1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

AB Tezgâhına Tepki

Orkun
AB konusunun oldu-bittiye getirilmesi karşısında, aralarında Aydınlar ocaklarının, Rumeli, Balkan, Batı Trakya, Doğu Türkistan, Kırım Kerkük Türk derneklerinin, Basın Birliği’nin, Şehit Anaları Dayanışma Derneği’nin, ve çeşitli vakıfların bulunduğu kuruluşlar ortak bir bildiri yayınlamışlardır. Bildiride şöyle denilmektedir.

TÜRK KAMUOYUNA

Biz aşağıda isimleri bulunan kuruluşlar olarak görüşlerimizi kamuoyuna sunmayı bir görev biliyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana en önemli kararın arifesindedir. Ülkemiz geleceğinin şekillendirileceği bir dönemi yaşamaktadır.

Türkiye, milli devlet ve üniter yapısı korunarak AB'ne üye olmalıd ır. Lozan'a rağmen sonu belirsiz bir üyelik macerası uğruna yeni yapay azınlıklar yaratamayız. Çoğunluk haklarını yüzyıllardır kullanan insanlarımızı tayinle ve aşağılayarak azınlık sayamayız. Kasım 2000 tarihli katılım ortaklığı belgesinde dayatıldığı gibi sosyal yapımızı, kültürel çeşitliliğe zorlama hakkımız yoktur. Bizden istenen mahallî dilden etnik gruba, etnik gruptan da etnik azınlıklara geçmektir.

Kürt sorunu, kürtlerin sorunu olmaktan çok, kutsal Anadolu toprakları üzerinde emelleri olan batılıların sorunu hâline gelmiştir.

Yetkili ve görevlilerin yıllardır AB ile gerektiği gibi pazarlık yapamamalarının faturasını, bizden sonra gelecek Cumhuriyet nesillerine miras olarak bırakamayız.

KKTC'nin varlığından ve hükümranlık haklarından vazgeçemeyiz. Kıbrıs'ta iki devletli, eşit, âdil ve taraflarca kabul edilebilir bir çözüm dışında geriye dönüşü doğuracak bir dayatmayı reddediyoruz. Kopenhag kriterleri ve insan hakları ihlâlleri Kıbrıs Rumları için de geçerlidir.

Terör başı imtiyazlı bir mahkûm olmaktan çıkarılmalı, hukukun objektifliğine uyulmalı, F tipi cezaevine konmalı ve bu garip hukuk skandalı artık sürdürülmemelidir.

"Türkiye'nin yeri Avrupa'dadır" demek önümüze sürülen her şeyi peşin kabul etmek; hattâ otonom bölge olmaya bile razı olmak değildir. Böyle çarpık bir anlayış ve mantık, büyük Atatürk' ün önderliğinde Türk Milletinin bir bütün olarak, bedel ödeyerek başardığı Millî Mücadeleyi ve onun tacı olan Cumhuriyet'i içine sindirememektedir. Türkiye, izinle bağımsızlığa kavuşmuş bir üçüncü dünya ülkesi değildir. Bazı iş adamlarının ve siyasetçilerin de bu gerçeği kavramaları gerekir. Siyaset de ülke çıkarlarını korumak için yapılır

AB ile görüşülecek çok hayatî konuların olduğuna inanıyor ve işin plânlı bir şekilde aceleye ve oldu bittiye getirilmek istenmesini reddediyoruz. AB'ne teslim olmaya gönüllü, sivil toplum kuruluşu bile oldukları şaibeli, kaçırılmaması gereken trenden bahsedenleri şahsî çıkar hesaplarıyla başbaşa bırakıyoruz.