1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Atsız'dan Seçmeler: Türkçülük ve Siyaset

Hüseyin Nihal ATSIZ
Türkçülük bir ülkü, siyaset ise iktidara geçme taktiğidir. Bu sebeple, bir ana inanç ve ana düşünce olan ülkü asla değişmediği hâlde siyaset yani taktik her zaman değişir.

İnsanlar iktidara geçmek için partiler kurarak çalışırlar. İktidara geçmek oy kazanmakla mümkün olduğu için oy sahiplerinin fikrini ve gönlünü almaya uğraşırlar. Bunu sağlamak için taviz verirler; propaganda yaparlar; kendilerini beğendirmeye çabalayıp bol bol da yalan söylerler. Hattâ rakiplerine iftira attıkları da olur.

Bu, bütün dünyada böyledir.

Bizde "İttihat ve Terakki", "Hürriyet ve İtilâf" partileri arasındaki iğrenç ve ahlâksızca mücadeleyi bir tarafa alıp Cumhuriyet çağına, onun da Halk Partisi ile Demokrat Parti arasındaki savaş zamanına göz attığımız zaman karşılaştığımız manzara şudur:

İktidar, iktidarda kalmak için haksızlıklar yapmış, muhalefet bundan şikâyet etmiştir. Sonra, Muhalefet iktidara geçince aynı haksızlıkları kendi yapmaya başlamış, bu sefer evvelce haksızlık edenler aynı haksızlığa uğrayınca feryadı göğe yükseltmişlerdir.

Partilerde ülkü yoktur. İktidara geçmek veya orada kalmak için en aşırı tavizlerden çekinmezler. Demokrat Parti'nin iktidara geçince Türkçe ezanı yine Arapçalaştırması samimî kanaatinden değil, oy toplamak kaygısındandır. Aşırı Kemalist olan ve dinle ilgisi bulunmayan Ce lâl Bayar'ın bunu isteyerek yaptığı veya yaptırdığı söylenemez. Bununla ileriki seçimleri teminata almak istemiş ve almıştır.

Sade dinsiz değil, aynı zamanda Tanrısız bir rejim olan komünizm ise İkinci Cihan Savaşında Almanlar karşısında tutunabilmek için dinden yardım beklemiş, Sovyetler Birliği'nin Hıristiyan ve Müslüman vatandaşları için kiliseler ve camiler açılıp dinî liderler seçilmiştir.

Türkçülük, Türk miliyetçiliğidir ama her milliyetçi Türk, Türkçü değildir. Milliyetçilik pek umumî bir deyimdir. Her normal insan azçok milliyetçidir. Türkiye'nin bütünlüğü ve emniyeti üzerinde duygulu olup Türk milletine bağlı kalmak şüphesiz milliyetçiliktir. Fakat böyle milliyetçiler arasında Dış Türkler'le hiç ilgilenmeyen, hattâ onların varlığından habersiz olan, siyasî sınırlar dışında Türk ülkeleri olduğunu bilmeyen, tutsak bir Türk ülkesinin kurtarılması için göze alınacak savaşı istilâcılık sayan nice insanlar vardır.

Aslında beynelmilelci olan sosyalizmin Türkiye'deki mümessilleri de milliyetçi olduklarını söylerler. Hattâ Orta Asya'daki atalarımızla ilgimizi inkâr edip bu topraklar üzerinde Hititler'den başlayarak üstüste yığılmış olan etnik döküntülerinin karması olduğumuzu ileri sürenler de milliyetçilik davasındadır.

Komünistlikten hüküm giymiş olanlar, Türk milliyetçiliğinin kökünü kazımak için kampanya açmış olan partiler, İslâm beynelmilelciliği davası güdenler de hep milliyetçi olduklarını söylerler.

Türkçülük bu türlü eksik ve yanlış milliyetçiliklerin hepsini reddeder. Türkçüler için İzmir'i kurtarmak üzere yapılan savaşla Kıbrıs'ı kurtarmak için yapılacak savaşlar arasında hiçbir fark yoktur. Çünkü Türk milleti bir bütün olduğu için Türkçülük ancak ve yalnız, bütün Türkleri içine alan bir milliyetçilik davasını ülkü edinir. Türkler ise Türk soyundan gelenlerle Türk soyundan gelmişler kadar Türkleşip kendini o soya bağlayan ve beyninde hiçbir yabancı ırk düşüncesi bulunmayan fertlerin topluluğudur.

Türkçülük bugün siyasî değildir. Fakat bir gün siyasî bir kuruluş durumuna gelirse bütün Türkleri kurtarıp birleştirecek bir program ile ortaya çıkacaktır. O zaman, şüphesiz çağı, durumu ve ortamı kollamakla beraber bunlara bağlanıp kalmayacak, bu kaygıların üstüne çıkacaktır. Dünün gerçeklerini yeniden gerçekleştirecektir.

"Türkçü" kelimesi bugün birçoklarını ürkütüp tedirgin etmektedir. Bunun altında bir nazizm, diktatörlük, kafatasçılık heyulâları görmektedirler.

Türkçülük kelimesinin bu korkunç hâle getirilmesinde yerli Moskofçuların rolü büyük olmuştur. Onlar Moskova uşağı oldukları için Rusya'yı yere vuracak her düşünceye düşmandırlar. İkinci olarak Türklüğe gizli bir hınç besleyen Devşirme artıkları, üçüncü olarak da Türkiye'de solculuğun anası olan Halk Partisi gelmektedir.

Halk partililer arasında bir tane Türkçü gördünüz mü? TİP dışındaki bütün partilerde Türkçü bulunur ama Halk Partisi'nde bulunmaz. Gerçek çehrelerini de son kurultaylarıyla ortaya koydular.

Türkçüler bugünlük ancak Türkçü karakteri olan partileri tutarlar. Türkçülükten sapan veya taviz veren hiçbir parti Türkçülerce tutulmaz, tutulamaz. Türkçülüğün ne olduğu açık, seçik ortada bulunduğu için bugünkü tutumları ile hiçbir parti Türkçü değildir.

Partiler bakımından Türkiye henüz oturmamıştır. Bu kaynaşmalar durulduktan sonra kaç parti kalacak, belli değildir. Belli olan tek şey Halk Partisi'nin ölmüş olduğudur. Millî vicdan sosyalizmden iğrendiği için sol partilere de hayat hakkı tanımayacaktır. "Demokrasilere sol partiler de lâzımdır" sözü bazı safların da inandığı bir komünist uydurmasıdır. Tam bir demokrasi olan Amerika'da sol parti yoktur.

İlerde şartlar hazır olunca, mevcut partilerden biri Türkçü parti hâline gelir veya bir Türkçü parti kurulursa Türkçülük o zaman siyasete girmiş olacaktır. Şu da unutulmamalıdır ki, Türkçülüğün iktidara gelmek için mutlaka parti kurmasına lüzum yoktur. Türkçülük beyinlere ve gönüllere şuurla yerleştikten sonra bu, partisiz de olabilir.

Ötüken, 26 Temmuz 1972