1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Asya’nın zenginliği +Avrupa’nın teknolojisi= Avrasya’nın güc...

Oğuz Çetinoğlu
AVRASYA tartışmalı bir kavram. Kimileri, böyle bir coğrafya diliminden söz edilemeyeceğini iddia ediyorlar. Aksi görüşte olanlar da Avrasya’nın sınırlarını belirlemekte anlaşamıyorlar. En geniş kapsamlı sınırlara göre; Reykjavik’ten1 Vladivostok’a2 uzanan hayâlî çizginin kuzey ve güneyinde yer alan topraklar Avrasya’dır. Çizgi; Taşkent’ten, Bakû’den, Ankara’dan, İtalya’da Napoli’nin güneyinden ve Madrid’den geçiyor. Kuzey Buz Denizi, Avrasya coğrafyasının kuzey sınırını, Güney Çin Denizi ve Hint Okyanusu ile Akdeniz ise güney sınırını oluşturuyor. Bölge, gerek stratejik açıdan gerekse ekonomi ile ilgili zenginlikler açısından olağanüstü öneme sahip olarak görülüyor.

Avrasya; 25.000.000 km2 yüzölçümü, 300.000.000’u aşkın nüfusu, 500.000.000.000 dolara yakın yıllık toplam geliri ve 300.000.000.000 doları aşan ticaret hacmi ile büyük bir pazar. En önemlisi: hammaddesi bol, yatırıma muhtaç...

Avrasya kavramı; Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB)’nin dağılmasından sonra dünya kamuoyunca daha çok konuşulur oldu. SSCB’nin dağılması ile hür dünya için Avrasya’da yeni fırsatlar ortaya çıktı. Bölgenin büyük bir bölümünde; tarih, kültür, dil, din beraberliğimiz olan insanlar yaşıyor. Bu sebeple Avrasya coğrafyası (Asya kesimi ile olduğu kadar, tarihteki birlikteliğimiz ve oralarda hâlâ bizim insanlarımızın yaşamaya devam etmekte olması sebebiyle Avrupa kesimi), Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor.

Türkiye; dış ticaretinin % 90’ından fazla bölümünü Avrasya coğrafyasında yer alan 83 ülkenin3 69’u ile gerçekleştiriyor. Yurt dışına yatırımcı-işletmeci olarak giden iş adamlarımız için de aynı oran geçerli.

TİCARET HACMİMİZ

Dış ticaret rakamlarımız ülke bazında ele alındığında; bavul ticaretinin dahil edilmesiyle Rusya Federasyonu birinci sırada yer alıyor. Dış ticaret hacimleri, Avrasya ülkeleri cephesinden ele alındığında ise Türkiye’nin, olması gereken sıranın çok altında kaldığı görülüyor. Başka olumsuzluklar da söz konusu. Batılı ülkeler yatırımlarını ener i sektörü gibi kalıcı-uzun vâdeli bir alanda gerçekleştiriyorlar. Türklerin yatırım yelpazesinde, inşaat-taahhüt sektörü ağırlıklı olmak üzere; tekstil, gıda, otelcilik, iş ve alış-veriş merkezi inşası ve işletmeciliği, ulaştırma, telekomünikasyon, bankacılık ve hizmet sektörü… gibi devamlılığı kesintiye uğrayabilecek alanlar var. Hâlen faaliyetlerini sürdüren firmaların önemli bir bölümü, taahhüt edip bitirdikleri işlerin bedelini tahsil ederken ve/veya söz konusu bedeli Türkiye’ye getirirken problemlerle karşılaştıkları için işletmeci durumuna geçerek oralarda iş yapmaya devam etmek mecburiyetinde kalmışlardır. Hükûmetlerimiz, yeterli etkinlikle oralara gidemediği gibi, giden ve başarılı olan özel sektörün problemlerine çözüm bulmakta zayıf kalmaktadır.

Zorluklarla karşılaşmalarına rağmen Türk iş adamlarının Avrasya ekonomisinde önemli bir yeri vardır. Avrasya coğrafyasının bizim açımızdan kültürel alanda olduğu kadar ticarî alandaki önemi de göz önünde bulundurulursa, oralardaki yerimizin daha geniş ve hacimli olması gerektiği ortaya çıkar. Her alanda birinci sırada olmamız arzu edilir. Bölgenin ihtiyacı olan piyasa ekonomisi tecrübemiz, organizasyon yeteneklerimiz, kültürel bağlarımız sebebiyle anlaşma kolaylığımız… bize beklentilerimizin fazlasını verecek avantajlarımızdır.

KARADENİZ EKONOMİK

İŞBİRLİĞİ BÖLGESİ

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Çin ve İsrail, Avrasya coğrafyasının bize yakın bölümünde nüfuzlarını artırma gayretindeler. Bu gerçeği görmek, avantajlarımızı kullanmak ve önceliğimizi kaybetmemek mecburiyetindeyiz. Avrupa Birliği (AB) zirve kararı ile 17 Aralık 2004’te, başlatılacağı açıklanan bir ucu açık müzakere süreci sırasında bizi güçlü kılacak en iyi imkân, Avrasya’dır.

Neler yapılabilir?

Avrasya’da gerek ticaret gerekse yatırımlar alanındaki rekabet, bundan sonra daha da şiddetlenecek. ABD ve AB, bir taraftan güç mücadelesi yaparlarken, bir taraftan da stratejik bölgeleri paylaşmış görünüyorlar. Bu paylaşımda Rusya devre dışıdır. Türkiye ise yok farz edilmektedir. Milletler arasında düşmanlıklar da dostluklar da kalıcı değildir. Menfaatler ön plândadır gerçeğinden hareket edilerek Karadeniz Ekonomik İşbirliği Bölgesi (KEİB) projesinden yararlanılabilir. Sonradan, güç zaafına yol açacak katılımlarla sulandırılmış olsa bile Türkiye’nin inisiyatifinde ve önderliğinde kurulan KEİB, Avrasya’da yeni oluşumların lokomotifidir. KEİB, her türlü zorluklara rağmen, yükselen 10 pazar içerisinde yer almaktadır. Bu pazarda, 5.000’e yakın Türk firması, toplamı 10.000.000.000 doları aşan projeleri yönetiyor. Buna, Avrupa’da yaşayan Türklerin, bulundukları ülkelerde yaptıkları yatırımları ilâve edersek, boyut daha da genişliyor.

Kabul etmek mecburiyetindeyiz: Avrasya coğrafyasının Avrupa kesimindeki müteşebbislerimiz, daha az problemlerle karşılaşıyorlar. Bu olumlu duruma zaman içerisinde ulaşıldı. Sabır ve devlet desteği ile, Türkiye ve Rusya arasında işbirliği yapılarak aynı çizgiyi Türk cumhuriyetlerinde de yakalamak mümkün.

ÇARLIK RUSYASI

DİRİLEBİLİR Mİ?

Rusya, bugünkü durumu ile tek başına Avrasya’da üstünlük kurma imkânına sahip görülmüyor. Ancak geliştirmekte olduğu projeler başarıya ulaştığı tarihte, Avrasya’da bir lider boşluğu varsa, o boşluğa yerleşir ve sömürü düzenine dayalı Çarlık Rusyasını diriltebilir.

Bu ihtimal gerçekleşebilir mi?

Mümkündür. Dünya petrol rezervlerinin tükenmekte olduğuna dair iddialar artık inandırıcı değil. Rusların 1970’lerden beri gizlice yürüttüğü çalışmalar, Vietnam’da uygulanıp başarılı sonuçlar alınınca ilgili çevreler tarafından öğrenildi. Edinilen bilgilere göre Ruslar, SG-3 adı verilen ve 12.000 metre derinliğe inerek oluşturdukları petrol kuyuları sayesinde, petrol bulunduğuna dair hiçbir belirti bulunmayan arazilerden bile petrol elde edebiliyorlar. Masraflı olmakla birlikte, olumlu sonuçlar veren bu sistem, Rusya’ya güç kazandırır. Rusya bu gücü; daha fazla refah ve sonsuz geçim kolaylığı beklentisinde olan insanlar için kullanırsa, yeni bir sömürü düzeni başlatır. Böyle bir Rusya’nın çöküşü için gerekli süre, bu defa 74 yıldan fazla olabilir.

ABD, Çin, İsrail, Rusya ve AB… günü kurtarmak çabasında olanlar dışında bütün ülkeler ve ülke toplulukları, daha fazla güce ulaşmak için çalışıyorlar. Çalışmaları henüz bir sonuca ulaşmamışken işbirliği yapmak çok daha kolaydır. En uygun zaman dilimindeyiz. ABD; Afganistan ve Irak ile yetinmeyecek. Belirtildiğine göre Türkiye, ABD için artık stratejik ortak konumunda değil. Hedef ülke konumuna düşürülmesi de söz konusu. Türkiye için Çin ve İsrail ile işbirliği, gerçekleşebilir bir ihtimal olarak görülmüyor. KEİB’te olduğu gibi Türkiye’nin önderliğinde, Rusya’nın da içerisinde bulunduğu bir organizasyonla Avrupa’nın teknolojisi ile Asya’nın zenginlikleri, insanların mutluluğuna dönüştürülebilirse… Avrasya, dünya dengesini sağlayacak bir güç olabilir.

DİPNOTLARI

1- Reykjavik: İzlanda’nın başşehri. Adanın güney batısında yer alıyor.

2- Vladivostok: Rusya’nın güneydoğu ucunda, Büyük Okyanus kıyısında yer alan bir liman şehri. Rusça’da, Doğuyu yönet anlamında bir kelimedir.

3- Avrasya’nın 83 ülkesi: (Alfabetik sıralama ile) Afganistan, Almanya, Arnavutluk, Avusturya, Azerbaycan, Bahreyn, Bangladeş, Belçika, Beyaz Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri, Birmanya, Bosna Hersek, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Çin, Danimarka, Endonezya, Ermenistan, Estonya, Filipinler, Finlandiya, Fransa, Güney Kore, Güney Vietnam, Gürcüstan, Hırvatistan, Hindistan, Hollanda, Irak, İngiltere, İran, İrlanda, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Japonya, Kamboçya, Katar, Kazakistan, Kırgızistan, Kosova, Kuveyt, Kuzey Kore, Kuzey Vietnam, Laos, Letonya, Liechtenstein, Litvanya, Lübnan, Lüksemburg, Macaristan, Makedonya, Malezya, Malta, Moğolistan, Moldavya, Monako, Nepal, Norveç, Özbekistan, Pakistan, Polonya, Portekiz, Romanya, Rusya Federasyonu, Seylan, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, Suriye, Suudî Arabistan, Tacikistan, Tayland, Türkiye, Türkmenistan, Ukrayna, Umman, Ürdün, Yemen ve Yunanistan.