1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Atsız, 24. Ölüm Yıldönümünde Yurdun Her Yerinde Anıldı

Orkun
"ATSIZ'IN ESERLERİ BİZİM NESLİMİZE KİMLİK VERMİŞTİR"

TÜRK Milliyetçiliğinin önderlerinden, Türk fikir dünyasının büyük ismi Hüseyin Nihal ATSIZ; Türkçülerin deyimiyle ATSIZ ATA ölümünün 24. yılında İstanbul Karacaahmet'deki mezarı başında törenle anıldı.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da 11 Aralık 1999 cumartesi günü "-Aralık ayının 11. günü saat 11.00'de buradayız" sloganını benimseyen TÜRK Milliyetçileri mezar başında yerlerini almışlardı.

Atsız'ın öğrencileri ile dava arkadaşları, Türklük fikrinin yılmaz savunucuları TÜRK Milliyetçileri burada yaptıkları konuşmalarla; ATSIZ'ın TÜRK Milliyetçiliğine yaptığı hizmetleri anlatarak hissiyatlarını dile getirdiler.

Mustafa Lütfü DEMİRHAN'ın kısa bir takdiminden sonra, İstanbul Ülkü Ocakları Başkanı Levent TEMİZ, Atsız'ın dava arkadaşlarından, öğrencilerinden, ORKUN yazı kurulu üyeleri Sami YAVRUCUK ve Refet KÖRÜKLÜ yaptıkları kısa bir konuşma ile Atsız Beyle ilgili hatıralarını anlattılar.

Daha sonra ORKUN yazı kurulu üyesi Yakan CUMALIOĞLU da, Türklük âlemi önündeki tehlikeleri işaret ederek, bir gece önce 10 Aralık 1999 tarihi itibariyle Türkiye'nin AB'ne kabulü hakkında endişe verici gelişmelere değinerek: "-Atsız yaşayıp da, bugün alınan kararları görseydi, herhalde kahrından ölürdü. Türklük Dünyasının önüne 2. Tanzimat Fermanı konulmuştur. Otuz bin kişinin katilinin insan hakları teraneleriyle affı konusundaki isteklerden tutun da, Ege ve Kıbrıs'ta, Güneydoğumuzda yeni bir takım emrivakilerle Türk'ün ipini çekme gayretleri; televizyonlarımızda sistemli bir şekilde yapılan yayınları, özellikle azınlıklarımız gibi isimlerle yapılan programların, azınlık milliyetçiliğine dönüşmesi, üniter devlet yapımıza, Cumhuriyetimize bir saldırı niteliği kazandırmaktadır. Kısaca TÜRK Milliyetçiliğine hayat hakkı verilmeyeceğinin işaretlerinin açıkça görülmesi ve de yetkililerin ölü toprağı serpilmiş gibi sessiz kalmaları eğer yaşasaydı ATSIZ'ı bugün burada tekrar toprağa vermemize yol açardı; siyasîlerimizin hassasiyetlerimiz konusunda dikkatli davranmalarını bekliyoruz" diye konuştu.

Saygı duruşu ve fatiha okunmasını müteakiben coşkulu bir şekilde söylenen İstiklâl Marşı ile mezar başındaki tören sona erdi.

Atsız'ın kabri başındaki törenin ardından Kadıköy Ülkü Ocaklarının tertip eylediği bir salon toplantısı yapıldı. Burada İstanbul Ülkü Ocakları Başkanı Levent TEMİZ; Mustafa Lütfü DEMİRHAN; Sami YAVRUCUK ve Yakan CUMALIOĞLU yaptıkları konuşmalarla gençlere Atsız'ın kişiliği ve fikirleri hakkında bilgi verdiler.

Daha sonra saat 14.00'de Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı'nın Süleymaniye Kültür Merkezi'nde düzenlediği "Anılardaki Atsız" adlı panel yapıldı. Paneli Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa ERKAL yönetti. Güney Azerbaycanlı ressam ve heykeltraş Hasan Ruhi (TUNA)'nın yaptığı Türk ve Türk Dünyası bayrakları yla sarılı olan ATSIZ'ın büstü törenle açıldı.

Panelde takdim konuşmasını yapan Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Turan YAZGAN, Türkiye'nin güçlenmesi gerektiğini söyleyerek, "Türkiye'nin güçlenmesi için de Türkiye'yi Türk'lerin yönetmesi gerekmektedir" dedi. Yazgan konuşmasını şöyle tamamladı: "Atsız yaşamış olsaydı bugünkü birçok şeyle karşı karşıya kalmazdık. Dış işlerinde çok pasif kalınmaz, Türk dünyasında bir TÜRK'ün burnu kanasa bütün dünyayı ayağa kaldırırdı" diye konuştu.

Atsız'ın dâva arkadaşlarından Refet KÖRÜKLÜ; öğrencilerinden Erk YURTSEVER ve Sami YAVRUCUK, Atsız'la ilgili hâtıralarını anlattılar. Panelde kapsamlı bir konuşma yapan Kurultay Gazetesi yazarlarından Arslan BULUT, "-Millet dediğimiz varlığı, âdeta omuzlarında taşıyan nadir insanlar ortaya çıkar ve genetik şifreyi çözer gibi, kültürel kodları ortaya serer; yeni nesillere armağan eder... Atsız da, Türk kültürünün, Türk aklı ve dehasının, Türk karakterinin bütün kodlarını bünyesinde barındıran bir dâva adamı, edebiyat tarihçisi, yazar ve şair olarak ortaya çıkmış, 1300 yıl önceki Kürşad efsanesini dirilterek, TÜRK gençliğine örnek olarak sunmuştur. Bozkurtlar romanının bizim nesil üzerindeki etkisi sanıldığından çok daha büyüktür... Damarlarımızdaki kanda mevcut bulunan, fakat açığa çıkmamış bütün değerlerimizi bize hatırlatan Atsız'ın eserleri; ilk gençlik yılları geride kaldıkça kendimizi daha geliştirmek ihtiyacını hissettikçe, Türk tarihinin temel kaynakları ile birlikte Atatürk'ün Büyük Nutku da açlığımızı tamamlamıştır. Ama o ilk ruh, Bozkurtlar ruhu hiç bir zaman kaybolmayacaktır. Atsız'ın eserleri bizim neslimize kimlik vermiştir" diye konuştu.

"HALKIN GÜCÜ AFFETTİRDİ"

Büyük Türkçü Atsız, ölümünün 24. yıldönümü olan 11 Aralık günü, Tarsus'ta yapılan toplantı ile anıldı. Tarsus Ülkü Ocakları tarafından, Belediye Nikâh Salonunda düzenlenen toplantıya Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz, Tarsus Kaymakamı Ali Ülger, Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, İl Genel Meclisi ile Belediye Meclis üyeleri ve kalabalık bir dinleyeci topluluğu katıldı...

İstiklâl Marşı'nın bir ağızdan okunmasıyla açılan toplantıda, Türk büyükleri ve şehitleri için saygı duruşunda bulunuldu. Sonra Kur'an-ı Kerim okundu.

Konferansın açış konuşmasını yapan Tarsus Ülkü Ocakları Başkanı Alâeddin Karsandıözü "Büyük Türkçü Nihâl Atsız'ın cezaevindeyken Cumhurbaşkanı tarafından affedildiği söylenir. Oysa, Atsız'ı halkın gücü ve desteği affettirmiştir. Kendisini, bugün ölümünün 24. yılında saygı ve rahmetle anıyoruz" dedi.

Toplantıya konuşmacı olarak katılan, Orkun yazı kurulu üyesi Şuayıp Bozfakioğlu, Doç. Dr. Suphi Saatçı ve Doç. Dr. Tansu Say, Atsız'ın çeşitli yönlerini, Türklüğe ve Türkçülüğe yaptığı hizmetleri dile getirdiler. Prof. Dr. Enis Öksüz de, Atsız'ın karakterini ve Türk gençliği üzerindeki etkilerini açıklayan bir konuşma yaptı.

Daha sonra, Tarsus Ülkü Ocaklarından bir grup, Atsız'ın şirilerini koro hâlinde okudu.

Atsız'ı anma toplantısı Tarsus basınında geniş şekilde yer aldı.

"TÜRK GİBİ YAŞADI, TÜRK GİBİ ÖLDÜ"

"İzmir, ORKUN"

İzmir Ural-Altay Kültür ve Dayanışma Derneği'nde Nihal Atsız'ın vefatının yıldönümünde düzenlenen toplantıda konuşan dernek başkanı Celal Öcal; Rahmetli F. TEVETOĞLU hocamızın "Ziya Gökalp'ın ölümünden ve Türk Ocaklarının kapanmasından sonra, Türkçülüğün bayraktarı ATSIZ olmuştur...

Süleyman Paşadan Ziya Gökalp'a ulaşan Türkçülük bayrağını 1931'den 1975'e kadar tam 45 yıl, mefkûre ve mücadele kahramanı Atsız dalgalandırmıştır. Yetiştirdiği Türkçü ilim fikir ve mücadele nesillerine Türkçülük için bir bölünmez bütün teşkil eden yekpare tarih, yekpare vatan, yekpare millet, yekpare devlet, yekpare kültür ve medeniyet fikrini ATSIZ aşılamış, ATSIZ kazandırmıştır. Atsız'ın en büyük düsturlarından biri şudur: TÜRK MİLLETİ BİR BÖLÜNMEZ BÜTÜNDÜR." sözleriyle tanıttığı ATSIZ HOCAMIZI 24. ölüm yıldönümünde saygı ve rahmetle anıyoruz.

Üniversitede asistan iken hocasına yapılan bir haksızlığa karşı gösterdiği cesur bir çıkış akademik hayatının sona ermesine; millî şef diktatörlüğü sırasında Başbakan Şükrü Saracoğlu'na yazdığı mektupla komünist faaliyetlere karşı uyarması, mesleğinden mahrum bırakılmasına neden olmuştu.

Atsız'ın asistanlıktan kütüphane memurluğuna uzanan hayat çizgisinde şahsına ve temsil ettiği Türkçülük fikriyatına düşmanlık sergileyen kişilerin hiçbirini hatırlamıyoruz. Onlar iz bırakmadan gittiler. Ama N. Atsız, ATSIZ HOCA olarak saygıyla anılıyor.

Ezelden ebede giden yolda Türkçülük tarihine adını altın harflerle yazdıran Atsız dün, bugün ve gelecekte Türk Dünyasına, Türkçülüğe yaptığı hizmetlerle anılacaktır.

Onu tanıma şansına erişen biz dostları da iftiharla "Atsız Hocayı tanımak şerefine eriştik" diyeceğiz.

Onun için söylenen "Türk gibi yaşadı, Türk gibi öldü" ifadesi Atsız hocanın hayatının tanımlamasıdır.

Kalabalık bir dinleyici topluluğunun iştirak ettiği toplantıda konuşan Yüksel TURHAL, Atsız'la ilgili hâtıralarını, düşüncelerini ve duygularını şöyle belirtti:

Lise öğrencisi iken rahmetli Atsız'la mektuplaşmaya başladım. Her mektubuma mutlaka cevap vermiştir. 1959 yılında ise İstanbul'a giderek kendisini evinde ziyaret ettim. Her ne kadar mektupları içten ve sevgi doluysa da, ben yine de kendisini çatık kaşlı, sert mizaçlı bir kimse olarak tahayyül ediyordum. Kapıyı bizzat açmıştı. Bana "hoşgeldin" dediğinde karşımda mütevazi, güleç yüzlü tam bir eski İstanbul efendisiyle karşı karşıya olduğumu gördüm. Daha sonra bulduğum her fırsatta İstanbul'a giderek kendisini ziyaret ettim. Atsız Beğ, son derece mütevazi kişiliğinin yanı sıra, çok nüktedan ve sohbetine doyum olmayan bir kimseydi. Makama, dünya nimetlerine hiç değer vermeyen rahmetli hocamızın kapısı, yaşı, mesleği ne olursa olsun herkese açıktı. Ancak, dürüst, özü sözü bir ve Türkçü olmak şartıyla...

Atsız Beğ, zikri fikri bir olan, hayatta tanıdığım en dürüst ve en büyük insandı. İnancından asla taviz vermez, gerektiğinde devletin zirvesinde görevli kimselere bile, Türk milliyetçiliğini gölgeyebilecek en küçük bir davranış veya sözlerini duyduğu anda, en sert karşılığı verir ve kalemini kılıç gibi kullanırdı. Bundan dolayı, büyük sıkıntılar çekmiş, hapislere bile düşmüştü.

Şair, fikir ve mefkûre adamı olan rahmetli Atsız, aynı zamanda Türk dili ve tarihi konularında da büyük bir bilgindi. Yüz binlerce Türk'ü milliyetçi ve ülkücü dâvaya kazandıran Atsız'ın fikir ve düşünceleri, yetişmekte olan bugünkü gençlere de ışık tutacaktır. Aziz hâtırası önünde hürmetle eğiliyor, kendisine Ulu Tanrı'dan rahmetler diliyorum.

"TÜRKÇÜLÜK AŞKIYLA YAŞADI"

Eskişehir, Hasan ORHAN

11 Aralık 1975'te vefat eden büyük Türkçü Hüseyin Nihâl Atsız, ölümünün 24. yılında tüm yurtta olduğu gibi, Eskişehir Ülkü Ocaklarınca geleneksel olarak düzenlenen konferans ve şiir gecesiyle de anıldı. Anma töreni münasebeti ile Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür salonunda düzenlenen konferans ve şiir şölenine, Ülkü Ocağı Başkanı Hakan ERGÜN, eski ocak başkanı Yüksel SARİ, ocak yönetim kurulu üyeleri, semt ocak başkanları ile çok sayıda dinleyici katıldı.

Atsız'ın hayatının ve eserlerinin anlatıldığı konferansta şiirlerinden örnekler verildi. Konferansın açış konuşmasını yapan İl Ocak Başkanı Hakan ERGÜN; "Büyük Türkçü Nihâl Atsız'ın Türk Milliyetçilerinin karşısına bazen tarihçi, edebiyatçı, bazen babasına isyan eden Mete Han, bazen Attila, bazen Delikurt, bazen bir Göktürk beği, bazen Çin'e akın yapan bir Göktürk akıncısı, bazen de savaşta bir ayağını kaybetmiş topal bir asker olarak çıktığını ifade ederek şöyle dedi; "Türk'ü sevmenin, Türkçülüğün bir suçmuş gibi gösterilmeye çalışıldığı dönemde Türk milliyetçiliğinin bayrağını açmış olan, bu yüzden çeşitli çilelere ve haksızlıklara maruz kalan Atsız, hayatı boyunca Türk'ün çilesine, sıkıntısına talip olmuş; çektiği her sıkıntıdan sonra, dosta düşmana "yeniden selâm!.. Ben geldim" demiş, Türk milliyetçiliği mücadelesine kaldığı yerden devam etmiştir. İnandığı ülküsüyle yaşantısı bir bütün olmuş, Türkçülük aşkıyla yaşamış, Türkçülük aşkıyla ölmüştür. Atsız, Türk tarihini âdeta gün be gün yaşamış, Türk milletinin sevincini, sıkıntısını ruhunun ta derinliklerinde hissetmiştir."

Konferanstan sonra, Anadolu Üniversitesi ve Osmangazi Üniversitesi öğrencilerince düzenlenen şiir şöleninde, öğrenciler bağlama ile çalınan fon müziği eşliğinde Atsız'ın "Yolların Sonu", "Topal Asker", "Kahramanlık", "Selâm", "Geri gelen mektup" isimli şiirlerini seslendirdiler ve dinleyiciler tarafından dakikalarca alkışlandılar.