1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

ASMAK, KESMEK HEVESİ

Husrev Budin
23 Nisanlarda, yüksek râkımlı makâmların çocuklara bırakılması, epeyidir görüp duyduğumuz yapmacık işlerden. Sanki böyle yapılınca, memleketin cümle ahvâli âsân oluyor.

Yine bu minvâl üzre, böyle bir koltuğa çocuk oturtma sahnesinde, selefinden aldığı “Başbakanlık” târifini duyan halef Başbakan, “asayım mı, keseyim mi? Bu memleketi hangi usûlle idâre edeyim?” diyerek, bu iki fiil arasında mekik dokumaya başlamıştır. Evet, bizzat Başbakan, bu yılki 23 Nisan Başbakanı’na:

“Artık Başbakan oldun. İster asarsın, ister kesersin..”

tavsiyesinde bulunmuştur.

“Pâdişâh” kelimesinin hemen yanı na iliştiriliveren basmakalıp payanda cümleler arasında, bu “asmak, kesmek” iftirâsı, pek mebzûldür. Avrupalı kral ve kraliçelerin nice akla ziyân icraatını modernitenin kapısından içeriye zorla sokan zihniyetin temsilcileri, sıra pâdişaha geldi mi, içlerinin karalarını dışarı vurmakta aslâ beis görmezler. Bunu, bizim dimâğımıza da çıkmayacak şekilde yerleştirmeyi, ustalıkla başarmışlardır. Başbakan seviyesindeki “asmak, kesmek” ikrârından anlıyoruz ki, iş, pâdişâh koltuğundan vezîrliğe doğru sâha genişletmiştir.

Âhlarla, vâhlarla geçirdiğimiz zamanın, demek ki, henüz bitme niyeti bulunmamaktadır. Hangi birine yanacağımızı bilemediğimiz derin kültür yaraları açmışız. T.B.M.M.’nin açılış gününün yıldönümlerinde, Dünyâ’nın ilk ve tek “Çocuk Bayramı”nı kutlamakla az övünmedik. Başta demokrasi olmak üzere, bütün insan haklarını, 23 Nisan ve çocuk mefhûmlarının içine sığdırmaya çalıştık. 90 yıldır az gittik, uz gittik, bir de baktık, elimizdekilere ilâve, sözümüze de tutuşturduğumuz ip ve baltalarla “asmaya, kesmeye” koyulmuşuz.

Büyüklerden çocuklara, devlet adamlığı hakkında söylenebilecek ne kadar hikmetli târif ve tavsiye bulunuyorken; anılan millî bayramın adından mülhem nice eğitim vesîlesi çıkarılabilecekken, “asan ve kesen” bir Başbakan portresine takılıp kalmak, içine girdiğimiz sokağın “çıkmaz” olduğunu gösteriyor. Elbette, böylesine açık dile getirilen bir temennînin, derinlere nüfûz etmiş daha geniş hinterlandı vardır ve asıl üzerinde düşünülmesi gereken husus da budur.

İnsanlar, dâimî heves içredirler. Lâkin, her hevesin dillendirilmesi, her yer ve zamanda doğru olmayabilir. Hattâ, bâzı heveslerin açıklanması bile sosyal murâkebeye tâbidir. “Asmak, kesmek” hevesi, bu çeşit bir kontrole şiddetle ihtiyaç duyar. Duymuyorsa, hâl vahîmdir ve 23 Nisan Bayramı şeklen vardır…