1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Azerbaycan seçimlerinin sonrası

Hüseyin Adıgüzel
AZERBAYCAN’da cumhurbaşkanlığı seçimleri 15 Ekim 2003 günü yapıldı. Seçimleri bir sürpriz olmadan beklendiği gibi İlham Aliyev kazandı. Azerbaycan’ın son on yılına damgasını vuran Haydar Aliyev dönemi fiilen olmasa da resmen sona erdi. Ve muhalefetin Aliyev ailesinden Azerbaycan’ı kurtarma fikri de bir başka bahara kaldı.

Dergimizi takip edenler, iki yılı aşkın süre içerisinde bu konu ile ilgili yazmış olduğumuz yazılarda, bu sonuca adım adım ulaştığımızı ve tahminlerimizin ne kadar doğru çıktığını herhalde teslim ederler. 2000 yılında başladığımız yazılarımızda, Azerbaycan muhalefetinin dağınıklığına temas etmiş, tek lider etrafında birleşebilmek için zaman olduğundan söz etmiştik. Fakat Azerbaycan muhalefeti ve Azerbaycan’ın Aliyev ailesinden kurtulmasını isteyenler bu zamanı iyi kullanmadılar. Bilhassa Türkiye içerisinde bir grup İsa Kamber Beye angaje olarak diğer adayları yok farz ettiler ve gücendirdiler. Birleştiler, birleşiyorlar, şunlar, şunlar İsa Bey adına başkan adaylığından feragat ettiler, gibi söylentiler yaydılar. Hiçbir şeyden haberi olmayan adayları, İsa Beyle birleştirdiler ve Türk kamuoyunu kendi beklentileri doğrultusunda aldattılar. Ama sonuçta kendileri aldandılar.

Biz 2003 Eylül ve Ekim sayılarımızda gerçeği olduğu gibi yazdık ve İlham Aliyev seçimi kesin olarak kazanacaktır dedik. Bizi bu kanaate götüren sebepleri de açıkladık.

1. Muhalefet kesin olarak birleşemez. Oyların dağılımı İlham Aliyev’e yarar.

2. Muhalefetin seçim stratejisi, bürokratları ve Haydar Aliyev takımını korkutuyor. Bu durum İlham Aliyev’e yarar.

3. Bu cumhuriyetlerde devletin seçimler üzerinde büyük etkisi vardır. Devleti elinde tutan seçimde büyük şansa sahiptir. Bu da İlham Aliyev’e yarar.

4. Devletin baskısı ile seçimlere hile karışabilir. Gözlemcilerin olması, sonuca tesir etmez. Bu da İlham Aliyev’e yarar. Ve İlham Aliyev cumhurbaşkanı seçilir.

15 Ekim 2003 gecesi Azerbaycan Yüksek Seçim Kurulu, İlham Aliyev’in oyların % 81’ini aldığını ve cumhurbaşkanı seçildiğini ilân etti. Gayet sakin ve olaysız geçen seçimin hemen ardından yapılan bu duyuru muhalefetin sokaklara dökülmesine sebep oldu. Ve tahmin ettiğimiz gibi İlham Aliyev, sertleşti. Muhalefetin üzerine polislerini gönderdi. Sonuç resmî kişilere göre iki ölü, yüzlerce yaralı, Müsavat Partisi Genel Sekreteri Arif Hacıyev ve seçim işlerinden sorumlu başkan yardımcısı tutuklandı. İkbal Tağızade milletvekilliği düşürülerek parlâmentodan atıldı.

Resmî rakamlara itibar etm eden kısa bir tahlil yapalım. Resmî olarak oyların % 78.2’sini İlham Aliyev’in aldığını farz edelim. Toplam olarak muhalefete düşen oy miktarı % 27.8’dir. Yani dokuz muhalif cumhurbaşkanı adayı % 27.8 oy alabilmiştir. Bu rakamlara inanmak pek mümkün değil. Fakat kesin olan bir şey, İlham Aliyev en fazla oyu almıştır. Çünkü hiçbir adayın elinde, İlham Aliyev’in elindeki kadar imkân yok. Bir de buna muhalefetin kendi içindeki meseleleri eklerseniz, benim gibi sizler de aynı sonuca ulaşırsınız. İlham Aliyev en fazla oyu almıştır almasına ama, bu oylar ilk turda cumhurbaşkanı seçilmesine yeter mi? İşte bu tartışılır.

Muhalefet oyların % 60’tan fazlasını aldığını iddia ederek seçimlere hile karıştırıldığını söylüyor. Gözlemci kuruluşlardan sadece AGİT seçimlerde hile yapıldığını resmen açıkladı. Diğer gözlemcilerden (buna Türkiye de dahil), henüz resmî bir açıklama gelmedi. Buna rağmen muhalefet sokağa indi, ama bir-iki günlüğüne... Çünkü, iktidarı elinde bulunduranlar, bugünlerin geleceğini iyi tahmin ettiklerinden hazırlıklarını da iyi yapmışlardı. Polis, her türlü tedbiri almıştı ve göstericilere göz açtırmadı. Oldukça sert davranan polisin gücü ve göstericilerden birkaç elebaşının tutuklanması gösterileri durdurmaya yetti. Ortalık şimdilik sakin görünüyor.

BUNDAN SONRA NE OLUR?

Azerbaycan halkı, İlham Aliyev’i içine sindirebilecek mi? Hakkında epey dedikodu bulunan yeni devlet başkanının tutumu, davranışı bu konuda belirleyici bir rol oynayacak. İlk günlerin kargaşa ve telâşı geçtikten sonra tarafların sükûnet içerisinde düşüneceklerini ve Azerbaycan için en doğru kararı alacaklarını zannediyorum.

İlham Aliyev’in devlet tecrübesinin eksikliği, önünde babası gibi bir örnek olmasına rağmen en büyük zaafı... Bu dönemi iyi geçirebilirse; yani kendisi ile çalışabilecek kadroyu iyi seçebilirse bu zaafı kısa zamanda giderebilir. Bu davranış, aynı zamanda sosyal barışın tesisine de yardımcı olur. Hayli sertleşen ilişkileri yumuşak bir zemine indirebilir. Böylece kendisi için gerekli olan zamanı da kazanabilir. Bu olabilir mi? Çok zor görümesine rağmen, İlham Aliyev kararlı olursa olabilir. Yok eğer İlham Aliyev, babasının takımı ile işe devam edecekse; muhalefet daha da sertleşecek, belki de hiç arzu edilmeyen olaylar olacak. Bu davranış benim düşüncelerime göre, son seçimlerde İlham Aliyev’i destekleyen ve bir görev bekleyen partisi içerisinde ve dışarıda olan gençleri de küstürecektir. Belki de zaman içinde bu gençler kaybedilecektir.

Şu anda İlham Aliyev, tecrübe zaafını giderebilmek için önünde duran bu iki seçenekten birini tercih etmek durumundadır. Babasının takımı ile yola devam etmek ki, gençleri de küstürmekten başka bir işe yaramaz. Çünkü, o takımın bugünkü dünyanın sosyal, siyasî ve ekonomik yapısından hiç haberi yoktur. Onlar hâlâ Sovyetler Birliği’nin katı devletçi, özgürlükleri kısıtlayan, hür teşebbüse izin vermeyen yapısına bağlıdırlar. Bu yüzden İlham Aliyev, katı koyu bir diktatör olmak istiyorsa o takımla çalışmasında bir sakınca olmaz. Fakat, dünyanın gidişine ayak uydurmak istiyorsa o zaman önünde duran ikinci seçeneği değerlendirmek zorundadır. Yani muhalefetin ılımlı kanadı ile iş birliği yaparak gençleri devlet idaresine almalı. Bu davranış biçimi, dışarıda Azerbaycan’ın seçimlerle oluşmuş kötü intibalarını sileceği gibi içeride de sosyal barışın kurulmasına katkıda bulunur. Halkın büyük kesiminin kendisine güvenini ve inancını sağlar. Tabiî ki, bu davranış biçimi, Haydar Aliyev takımını çok rahatsız eder. Onlar da boş durmazlar. Bir takım demokratik ya da anti demokratik hareketlere girişebilirler. İşte bu noktada İlham Aliyev’in kararlı ve dik durması gerekir. Yoksa iktidarı kaybedebilir.

İlham Aliyev’in kendisini bekleyen önemli meselelerden kurtulabilmesi ve Azerbaycan için iyi bir cumhurbaşkanı olabilmesi burada yapacağı tercihe bağlıdır. Bu tercih hangisi olursa olsun fark etmez, başlangıçta zorlukları da beraberinde getirecektir. Mesele, bu zorluklara göğüs gerebilecek bir kadronun oluşturulmasıdır. Kanımca bu kadro, daha ılımlı ve demokratik olan gençlerden oluşturulursa başarı gelecektir.

Azerbaycan’a benzer tüm ülkelerin devlet başkanlarını bekleyen bir başka tehlike de, muhalefete, eleştiriye tahammülsüzlük ve şahıs kültü yaratılmasının yarattığı olumsuzluklar... Yeni Türk cumhuriyetlerinin tümünde bunları görmemiz mümkün. Hemen hiç birinde muhalefet ve özgür basın yoktur ve hepsi kendilerinde kutsal bir güç vehmektedirler. Bu durum, İlham Aliyev’in de başına gelirse Azerbaycan muhalefetinin de sonu gelir. Fakat Azerbaycan da demokratik kuruluşlardan AB gibi AGİT gibi dışlanır ve yalnızlığa itilir.

İlham Aliyev, seçimden sonra ilk iki günde muhaliflerin üzerine oldukça sert gitti. Televizyon görüntüleri ürperticiydi. Bu muhalefete bir göz dağı mıydı, yoksa, “Ben babama benzemem, hepinizi yok ederim” mesajı mıydı? Doğrusu pek anlayamadık. Sertlik, geçici bir zaman için belki anlaşılabilir. Fakat devamı büyük zarar verir. Herhalde birileri bunu İlham Aliyev’e anlatır. Namık Kemal;

“Merkez-i hâke atsalar da bizi

Küre-i arzı patlatır çıkarız” demiş. Halk öyle bir güçtür ki, ayağa kalktığı zaman önündeki her şey yerle yeksan olur.

İlham Aliyev’in tutumu, belki de Azerbaycan’ın geleceğini şekillendirecek. Bu yüzden İlham Aliyev, eski kadrolara itibar etmemeli... Partisinde pırıl pırıl gençler var. Onlardan mutlaka faydalanmalı. Çünkü o gençlerin büyük bir kısmı Avrupa, Amerika ve Türkiye’de eğitim gördüler. Dünyanın sosyal, siyasî ve ekonomik yapısından haberdarlar. Daha ılımlı ve daha demokratikler. Yeteri kadar bilgileri var. Onların yönetimindeki Azerbaycan, demokrasi yolunda epey mesafe kateder, gelişir ve yükselir.

İlham Aliyev’in önünde duran önemli meselelerden biri de halkın geçim zorluğu içinde olmasıdır. Devletin gelirlerinin adaletsiz dağılımının önlenmesi ve istihdam imkânı yaratacak yatırımların yapılabilmesidir. Reel olarak yüksek bir gelir düzeyine sahip olan Azerbaycan’da gelir âdil dağıtılmadığı için halkın büyük kesimi yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Devlet gelirlerinin önemli bir kısmı, iktidar sahiplerinin ceplerini dolduruyor. İlham Aliyev bu işe bir son koymalı ve halka, devlet gelirlerinin bir kısmını dağıtmalıdır. Aynı zamanda istihdam sağlayıcı yatırımlar da yapılmalıdır.

Bir başka mesele Karabağ’ın geleceğidir. ABD’nin ve AB’nin Türkiye’ye Ermenistan’a yol açması için yaptığı baskılar artık çok yüksek düzeye erişmiştir. Türkiye’nin bu baskılara ne kadar dayanacağı meçhul. Bu durumda Karabağ meselesi mutlaka çözüme ulaştırılmak mecburiyetindedir. Durumun bu şekilde devam etmesi Ermenistan’a haklılık kazandırabilecektir. Bu yüzden iki devlet olarak müzakerelere başlamaları gerekiyor. İlham Aliyev’in burada duygusal değil, akılcı olma zorunluluğu var. Yoksa, hem Karabağ gider, hem de Azerbaycan dışlanır.

İlham Aliyev’in Türkiye politikası, babasının politikasından pek farklı olmayacak. Yani tavşana kaç tazıya tut. İnşallah biz de petrol boru hattının çalışmaya başladığını görebiliriz. Bu bir temenni, çünkü Haydar Bey, bu hattı Türkiye’ye koz olarak kullanıyordu. İnşallah oğlu bu politakadan vazgeçer.

İlham Aliyev’i büyük güçlüklerin beklediği ortada. Kendi kaderini tayin ederken belki Azerbaycan’ın da kaderini tayin edecek. Yani kararı kendisi verecek. Başarması dileğimiz, Azerbaycan için, orada yaşayan soydaşlarımız için.

Yeni cumhurbaşkanını saygı ve sevgi ile selâmlar, görevinde Allah’ın yardımcı olmasını dileriz.