1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Azerbaycan notları

Hüseyin Adıgüzel
NİSAN 2003’te Azerbaycan’a kısa bir gezi (10 gün) yapma imkânı buldum. Gözlemlerimi, intibalarımı ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Azerbaycan, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla 1991 yılında bağımsızlığını kazandı. 1992 Haziran ayında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Ebülfez Elçibey, 1993 yılında askerî bir darbeyle devrildi. Cumhurbaşkanlığa Haydar Aliyev geldi. 1993-1996 yılları, Azerbaycan’ın siyasî istikrarının sağlanması için yapılan mücadelelerle geçti. Haydar Aliyev, etkili politik gücü, üstün zekâsı ve iş bitiren uygulamaları ile kısa zamanda siyasî ve ekonomik istikrarı sağladı.

Diğer Türk cumhuriyetlerine nazaran batıya daha yakın bir politika izlediğinden, ülkesinde sınırlı dahi olsa, demokratikleşmeye izin verdi. Muhalif siyasî partilerin ve muhalif basının kurulmasına, serbest seçimlerin yapılmasına, muhaliflerin de parlâmento içinde sayıca çok az da olsa bulunmasına sıcak baktı. Bu durum Azerbaycan’ı diğer Türk cumhuriyetlerinden daha demokratik bir hâle getirdi. Durumun oluşmasında, Aliyev’in iyi ilişkiler kurduğu Türkiye, ABD, İngiltere gibi devletlerin ve AB, Avrupa Parlâmentosu ve AGİT gibi kuruluşların etkisinin büyük olduğunu da söylemeliyiz.

Bugün, kim ne derse desin, Azerbaycan, Türk cumhuriyetleri içinde demokratikleşme yolunda en fazla mesafe alan ülkedir. Bunu gezdiğimiz yerlerde kolayca müşahade ettik. Azerbaycan’da, 2003 Ekim ortasında cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak. Ortalık sakin gibi görünmesine rağmen, halk politize olmuş, her yerde seçimi ve katılacak adayları konuşuyor. Siyasî partile rde hazırlıklar hızla sürdürülüyor. Basın, aday olduğunu açıklayan ya da aday olacağına inandığı kişileri halka tanıtmaya çalışıyor. Basın toplantıları, mitingler, verilen demeçler politikanın nabzının hızlı attığının göstergeleri... Bu arada beni en fazla şaşırtan iktidar partisi olan Yeni Azerbaycan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ali Ahmedov’un; “Partimizin adayı muhterem cumhurbaşkanımız Haydar Aliyev’dir. İlham Aliyev daha sonraki seçime adayımız olarak katılacaktır” şeklindeki açıklaması oldu. Ben daha önceki yazılarımda Haydar Aliyev’in sağlık meseleleri olduğunu, bu yüzden seçime katılmasının zor olduğunu yazmıştım. Fakat bu açıklama Aliyev’in sağlık problemini hâllettiğini ve seçimlere aday olarak katılacağını ilân edince şaşırdım. Bugün (22 Nisan 2003) Bakü’den aldığım bir habere göre Aliyev kalp krizi geçirmiş ve hastahaneye yatırılmış. Sağlığı hakkında başka açıklama yapılmamış. Bu haber doğruysa işler yeniden karışacak. Belki adaylık tekrar oğul Aliyev’e kalacak.

Bakü’de bulunduğum günlerde muhalefet tarafından iki ayrı miting düzenlendi. İki mitinge de katılım, eskiye oranla oldukça yüksekti. Bu, halkın üzerindeki korkuyu yavaş yavaş atmaya başladığını gösteriyor. Seçimlere kadar bu korku herhalde daha yoğun bir şekilde halkın üzerinden kalkacak ve belki de Haydar Aliyev koltuğu demokratik bir şekilde rakiplerinden birine devredecek. Müşahade ettiğim bir başka husus, Aliyev’in hiçbir seçim öncesi yapmadığı işleri yapması. Meselâ; On yıldır el sürülmeyen Bakü caddeleri yeniden asfaltlanıyor, bankalar evsizlere konut kredisi veriyor, devletin şehir içindeki arsalarına ve eski yapıların bulunduğu alanlara dev binalar yapılıyor. Polisler oldukça yumuşak, hattâ devlet halka daha bir şefkatle yaklaşıyor. Basın daha korkusuz yayınlar yapıyor. Televizyonlarda eleştirinin dozu yükseliyor. Bütün bunlar bana Haydar Aliyev’in bu seçimlerden çekindiğini gösteriyor. Çünkü, yapılan her şey halka şirin görünme işleri. Eğer Haydar Aliyev bu korkuyu hissetmeseydi, yukarıda saydıklarımın hiçbirinin yapılması mümkün değildi.

Muhalefet darmadağınık. Müsavat Partisi’nin başkanlığında bazı küçük partilerle bir blok oluşturulmuş. Bu bloğun başkan adayı Müsavat Partisi Genel Başkanı İsa Kamber. Sovyetler Birliği döneminde bile Türklüğü ve Türkçülüğü savunan büyük şair Sabir Rüstemhanlı, bir Türkçü olarak cumhurbaşkanı adayı. Halk Cephesi Partisi Genel Başkanı Ali Kerimov, hâlâ tereddüt içinde. Zannedersem bu dönem başkanlığa aday olmayacak. Çünkü henüz çok genç ve partisinin içi de oldukça karışık. İtibar Memedov, Millî istiklâl Partisi’nin başkanı ve cumhurbaşkanı adayı. İlyas İsmailov, Lâle Şevket ve Resul Guliyev’in de adları geçiyor. Bu son ikisi için Türkiye’de yoğun bir propaganda yapılıyor. Azerbaycanlı bir televizyoncu hanım ile Türkiyeli emekli bir albay, Lâle Şevket ve Resul Guliyev için Türkiye’de hayli emek harcıyorlar. Burada hemen belirteyim; bu iki şahsın Türkiye ve Türklükle bir alâkaları yoktur. İkisi de rahmetli Elçibey’in devrilmesi için hazırlanan komplonun önemli elemanlarıydılar. Elçibey devrildikten sonra Resul Guliyev, Haydar Aliyev’in en güvendiği adamı olarak millî meclisin başkanı oldu. Lâle Şevket de Haydar Aliyev’in yardımcılığını yaptı. Şimdi milliyetçi, Türkçü, Türkiyeci kesilerek Türk kamuoyundan destek bekliyorlar. Aman dikkat.

İsa Kamber, seçimlerden zaferle çıkacaklarına emin. Çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. Türkiye’den çeşitli davetler almış. Mayıs ayı içinde Türkiye’ye gelecek ve çeşitli konferanslar verecek. Sabir Rüstemhanlı’da Türkiye’ye gelerek konferanslar verip toplantılara katılacak. Ali Kerimli’nin de Türkiye’ye gelme niyeti var. Bu üç kişi Türkiye ile en samimî ve en ciddî ilişkiler kurabilecek yapıya sahipler. Bizim gönlümüz, üçünün bir araya gelerek, tek adayla seçime gitmelerinden yana. Bu uğurda iki üç yıldır şahsen çalışmalar yapıyorum. Belli bir noktaya kadar gelebildik. Başkan adayları ile on yılı aşkın bir dostluğumuzun olması, çalışmalarımızdaki en büyük desteğimiz. Yani kendileri ile teklifsiz görüşüp konuşabiliyoruz ve fikirlerimizi açıkça söyleyebiliyoruz.

Bu seferki görüşmemizde Ali Kerimli’yi daha yumuşak ve anlayışlı bulduğumu söyleyebilirim. O, meseleye daha geniş açıdan bakarak aday olmayabileceği mesajını verdi. Fakat isa Kamber ve Sabir Rüstemhanlı kesinlikle aday olacaklarını söylediler. Bize göre bu bile başarı. Çünkü, aday sayısı üçten ikiye inmiş bulunuyor. Türkiye’deki büyüklerimiz de konuya yakın ilgi duyarlarsa, ikinin bire inme şansı olabileceğini düşünüyorum. İnşallah bir netice alınabilir.

Bakü’de ortam daha önceki seçimlere nazaran çok daha sakin. İnşallah bu sükûnet seçimlerin sonuna kadar sürer ve Azerbaycan çok önemli bir seçimi hasarsız atlatır.