1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

ALTAY’DAN GELEN ERLERİZ!

Ertuğrul Söğütlü
Enis Behiç Koryürek merhûmun “Millî Neşîde”sinde:

“Biz kimleriz?

Biz, Altay’dan gelen erleriz!”

kükreyişiyle yer alan mısrâlar, târihimizle olduğu kadar, soyumuzla da esaslı bir yüzleşmeyi haykırıyordu. Asırlar süren nisyânın sebep olduğu misilsiz gaflet, “Altay” sözünü, neredeyse bir spor kulübünün etiketine sığacak dereceye indirmişti.

Oysa Altay, Türk’ün kartal bakışlı ve uçuşlu haşmetine mekân olmuş, Dünyâ’yı devletine küçük gören cihângîrlik sevdâsına, gümbür gümbür besteler yapmış, fevkal âde bir ilhâm ocağıdır. Altay Dağları; karlı dorukları ve bulutlara yaslanmış yaylaları ile, Türk vatanının olmazsa olmaz beşiğidir. Türk milletinin, târih otağında dinlediği ilk ve en mübârek ninniler, Altay menşe’lidir.

Altay, her ne kadar bir dağ silsilesinin adı ise de, al renkli at yavrusunu da bağrında besleyen mânâ hazinesine sâhiptir. Altay’da, “Al Sancak” güzelliğinin ve titreyişinin apaçık sezilen; yeleye, sağrıya sinmiş kokusu, boyası vardır. Zâten, Altay’ın Al Sancak’sız yüzüne Türk’ün gözü kaymaz ve de bakmaz, bakamaz.

Bir zamanlar, Altay çevresinde dâireler çiziyorduk. Orhun’lu, Ötüken’li, Balasagun’lu, Hanbalık’lı adımlar atarken; Dicle’nin Ergene’nin, Tuna’nın rûyâlarını görüyorduk. Adım adım batıya gelerek Nîşâpûr’da taht kurup, Malazgird’e kemend attık. Lâkin, altımızdaki küheylânın nallarındaki Altay toprağını hâlâ görüyor ve dokunabiliyorduk..

Ardından İznik Körfezi’nde kılıcımızı suya daldırdık. Ona yapışan Anadolu kumları, koro hâlinde Altay nağmelerine tempo tutuyordu. Haçlı gürûhunu art arda püskürtürken alıp verdiğimiz nefeste, bol bol Altay havası soluyorduk.

Bursa’dan Estergon’a, Haleb’den Kâhire’ye, mukaddes beldelere, Mağrib’e, Mağrib-i Aksâ’ya, Beç surlarına dayanıp, Nil’in sesini Tuna’ya, Tuna’nınkini Nil’e boşalttığımızda; alnımızda da, elimizde de Altay gayreti vardı. Bunu, Türk’ün ezelî düşmanları çok iyi biliyorlardı ve bizi Altay’dan uzak tutmak için, hani, az çaba göstermediler.

Ne yapsalar, ne etseler fayda vermedi. Çünkü, “Biz, Altay’dan gelen erleriz!”.