1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

''Ararat''ın Perde Arkası

Orkun
TARTIŞMALI Ararat filminin gösterimi muammaya dönüştü. Bir kısım yayın organları bu filmin Türk düşmanlığı teması üzerine kurulduğunu, bunun bile bile gösterime sokulmasının zarar getireceğini ileri sürdüler. Bir kısım “insancıl” çevreler de, her ne olursa olsun, bir filmin “yasaklanmasının” demokrasiye aykırı olacağını iddia ettiler. Bizde de demokratlık esas olduğu için, sonunda filmin sinemalarda gösterilmesine izin verildi. Ancak, geçen ay içinde, milliyetçi g ençlerin tepkisi üzerine bu izin kaldırıldı ve demokratlarımızın hevesleri kursağında kaldı.

Ararat’ın yönetmeni Atom Ergoyan, önceleri, ticarî amaçla “Benim hiçbir düşmanlığım yok” derken, bir süre sonra bu sözlerinin tam aksi istikamette açıklamalarda bulunmuştu. Kanada’da yayınlanan Globe and Mail gazetesindeki yazısı üzerine Ray Conlogue’a gönderdiği cevabî yazıda şunları yazıyordu:

“Ben Ararat filmine politika bulaştırmamak için her şeyi yaptım. Ve şu anda filmin Cannes’da gösterime girmesinden önce, Bay Conlogue akıl durduracak kadar sorumsuz ve provakatif bir yazı yazmıştır. Soykırımın kabul edilmemesi bu canavarca yazının son perdesidir. Bay Conlogue’un yazdığı yazı kurbanın suçlu hâle düşürülmesinin ve saldırganın haklı gösterilmesinin ne kadar kolayca yapılabildiğinin bir göstergesidir. Profesyonel bir gazetecinin, ellie Wiesel gibi holokost bilimcilerinin gerçekliği kuşku götürmez olarak nitelediği bir soykırım gerçeğini sorgulaması beni üzmüştür.”

Mayıs 2002’de yayınlanan bu yazıdan ancak yirmi bir ay sonra uyanabilmiş olmamız da az şey değildir. Egoyan, açıkça görülüyor ki, tam bir Ermeni komitecisi gibi düşünüyor. Eylemleri ile de bu düşüncelerini destekliyor. Biz de kalkıp, Ararat gösterilsin mi, gösterilmesin diye tartışıyoruz. Ne hazin! Türklüğe düşmanlık güden bütün filmlerin gösterilmesine izin vereceksek, millî hâfızamız tümden silinmiş demektir.