1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Amerika’dan Mektup: AK Parti ve Türk Milliyetçileri

Prof.Dr. Reha Oğuz Türkkan
Uzaktan davulun sesi hoş gelirmiş ya, ben de seçimlerimizi buradan takip ettim, bir hayli de hoş geldi-özellikle ülkemizi dibe batıran, çalan çırpan takımının tırpanlanması haberleri. Ama davulun hoş gelmeyen yanları da adı dahil, ilân ettiği ilkeleriyle de milliyetçi inançlarımıza en yakın olan partinin meclise bile giremediği haberi oldu.

Burada seçim sonuçlarının yorumunu yapmaya kalkışacak değilim. Bu yazı yayınlanıncaya kadar her yerde tonlarca görüş belirtilmiş, değerlendirme yapılmıştır artık. Benim yapmak istediğim, Amerikan medyasına bir milliyetçi gözüyle bakıp okuyucularıma nakletmek, bir görüşümü de belirtmektir;

AKP’nin büyük başarısını yorumlarken, Türkiye’de ve Orta Doğu’da bulunan Amerika muhabirleriyle, New York Times gibi ciddî gazetelerin dış siyaset yazarları şu görüşte birleşiyor -bir iki istisna dışında: Türk halkı, büyük çoğunlukla, AK Parti’ye dinci sebeplerden değil, iş başındakilerin ve son 20 yıldır hükûmet kurmuş olanların topuna kızdığı ve artık güvenmediği için oy vermiştir. İşsizlik, kriz, yolsuzluklar ve IMF önünde küçülüş bu öfkeyi beslemiştir.

Bu görüş bence çoğunlukla doğrudur. Ama Amerikalıların, kendi “Wishful thinking” (olsun istenen şeye göre düşünme) nin etkisinde kaldıkları da söylenebilir. Amerika, “süper devlet” zart zurt hareketleriyle İslâm dünyasını git gide kendine düşman ederken, lâik Türkiye’nin bir istisna teşkil etmesinden memnundu. Ve birden, İslâmcı kökenli bir partinin Pakistan ve Fas’tan sonra Türkiye’de de güç kazanmasını bu dinci akıma bağlamak istemiyor, sadece ekonomiyi ve krizi sebep olarak görüyor. Seçimin ardından Tayyip Erdoğan’ın sakinleştirici politik sözleri de hoşlarına gitti.

Ancak seçmenlerin hiç olmazsa bir kısmının dinci duygularla AKP’ye oy verdiği inkâr edilemez. Mevcut iktidar partilerine kızgın olanlar da, AKP’nin yarı-gizli İslâmî kimliği kendilerine zıt gelmediği için ona oy vermişlerdir. Şunu da belirtmede fayda var: 1960’lardan beri güç kazanan dar-etnik milliyetçilik nasıl birden yaygınlaşmışsa, son yıllarda dünyada giderek koyulaşan, fanatikleşen, yer yer de teröre yönelen politik dinciliğin yaygınlaşmaya başladığını da göz ardı etmemeli. İsrail’in Filistin tutumu da besbelli rol oynuyor. Bosna’dan sonra Çeçen olayları da.

Dünyanın ve Türkiye’nin - hattâ bütün Türk dünyasının bu yeni gerçekleri iyi tartması ve anlaması gerekir. Türk milliyetçilerine ise daha da çok düşünme ve AK Parti iktidarıyla ilişkilerini iyi plânlama günü gelmiştir.