1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Avrupa Birliği Yollarında

Prof.Dr. Davut Albayrak
Hükûmet, Avrupa Birliği’ne Katılım Ortaklığı belgesine uyumumuzu ve neticede AB’ye tam üyeliğimizi sözde, sağlayacak olan, bir sürü taahhütleri-daha doğrusu, şimdilik, ...cek caklı temenniler-ini içeren, 80 yeni yasanın çıkarılmasını, 89 yasanın değiştirilmesini öngören, bin sayfalık, kapsamlı ULUSAL PROGRAMI onayladı ve açıkladı.

Bu, AB tarafından elimize verilen “Ev Ödevlerinin” millîleştirilmesi yani millî bir belge halinde tescil edilmesi ve bu belgenin de, ülkemizin, bundan böyle, siyasî, hukukî ve ekonomik birçok alanlarda takip etmesi gerekecek bir “yol haritası”

Bu yol haritası Türkiye’yi nereye götürecek? En önemlisi ulusal program gerçekten millî mi?

ZAMANLAMA

ULUSAL PROGRAM’ın Türkiye, özellikle malî ve ekonomik alanda, çetin bir “dönemeçten” geçerken ve ekonomik-malî programın da uygulanmaya konulacağı şu sırada, açıklanması ve iki konunun “örtüştürülmesi” ülkenin ağır ekonomik bunalımdan çıkarılması için, AB’nin “Katılım ortaklığı belgesine” uyum için ha zırlanan siyasî programın kabul edilmesinin de âdeta olmazsa olmaz bir koşul olduğu izlenimini vermek içindir...

AB’nin Türkiye’deki “Komser Yardımcısı” veya “sancaktarı” Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, belgeyi açıklarken, Avrupa Birliği’ne girilmesine karşı çıkanların tümünü, yolsuzlukların sürmesinde direnen belirli, yerleşik çıkar sahipleri olarak, âdeta vatan hainliği ile suçluyor. Ancak;

AB’ne bu koşullarda, Türkiye’nin gerçek sorun ve koşullarına bigâne bir takım Avrupalıların dikte ettikleri “ev ödevlerini” uslu uslu yapacak ve Avrupalıların keyifleri olana kadar -yıllarca- Birliğin kapısında beklemeye razı olanlar mı vatansever, yoksa, aşağılayıcı duruma ve millî egemenliğimize tasallut edilmesine razı olmayan bizler mi vatan hainiyiz, buna olaylar ve zaman karar verecek.

Biz AB’ne girmeye, ilke olarak karşı değiliz. Ama bu şartlarda âdeta burnumuzdan sürüklenerek ve bir takım uçuk Avrupalıların ağız kokularını dinleyerek değil. Kaldı ki, bu Avrupalıların çoğu, Türkiye’nin AB’ne alınmasına, zaten ilke olarak, razı değildir. Müslüman olduğumuz için, kültürümüz ayrı olduğu için, eğer Türkiye AB’ye üye olursa bir milyondan fazla Türk’ün Avrupa’da serbestçe dolaşmalarından, çalışmalarından ve de yükseklere tırmanmalarından endişe ettikleri için... Ve nihayet Türk’ün güçlenmesinden atairkil olarak korktukları için

BAŞKA SEÇENEKLER

Yalnız bazıları, Türkiye’nin, kendi öz çocukları için uzun vadede daha uygun ve yararlı olacak, başka alanlarda, başka seçeneklere yöneltilmesini istemedikleri, ve de Türk asker gücünden âdeta paralı asker gibi yararlanmak istedikleri için bizi oltalarının ucunda tutmak istiyorlar.

NE ŞİŞ YANSIN, NE KEBAP

İlân edilen ulusal program aslında “ne şiş yansın, ne kebap” misâli, çoğu cek ve caklardan oluşan, bir yıllık kısa, 4 yıllık orta vade tabirlerine rağmen somut yaptırımlar ve aksiyonlar içermeyen bir temenniler manzumesi.

Çoğu bölümleri, yeni kanun veya kanun tadili önerileri Türkiye’nin zaten yapması gereken şeyler. Bunları şimdiye kadar kendimiz yapmamışsak, bu da siyasî sistemdeki yanlışlardan ileri gelen, siyasî irade zaafından ve yıllardan beri dış ve iç tehlikelerden baş alamamış olmamızdan ötürü olmuştur. Aynı faktörler, aynı zaaflar siyasî sistem radikal bir şekilde değiştirilmedikçe, ulusal programın da temennilerden öteye geçmesini önleyecektir...

TUZAKLAR

Ne var ki programın bu halinde de, partiler arasında bir konsensus sağlayabilmek için, somut hale getirilmeyen ve muğlak geçiştirilen konular, tuzaklar olarak duruyor...

Kıbrıs meselesi. MGK’yı etkisiz hâle getirmek maksatları, Kürtçe radyo ve TV yayınları, Kürtçe eğitim ve idam cezasını kaldırmak teşebbüsleri her an kaşınmak üzere, yerlerinde durmakta; Mesut Yılmaz tarafından ima edildiği gibi sırası geldikçe “revizyonlarla “ cevaplandırılacak.

Milliyetçiler olarak, bu konuda tetikte olmalıyız, taviz verilmesine karşı çıkmalıyız. Bu hususta büyük güvencemiz de Türk Silâhlı Kuvvetlerinin tavizlere asla razı olmayacağı inancı.