kaynaklarının dünya pazarına ulaştırılması ve petrol boru hatlarının hangi ülkelerden geçeceğinin belirlenmesi bakımından bölge devletleri için önemlidir.

Azerbaycan Cumhuriyeti Transkafkasya’da yer almaktadır. Ülkenin Kuzeyinde Rusya, doğusunda Hazar denizi, güneyinde İran, batısında Ermenistan, kuzeybatısında Gürcistan bulunmaktadır. Azerbaycan’ın güneybatısındaki Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti (5.500 km2) Ermenistan’a ait bir toprak parçasıyla Azerbaycan topraklarından ayrılır ve Türkiye ile 11 km’lik bir sınıra sahiptir.

Yüzölçümü: 86,600 km2.

Nüfus: 7,868,385

Başkent: Bakü

XIX yüzyılın başlarında küçük hanlıklara parçalanmış Azerbaycan’ı işgal etmek amacıyla Rusya ve İran arasında başlayan savaşlar, Gülistan (12 Ekim 1813) ve Türkmençay (10 Şubat 1828) antlaşmalarıyla son bulmuştur. Bu antlaşmalar sonucu Aras Nehri’nin kuzeyindeki Azerbaycan toprakları Rusya, güneyindeki toprakları ise İran tarafından ilhak edilmişti.

Şubat 1917 Rusya devrimiyle bu coğrafyada yeni bir dönem başlamıştır. Mart 1917 yılında Transkafkasya’nın yönetimi için Rusya Geçici Hükûmeti tarafından Transkafkasya Özel Komitesi adında geçici bir organ oluşturulmuştur. Bu komite, Devlet Duması içinde bölgenin millî gruplarını temsil eden vekillerden oluşmaktaydı.

Bolşeviklerin 11 Kasım 1917 tarihli Ekim İhtilâlinden sonra, Transkafkasya’nın siyasal ve sosyal örgütleri, Rusya’da Kurucu Meclis oluşturuluncaya kadar, bölgenin geçici hükûmeti olarak Tiflis’te Transkafkasya Komiserliğini oluşturmuşlardır. Zakavkom (Rusca “Zakafkazskiy Komissariat”) adıyla bilinen bu hükûmetin 11 üyesi bulunmaktaydı. 26-28 Kasım 1918 tarihinde Kurucu Meclis için seçimler yapıldıysa da, 5 Ocak 1918 tarihindeki ilk toplantısının ardından Meclis, Bolşevikler tarafından dağıtılmıştır. Kurucu Meclisin dağılmasından sonra bu kurumun Transkafkasya’dan olan üyeleri 10 Ocak 1918 yılında yaptıkları toplantı sonucu Transkafkasya Seymi’ni (Mavera-i Kafkas Seymi) kurmuşlardır. Seym, 9 Nisan tarihinde, Transkafkasya’yı “bağımsız, demokratik, federatif” bir Cumhuriyet olarak ilân etmiş ve ilk hükûmeti oluşturmuştur. Yeni hükûmetin temel görevleri arasında anayasayı hazırlamak, sınırları belirlemek, savaşa son vermek, anarşi ve karşı devrimci güçleri bastırmak, toprak reformu yapmak yer almaktaydı. Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan’ın Seym temsilcileri arasında iç ve dış siyasete ilişkin konularda önemli fikir ayrılığı bulunmaktaydı. Seym içindeki derin fikir ayrılıkları ve iç çekişmeler sonucu, 26 Mayıs 1918 yılında Gürcistan’ın kendi bağımsızlığını ilân etmesiyle, bu organ da feshedilmiştir.

Bu gelişmeler sonucu 27 Mayısta Seym’in Azerbaycanlı milletvekilleri olağanüstü toplanarak Azerbaycan Millî Şûrası’nı kurmuşlardır. Millî Şûra 24 oyla Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilân etmiş, aynı zamanda “İstiklâl Beyannamesi”nin metnini onaylamıştır. Beyanname Giriş ve 6 maddeden oluşmakta, Azerbaycan’ı egemen ve bağımsız cumhuriyet olarak tanımlamaktaydı. Kurucu Meclis oluşturuluncaya kadar Azerbaycan’ın yönetimi Millî Şûra ve ona karşı sorumlu Geçici Hükûmet tarafından gerçekleştirilmiştir.

Bu gelişmeler sonucu kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin varlığı 1920 yılına kadar sürmüştür. 27-28 Nisan 1920 yılında Azerbaycan, XI. Kızıl Ordu tarafından işgal edilmiş ve bu tarihten sonra tüm iktidar Bolşeviklerin oluşturduğu Azerbaycan Geçici Devrimci Komitesi’nin eline geçmiştir.

Sovyet döneminde Azerbaycan’ın ilk Anayasası 19 Mayıs 1921 yılında Birinci Tüm-Azerbaycan Sovyetler Kurultayında kabul edilmiştir. Sosyalizm toplumu kurmayı amaçlayan bu Anayasa, Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti’nin (RSFSC) 1918 Anayasasının benimsediği ilke ve prensiplere dayanmaktaydı.

Mart 1922 tarihinde Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan, Rusya’nın baskısıyla Transkafkasya Federasyonunu oluşturmuşlardır. Daha sonra 30 Aralık 1922 tarihinde Transkafkasya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti ile birlikte Rusya, Ukrayna, Beyaz Rusya’dan oluşan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği kurulmuştur. Bu dönemde Azerbaycan’ın 1921 Anayasası, 1922 TSFSC ve 1924 SSCB Anayasalarına uygun hâle getirilmiştir.

1936 yılında “Stalin Anayasası”nın kabulünden sonra bu Anayasaya uygun olarak, 14 Mart 1937 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ikinci Anayasası kabul edilmiştir. Ayrıca bu tarihten itibaren TSFSC’ni oluşturan cumhuriyetler doğrudan doğruya SSCB’nin üyeleri olmuşlardır.

7 Ekim 1977 yılında SSCB’nin yeni anayasasının kabul edilmesiyle, Azerbaycan’da 21 Nisan 1978 yılında üçüncü anayasa kabul edilmiştir.

1988’den sonra Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan Dağlık Karabağ sorunu üzerine gelişen olaylar sonrası 23 Eylül 1989 yılında Azerbaycan SSC Âli Sovyeti Egemenlik Hakkında Kanun’la Azerbaycan’ın egemen cumhuriyet statüsü güçlendirilmiştir. 18 Mayıs 1990 yılında 1978 Anayasasında köklü değişiklikler ve ilâveler yapılmıştır. Aynı tarihte Azerbaycan’da Cumhurbaşkanı makamının oluşturulması hakkında kanun kabul edilmiştir.

30 Ağustos 1991’de Azerbaycan Cumhuriyeti Âli Sovyeti Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Devlet Bağımsızlığı Beyannamesi’ni, 18 Ekim 1991’de Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Devlet Bağımsızlığı Hakkında Anayasa Akti’ni kabul etmiştir.

30 Ekim 1991’de Azerbaycan Cumhuriyeti Âli Sovyet’inin kabul ettiği bir Anayasal kanunla Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Şûrası kuruldu. Kanunun 1. maddesine göre, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Devlet Bağımsızlığı Hakkında Anayasa Akti’nin kabulüyle, Azerbaycan Cumhuriyetinin tam devlet bağımsızlığının elde edilmesi için zemin oluşturmak amacıyla geçiş dönemi ilân edilir ve Azerbaycan Millî Şûrası oluşturulur. Kanuna göre, bu organ Azerbaycan Cumhuriyeti Âli Sovyetinin 51 üyesinden oluşmaktaydı ve işleyişi Ali Sovyetce onaylanan İçtüzükle (Reglament) düzenlenmekteydi. Bu kurum Anayasayı kabul etme, seçimler yapma, anayasa Mahkemesi’ni oluşturma yetkileri dışında, parlâmentonun tüm yetkilerine sahipti.

Azerbaycan’daki yeni anayasal süreç zor şartlar altında başlamış ve uzun süre devam etmiştir. 1991’de yeni bir Anayasa oluşturmakla görevli bir komisyon kurulmuş, fakat siyasî istikrarsızlık bu komisyonun çalışmasını engellemiştir. Ancak 1992’de yeni Anayasayı hazırlamak amacıyla gönüllü uzmanlardan oluşan bir gruba, daha sonra Cumhurbaşkanı ile Parlâmento Başkanı’nın ortak tasarrufları sonucu resmî bir statü kazandırılmıştır. Bu grubun hazırladığı Anayasa tasarısı, Ekim 1991 tarihli Bağımsızlık Akti’nden esinlenmişti .

1993 yılında iktidarın değişmesiyle bu tasarı üzerinde yeniden çalışılmaya başlanmıştır. Cumhurbaşkanı’na geniş yetkiler öngören bir anayasanın kabul edileceği yönünde yoğun eğilimler görülmekteydi. Tasarının hazırlanması tamamen iktidarın takdirine bırakılmış, siyasî partiler ve sivil örgütlerin bu tartışmalara katılımı etkisiz olmuştur.

Yeni Anayasa 12 Kasım 1995 yılında halk oylaması-referandum yoluyla kabul edilmiş ve 27 Kasımda yürürlüğe girmiştir. Referanduma seçmenlerin %86’sı katılmış ve oy kullananların %91,9’u Anayasayı kabul yönünde oy vermişlerdir. Azerbaycan Anayasasının başlıca özelliği “güçlü yürütme” ilkesinden hareket ederek, geniş yetkilerle donatılmış bir başkanlık sistemini getirmesidir. Yeni Anayasada Azerbaycan devletinin nitelikleri demokratik, dünyevî, hukukî ve üniter Cumhuriyet olarak belirlenmiştir.

(12 Kasım 1995 yılında kabul edilmiş ve 24 Ağustos 2002 tarihli referandumla )

Azerbaycan halkı, asırlık devlet geleneklerini devam ettirerek, “Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Devlet Bağımsızlığı Hakkında” Anayasa Akti’nde ifade edilen prensipleri esas alarak, bütün toplumun ve bireylerin refahının temin edilmesini arzulayarak, adaletin, özgürlüğün ve güvenliğin sağlanmasını isteyerek, geçmiş, şimdiki ve gelecek nesiller karşısında kendi sorumluluğunun bilincinde olarak, egemenlik hakkını kullanarak, görkemli şekilde aşağıdaki niyetlerini açıklar:

- Azerbaycan devletinin bağımsızlığını, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak;

- Anayasa çerçevesinde demokratik yapıyı güvence altına almak;

- Sivil toplumun kurulmasını gerçekleştirmek;

- Halk iradesinin ifadesi olarak, kanunların üstünlüğüne dayanan hukukî, dünyevî devlet kurmak;

- Adaletli ekonomik ve sosyal kurallara uygun olarak herkese onurlu bir yaşam seviyesi sağlamak;

- Evrensel değerlere sadık kalarak, bütün dünya halkları ile dostluk, barış ve huzurlu bir ortam içinde yaşamak ve bu amaçla karşılıklı faaliyette bulunmak.

Yukarıda sıralanan ulvî amaçlarla genel halk oylaması - referandum yoluyla bu Anayasa kabul edilir. Azerbaycan Cumhuriyetinde yasama hâkimiyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclisi tarafından kullanılır. Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclisi 125 milletvekilinden oluşur.

Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekilleri, çoğunluk seçim sistemi üzere genel, eşit ve doğrudan seçim hakkı esasında serbest, şahsî ve gizli oylama yolu ile seçilirler.

Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclisinin görev süresi 5 yıldır.

Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclisi milletvekillerinin seçimi her 5 yılda bir Kasım ayının ilk Pazar günü yapılır.

Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclisi milletvekillerinin görev süresi, Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclisinin görev süresi ile sınırlıdır.

Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclisi milletvekilliğinden ayrılanların yerine, yeni seçim yapılırsa, yeni seçilen milletvekilinin görev süresi, ayrılan milletvekilinin kalan görev süresi ile sınırlıdır. Azerbaycan Cumhuriyetinde, yaşı 25’den aşağı olmayan her bir vatandaş, kanunla belirlenen şekilde Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclisinin milletvekili seçilebilir.

İkili vatandaşlığı olan, başka devletler karşısında yükümlülüğü olan, yürütme veya yargı organlarında çalışan, bilimsel, pedagojik ve yaratıcı faaliyetler istisna olmak üzere, diğer ücretli faaliyetle uğraşan kişiler, din görevlileri, fiilî ehliyetsizliği mahkemece tasdik edilenler, ağır suçlardan mahkûm olmuş kişiler, mahkemenin yürürlüye girmiş kesin kararıyla ceza infaz yerlerinde hükümlü bulunan kişiler Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclisi’ne milletvekili seçilemezler. Seçim sonuçlarının doğruluğunu, kanunla belirlenmiş şekilde Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, denetler ve onaylar. Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclis milletvekillerinin görev süreleri, yeni seçilmiş olan Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclisi’nin ilk toplantı günü sona erer.

“Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclisi milletvekilliğinden ayrılanların yerine seçimler, Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclisi’nin görev süresinin bitimine 120 günden daha az bir süre kalmışsa, yapılmaz.

Devamı var