1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

ALTAN DELİORMAN VE İBRÂHİM KAFESOĞLU

Ertuğrul Söğütlü
“Târih” ve “târihçi” sözleri, hakları korunarak sarfedildiğinde, rahmetli Altan Deliornan’ın şahsiyetinde iki mühim husûsu işâret eder. O, târihe hak ettiği hürmeti göstermiş ve hakkıyla târihçi olmuştur.

1976 yılına gelinceye kadar, ilk ve orta dereceli okullarımızdaki târih derslerinde, Türk târihi hiç mertebesine indiriliyor, Roma-Grek ağırlıklı bir müfredât tâkip ediliyordu. Anadolu târihinden bahsedilirken de, Türk dışında; Urartu, Hitit, Lid, Frig, İyon vs. başlıkları konup tafsilâta girirşiliyor, lütûf kabîlinden bir-iki paragraf Selçuklu ve Beylikler dönemine ayrılıyordu. Bu, Türk’ü parantez dışına iten anlayışa, üçü de Hakk’ın rahmetine kavuşmuş bulunan İbrâhim Kafesoğlu, Yılmaz Öztuna ve Altan Deliorman son verdiler. Onların yazdığı ve 1976’da MEB tarafından bastırılan târih ders kitapları, yalnız talebeyi değil, çok kalabalık bir vatandaş kitlesini öz târihimizle buluşturmuştu.

Bahsedilen ders kitaplarından lise birinci ve ikinci sınıflarınki İbrâhim Kafesoğlu ve Altan Deliorman’ın; üçüncü sınıfınki de Yılmaz Öztuna’nın kalem mesâîleriyle vücûd bulmuştu. Bu kitapların, 1977’yi 1978’e bağlayan zaman diliminde, karanlık otel senaryoları ile kurulan Ecevit Hükûmeti’nce, ilk icraat olarak müfredattan çıkarılması ve depolarda bulunan nüshaların Seka’ya gönderilmesi, sağ duyu sâhibi milletimiz tarafından, yazarlarına verilen bir armağan olarak telâkkî edilmişti.

Altan Deliorman, İstanbul Üniversitesi Edebiyât Fakültesi Târih Bölümü’nden hocası İbrâhim Kafesoğlu ile hem talebeliğinde, hem de mezuniyet sonrasında, değişik vesîlelerle berâber olmuştur. Zikredilen târih ders kitaplarının yazılması kadar, Türk Aydınları Ocağı’nın kuruluş ve faaliyete geçiriliş safhaları da, talebe-hoca berâberliğine zemîn hazırlayacak, Altan Deliorman, hep İbrâhim Kafesoğlu’nun yakınında bulunacaktır.

İbrâhim Kafesoğlu, bizim târih araştırıcılarımızın fevkalâde mümtaz vasıflar taşıyan çalışkan, dürüst, hamiyetli bir temsilcisidir. Bilhassa Selçuklu sâhasında, kendisini yetiştirmiş az sayıdaki ilim adamlarıımızdandır. “Bozkır Kültürü” tâbirinin isim babası kendisidir. Macaristan’da yaptığı akademik çalışmalar, onun ufkunu açmış ve genişletmiştir. Türklerin, İslâm dinine girişlerinden evvel Gök-Tanrı inancında bulunduklarını, târihî delil ve belgelerle ortaya koyan, yine İbrâhim Kafesoğlu olmuştur.

İşte, Altan Deliorman, hocası Kafesoğlu’nun ciddî çalışma metoduyla berâber, Türk târih ve kültürüne bakışını da, kendine model olarak almış, târihî etüdlerinde hep Kafesoğlu tarzını benimsemiştrir. Nitekim, 23 Ekim 2010 günü düzenlenen Altan Deliorman’a Saygı Programı’nda, kendisi, en çok tesirinde kaldığı üç kişi arasında İbrâhim Kafesoğlu’nu ısrarla anmıştı (diğer ikisi, Nihâl Atsız ve Kemâl Ilıcak). Altan Deliorman, “Sessiz Bir Ses” isimli portre-biyografi kitabının, “Gümüş Taçlı Adam” başlığı altında, İbrâhim Kafesoğlu’nu ilim ve kültür âlemimizin tâcdârları arasına koyarak anlatır. 1971’de, Malazgird Zaferi’nin 900. yıldönümü dolayısıyla Van-Ahlat-Muş havâlisinde yaptıkları seyâhat, Deliorman’la Kafesoğlu’nu daha da yakın çalışmalara dâvet eder. Arka arkaya ilmî seminerler, kongreler düzenleyip, konuşulup söylenenleri kitaplar hâlinde yayınlarlar. Kafesoğlu, Türk Aydınları Ocağı’nın Genel başkanı iken, hemen yanı başında, ocağın sekreteryasını Deliorman yürütür.

İbrâhim Kafesoğlu-Altan Deliorman imzâlı müşterek mesâî, Türk milletinin kültür dağarcığına unutulmayacak müsbet ilâveler yapmıştır. İkisine de Allâh’dan ganî rahmet diliyoruz.