1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

Abay Kunanbaev

Sebahattin Şimşir
Kazakistan’ın büyük eğitimcisi, bestekârı, filozofu, Kazak edebiyatının kurucusu, vatan ve milleti için çile çeken, halkın gerçek kahramanı Abay (İbrahim) Kunanbaev 1845 yılında, günümüzde Doğu Kazakistan bölgesinde yer alan Abay kasabasının Kaskabulak yaylasında dünyaya gelmiştir.

Abay’ın yetişmesinde ilk olarak dikkati çeken dedesi Olçay Batır olmuştur. O, çocukluk döneminden itibaren Abay’ı yetiştirmek için uğraşmış, dönemin masal ve hikâyelerini okumuş, okutmuştur. Nenesinden de, Şortanbey, Dulat, Buhar, Marabay Şoçe gibi yazarların eserlerini dinleyerek büyümüş, Annesi Ulcan’ın da yetişmiş ve bilgili biri oluşu Abay’ı aile çevresinin etkisiyle çağdaşlarından farklı bir hâle getirmiştir.

Her ne kadar Abay’ın çocukluk döneminin geçtiği yıllar, Kazakistan’ın Rus işgal ve istilâsı dönemine rastlasa da, bu zor dönemde bile Abay’ın millî ve manevî değerlerle yetişmesine engel olamamıştır. Birçok müessesenin değiştiği istilâ dönem inde yaşanan eski yeni mücadelesi de, Abay’a katkı yapmaktan öteye gitmemiştir. Abay, bu dönemde yeni hayatı, modern müesseseleri, usul-ı cedidi benimseyerek, bu yolda mücadeleyi sürdürmüştür.

10 yaşında dedesi tarafından Semey’deki Ahmet Rıza Medresesine verilen Abay burada üç yıl okumuştur. Burada başta doğu klasikleri olmak üzere, özellikle Nizamî, Sadî, Koca Hafız, Nevâi, Fuzulî gibi dehaları okumuştur. Bunlar dışında, Rus yazarlardan özellikle, Puşkin, Gersin, Lermontov, Tolstoy, Krilov, Dostoyevski, Turgeniev ve Çernişevski gibi yazarların eserleri ile tanışmıştır. Batı edebiyatının önemli simalarını da bu arada tanımış, edebiyatçı ve felsefecilerinin eserlerini okumuştur. Bunların bir kısmını Kazak diline çevirmiştir.

Abay, sadece halk içindeki zorba ve eşkiyalarla değil zamanının yöneticileri ile hatta Babası Kunanbay ile olmuştur. Babası eski âdetleri savunmuş, zaman zaman halka kötü davranmış, bu dönemlerde de baba – oğul çatışması hızlanmıştır. Abay, derebeylik sisteminin çarpıklıklarına isyan etmiş, Türk boyları arasındaki çatışmaları tasvip etmemiştir. Ahlâkî, içtimaî ve millî meselelerdeki duyarsızlığın sebeplerini öğrenmeye, çareler bulmaya çalışmıştır.

Abay’ın çocukluğundan itibaren başlayan planlı eğitimi sonucu, eğitimci, filozof, milliyetçi, demokrat, milletini düşünen bir insan olarak yetişmesinde, okul ve okuduğu kitaplar kadar etkili olan bir diğer önemli husus da, Kazakistan’da sürgünde yaşayan Rus demokratlarla tanışıp dost olmasıdır. Şüphesiz bunlar arasında en meşhuru ihtilâlci N. G. Çernişevski’nin arkadaşı E.P. Mihaels’in rolü büyük olmuştur.

Türk – İslam kültürü ile batı kültürünü bünyesinde ve eserlerinde çok iyi sentezleyen Abay, milletinin eğitim, bilim, sanat ve millî kültür ile çağdaş bir yapıya, medeniyete kavuşacağına inanmış, eserlerinde zaman zaman, Kazakların vurdumduymazlığından dolayı bunu tenkit etmiş, çağının gelişmiş memleketlerini ve millî kültürünü kaybetmeden ayakta kalan milletlerini milletine örnek olarak sunmaya çalışmıştır.

Kazaklardaki kendini beğenmişlik ve vurdumduymazlığı, gereksiz övünmeleri yanında, artık gereği kalmayan ve milletin gelişmesine engel olarak gördüğü âdetleri, lüzumsuz hareketleri sürekli eleştirerek, millete faydası olacak çalışmaları, bilim, sanat, Türk kültürü gibi konularda çalışılmasını ısrarla tavsiye etmiştir.

Sonuç olarak, Kazakistan’da bugün âbide şahsiyetler arasında en üst sıralarda yer alan Abay, ölümünün üzerinden 100 yıl gibi uzun bir dönem geçmiş olmasına rağmen, hâlâ Türkistan’ı aydınlatmaya devam etmektedir. Bizim de, adını taşıyan üniversitede şeref ve gururla görev yaptığımız bilim yuvası, her yıl binlerce öğrenciye ışık vermekte, Türk kültürünün gelişmesinde, Muhtar Avezof’un ifade ettiği, Abay Yolu hâlâ kutlu dâvayı sürdürmektedir. Selâm ve rahmet, Türkistan’ı aydınlatanlara....