1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Azerbaycan: Son gelişmeler

Hüseyin Adıgüzel
AZERBAYCAN, stratejik konumu, kültürel varlığı, etnik yapısı ve doğal zenginliği olan petrolü ve doğalgazı ile son derece önemli bir ülke. Türkiye açısından bu önem, derin kardeşlik duygusu, paylaşılan kültürel değerler, ortak dil ile daha da yüksek düzeyde. Zengin doğal kaynakları ile de Rusya’nın ve ABD’nin, dinî yapısıyla da İran’ın ilgi alanının içinde... İlginin boyutu cumhurbaşkanı seçimi ve cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in rahatsızlanması ile üst düzeye çıkmış durumda. Hemen herkes şu anda Haydar Aliyev’in sağlığını tekrar kazanıp kazanamayacağını, kazansa bile bir dört yıl daha bu görevi sürdürüp sürdüremeyeceğini merak ediyor.

Daha önc bu konuda yazmış olduğumuz bir yazıda, sağlığı el verirse Haydar Aliyev tekrar aday olur demiştik. Geçen ayki yazımızda da hükûmet partisi olan Yeni Azerbaycan Partisi genel başkan yardımcısının “Adayımız muhterem cumhurbaşkanımız Haydar Aliyev’dir” şeklindeki açıklamasını nakletmiş ve bu açıklamaya şaşırdığımızı eklemiştik. Yazımızı yazdığımız sırada Haydar Aliyev’in çok ciddî bir rahatsızlık geçirdiği haberini almıştık. Ve sonra Haydar Aliyev apar topar Türkiye’ye getirildi. Yani durum ciddî. İşte bu ciddî durum, ilgili dört devleti, Aliyev’den sonra Azerbaycan arayışına itti. Aslında ABD ve Rusya bu işe çoktan başlamışlardı.

Haydar Aliyev’in uyguladığı dış politikanın en önemli devleti ABD’dir. Rus tehlikesine karşı Haydar Aliyev’ ABD’ye iyice yanaştı ve NATO’ya üye olmak için çaba harcamaya başladı. Hattâ, ABD’ne Azerbaycan’da üs, Irak için kurulacak barış gücüne asker vermeyi bile teklif etti. Bu hadsiz ve hesapsız yanaşmanın bir tarafı Rus tehlikesine karşı kalkan oluşturmak olarak düşünülebilir. Ama diğer tarafı Aliyev ailesinin iktidarının devamını istemek şeklinde mütalâa edilmelidir. Haydar Aliyev geçen ay sağlık kontrolünden geçmek bahanesiyle ABD’ne gitti. Esas amacı, oğlu İlham Aliyev’i ABD’ye takdim etmek ve oğlunun cumhurbaşkanlığı için destek is temekti. Başardı mı? Bu oldukça şüpheli. Çünkü ABD basınında çıkan haber ve yorumlar, Aliyev’in, oğlu İlham Aliyev için istediği desteğin ABD yetkilileri tarafından nazikçe reddedildiğini gösteriyor. ABD, destek isteğini reddetmekle kalmıyor, şu anda Haydar Aliyev’in en büyük düşmanı sayılan Resul Guliyev’in cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmasına izin verilmesini istiyor. Bu elbette Haydar Aliyev için can sıkıcı bir durum, ama bize göre oldukça anlamlı... Çünkü, 7-8 senedir ABD’de yaşayan Resul Guliyev’in bu kadar yıl adını dahi telâffuz etmeyen ABD şimdi ne oldu da böyle bir talebi gündeme getiriyor? Çünkü Resul Guliyev ABD’nin aradığı adam. Kafa yapısı, yani düşünceleri ve düşünme sistematiği Haydar Aliyev’den farklı değil. Bu yüzden ABD’nin talebi bizi pek şaşırtmadı. Anlaşılıyor ki, ABD, Azerbaycan’da rahmetli Ebülfeyz Elçibey gibi düşünen bir cumhurbaşkanı istemiyor. Bu talep, ABD’nin seçimlerde Resul Guliyev’i destekleyeceği mesajını da içeriyor. Çünkü ülkesinde yaşayan Türk cumhuriyetlerinden gelmiş tek siyasî mülteci Resul Guliyev değil, Özbekistan Birlik Halk Hareketi’nin lideri Abdürrahim Polat da ABD’de yaşıyor. Fakat ABD Resul Guliyev için Haydar Aliyev’den talep ettiğini, yine en yakın dostlarından biri olan Özbekistan cumhurbaşkanı İslâm Kerimov’dan talep etmiyor. Yani ABD’nin tek kaygısı demokrasi ve demokratikleşme olsaydı, benzer bir talebi, İslâm Kerimov’a da iletmesi gerekirdi. Bunu yapmadığına göre ABD’nin başka hesapları olduğu ortaya çıkıyor. Görünen o ki, ABD çıkarları doğrultusunda, milliyetçi ve Türkiye’yi seven bir cumhurbaşkanı istemiyor. Hattâ Aliyev ailesinin gözden çıkarılmasının bir sebebi de, Haydar Aliyev’in son zamanlarda Türkiye’ye çok yakın alâka göstermesidir diyebiliriz.

Başka bir yazımızda Türkiye’den bir gurubun Resul Guliyev’in cumhurbaşkanı olabilmesi için Türkiye’de çalışmalar yaptıklarından söz etmiştik. ABD’nin bu tavrından sonra durum aydınlandı. Azerbaycan’da Türkiye’nin desteğini almamış bir şahsın, bugünkü ortamda cumhurbaşkanlığı yapması oldukça zor. Bu yüzden Türkiye’nin Resul Guliyev’i desteklemesi şart. ABD yerli işbirlikçileri ile bu oyunun ilk ayağını Türkiye’de tezgâhladı. Resul Guliyev’i şirin göstermeleri için adamlarına talimat verdi. Onlar da Resul Guliyev’i anlatan bir kitap yayınladılar. Gazete ve dergi yöneticilerini dolaşarak Resul Guliyev’i anlattılar. Devlet ilgililerine bilgi sundular. Böylece görevlerini yaptılar.

ABD’nin Haydar Aliyev ve ailesini gözden çıkarması, Aliyev iktidarının bitmek üzere olduğunun da açık göstergisidir. Bu durumda, Türkiye’nin Haydar Aliyev’den sonraki politikasını devreye sokması gerekir. Herhalde Türkiye de, ABD gibi bir başkan adayını tesbit etmiştir ve ona destek verecektir. Burada yanlış ata oynama lüksümüzün bulunmadığını hatırlatmak isterim.

ABD’nin tutumu ve Resul Guliyev’in ön plâna çıkarılmaya çalışılması, Azerbaycan’daki siyaset ehlinin, şapkalarını önlerine koyarak yeniden düşünmelerini gerektirecek bir olgudur. Çünkü, muhalefetin büyük kısmı Elçibey ekolünden gelmedir. Onlar için Haydar Aliyev ya da Resul Guliyev’in cumhurbaşkanı olmasının hiçbir farkı yoktur. Ha Veli Ali, ha Ali Veli. Bu yüzden yeniden bir durum değerlendirmesi yapmaları bize göre kaçınılmazdır. Bu arada geçen sayımızda adaylıktan çekilebileceği yolunda sinyal aldığımızı söylediğimiz Azerbaycan Halk Cephesi Partisi Genel Başkanı Ali Kerimli, ABD’nin Resul Guliyev’i telâffuz etmesiyle, büyük bir bühtandan kurtulmuş oldu. Çünkü; gerek Azerbaycan’da, gerekse Türkiye’de Ali Kerimli’nin ABD’nin adamı olduğu şeklinde yoğun bir propaganda vardı. Böylece bu propagandanın da boş olduğu kendiliğinden ortaya çıktı.

Haydar Aliyev’in sağlığı ciddiyetini koruyor. Bu ciddî durum onun yeniden aday olmasına engel teşkil edebilir. ABD’nin de artık yeter dediğini farz edersek, Haydar Bey ömrünün geri kalan kısmını Türkiye’de geçirebilir. Bunların hepsi normal ve olağan şeyler. Türkiye bu duruma hazır olmalı. Bir yıldan fazla bir zamandır konunun nezaketini çeşitli yazılarımla anlatmaya çalıştım. Seçimlere dört ay kaldı. Artık Türkiye safını açık olmasa da hiç değilse dolaylı yollarla belli etmelidir. Bu artık zarurîdir. Orada Türk milleti için çalışacak adaylar da bu desteği hissetsinler ve moralli olarak seçimlere katılsınlar.

Resul Guliyev’in cumhurbaşkanı olması hâlinde, Azerbaycan–Türkiye ilişkilerinin bugünü aratacağından hiç kuşku duymuyorum. Resul Guliyev, Türkiye’ye iyi hislerle bakabilecek bir düşünceye sahip değildir. Komünist dönemden kalma uluslararası kimliğin vaz geçilmez sahibidir. Bu yüzden ondan millî bir davranış beklememek gerekir. Hele arkasında ABD desteğini de görürse, millî olan her şeyi kaldırıp bir kenara atabilir. Komünist iktidarları döneminde petrol bakanlığı yaparak ülkenin en zengin adamı hâline gelmiş olması da (mülkiyetin olmadığı toplumda) ayrıca üzerinde durulması gereken bir olgudur. Elçibey’in iktidarının devrilmesine faal olarak iştirak etmiş ve daha sonra ülkenin ikinci adamı konumuna, meclis başkanlığı görevine yükseltilmiştir. O görevinden Haydar Aliyev tarafından alınınca, öldürülebileceği endişesi ile ABD’ne sığınmıştır. Hâlen orada yaşamaktadır. Azerbaycan’a girmesi yasak olmamasına rağmen ülkeye gelmemekte, siyasî faaliyetini kurdurduğu bir siyasî parti aracılığı ile sürdürmektedir. Haydar Aliyev bu konuda, her şeye rağmen yumuşamazsa ne olur? Yani Resul Guliyev’in seçimlere katılmasına izin vermezse, Resul Guliyev bir adaya destek verir, meselâ Lâle Şevket’e, onun seçilmesini sağlayabilir mi? Bize göre çok zor. O zaman seçim Haydar Beyin adayı ile muhalefetin çıkaracağı adaylar arasında geçer ve Resul Guliyev için vuslat bir dahaki bahara kalır. Olur mu? Elbette olur. Çünkü; Haydar Bey, iktidarı Resul Guliyev’e vermektense İsa Kamber’e ya da Sabir Rüstemhanlı’ya vermeyi kesinlikle tercih eder.