1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

9 Eylül bağımsızlık gününde koloniciler İstanbul’da

Mustafa Yıldırım
‘9 Eylül’ Türkiye için ABD destekli Batı Avrupa’nın işgalinden kurtuluş günü, Atina yönetimi için “Küçük Asya’nın Türkler tarafından işgali ve Helen için yas günü” ve ABD için yasadışı isyancı Mustafa Kemal ve arkadaşlarının devlet düzenini yıkarak yönetimi tümüyle ele geçirmeye başladıkları gündür. Tümü için 9 Eylül parçalanmış ve Türklerden arındırılmış bir Anadolu düşünün de sonudur. Türkiye 9 Eylül’ü bir kez daha bağımsızlığın simge günü olarak kutlamaya hazırlanırken bir dar grup da İstanbul’da konferans düzenledi.

Konferans düzenleyicisi, NATO ve ABD-Almanya-İngiltere ilintili konferansların ustası bir dernektir. Konferansın konusuysa elbette Türkiye’nin ve bölge devletlerinin bağımsızlığı değildir. Başta ABD-İngiltere bağlaşıklığı olmak üzere, yeni kolonicilerin yeni işgallerine maske yaptıkları ‘güvenlik tehdidinin izlenmesi’ daha moda deyimiyle ‘uluslararası terör’ dür.

Bu konferans işinin içinde RIIA (İngiltere Kraliyet Uluslararası İşler Enstitüsü) var. İngiliz İmparatorluğunun yıkılmasını önlemek için bir federe imparatorluk projesiyle yola çıkan ve Güney Afrika elmas kralı olarak ünlenen Sir Cecille Rhodes’ un desteğiyle oluşturulan Yuvarlak Masacılar tarafından 1919’da kurulan bu örgüt sömürgelerde saltanat süren şirketlerin patronlarını, sömürgeciliği sürdürmekte önemli görevler üstlenen İngiliz akademisyenlerini, devletin istihbarat ve dışişleri görevlilerini buluşturmaktadır. Amerikan dış ve iç siyasetini oluşturmak üzere 1921’de kurulan şirket-devlet-istihbarat örgütü CFR’nin anası sayılan RIIA’ nın son dönem başkanının kimliği örgütün işlevinin anlaşılmasına yardımcı olacaktır.

RIIA başkanı DeAnne Julius, CIA’ in darbe üstüne darbe kotardığı 1970’lerde CIA’de görev yapmaktaydı. Theatcher döneminde Londra’ya gelen D. Julius, Bank of England’ ın Sıkıpara Yönetimi Komitesi’ nde görev almıştı. RIIA başkanı Julius bazı İngiliz parlamenterler tarafından “Bir CIA ajanının İngiltere’nin para yönetiminde ne işi var?!” ve “Şili darbesinde göreviniz neydi?” gibi sert çıkışlarla sorgulanmıştı..

Boğaziçi Üniversitesi’nde 9 Eylül’de yapılan konferansın öteki katılımcısıysa ABD’den ASPEN Enstitüsü’dür. Tıpkı RIIA gibi, şirketleri, akademik elemanları, devlet görevlilerini yan yana getiren ve belli başlı büyük şirketlerin parasal desteğini alan örgütün mütevelli heyetinde ABD federal yönetiminde her dönem hassas görevlerde bulunmuş olanlar yer almıştır. Birkaç örnek verelim.

ASPEN yöneticilerinden Henry E. Cato, CIA’nın darbecilik yıllarında (1971-73) Salvador’da büyükelçiydi. Sonraları CIA operasyon ağının soğuk savaş merkezi olan Londra’da görev yaptı ve ardından ABD propaganda ve yanlış bilgilendirme aygıtlarının üst kuruluşu USIA (US Information Agency)’nın direktörü oldu.

ASPEN’in bir başka yöneticisi ise Musevî örgütlerinin güçlü adamlarından Friedrick Malektir. Malek, Nixon döneminde Akev personel yöneticiliği, George Bush döneminde Cumhuriyetçi Parti Millî Komite başkanlığı, silâh ve savunma sanayiinin en büyük kuruluşu (cirosu 17 milyar dolar) Carlyle’ ın yöneticiliği görevlerinde bulunmuştu. Baba Bush döneminde Palmer N. Bank’ı kurdu.

ASPEN’in en tanıdık yöneticisi ise Irak’ın üçe bölünme döneminin mimarlarından, Afrika’da ABD etkinliğini parçala-yönet işleriyle kuran İsrail destekçisi Madeleine Korbel Albright’tır.

ASPEN yöneticilerinden Harvard profesörü David Gergen ise, Reagan çekirdek yönetiminde CIA direktörü William Casey ve Dışişleri Bakanı James Baker ile birlikte büyük işler becermekle ünlüydü. Bir zamanlar Uzakdoğu operasyonları döneminde elçilik yapan, 1960’ların sonunda Türkiye’ye Kıbrıs arabulucusu olarak geldiğinde tepkiyle karşılanmış olan CIA’cı Cyrus Vance de ASPEN başkanlığı yapmıştı.

9 Eylül bağımsızlık gününde İstanbul konferansını onurlandıran ve “bilgiye dayalı politika” uğruna İstanbul’a çağrılan Amerikan şirketlerine ortam ve ilişki hazırlayıcılar arasında yer alan Eurasia Group şirketi ile JP Morgan Chase de 9 Eylül konferansına katılmıştır.

Amerikan devlet ve parti örgütlerinden NED, IRI, NDI ve Alman Stiftung örgütlerinin ‘partneri’ ARI Derneği’nin 9 Eylül konukları arasında Amerikan-Yunan zengini ailelerden biri olan Kokkalislerin KOKKALIS Vakfı da bulunmaktadır. Bilindiği gibi ABD ve A.B ülkeleri artık ‘Balkan’, ‘Balkan İşbirliği’ demiyor. ‘Balkan’ adı kendilerine karşı tarihsel dayanışma çağrıştırdığından ve son yirmi yılda başardıkları parçalanma döneminin “Balkanizasyon” olarak nitelenmesinden rahatsız oldukları için binlerce yıllık Balkan’ı bir çırpıda “Güneydoğu Avrupa” yapmışlardı. Artık sivil (!) görünümlü Güneydoğu Avrupa projeleri yürütülmektedir. Atina merkezli KOKKALIS Vakfı da bu projeleri Helen egemenliği adına etkilemek üzere çalışmaktadır.

ARI Derneği’nin açıklamasına göre 9 Eylül İstanbul konferansını Aksiyon, Zaman ve Akşam gibi yayınlar desteklemiş. Öte yandan Türkiye’ye karşı kitapçık yayınlamaktan çekinmemiş yabancı elçiliklerin, Türkiye’yi mekân tutmuş Alman vakıflarından Alman Liberal Partisi örgütü Friedrich Naumann Stfitung’un ve ABD örgütlerinin desteğiyle geniş bir ağ oluşturma yolunda ilerleyen ARI Toplumsal Katılım ve Gelişim Vakfı’nın ve ARI derneği desteğiyle önce milletvekili daha sonra CHP’ye yönetici olan Kemal Derviş’in konferansa katkısı üstünde ayrıca durmaya gerek yok.

9 Eylül’de kolonicileri ve NATO görevlilerini İstanbul’da buluşturan ARI Derneği başkanının şu sözleri güvenlikten ne anlaşıldığını göstermektedir:

“Amerika’daki Musevî lobileriyle çok yakın ilişkiler sağladık. Hemen hemen bütün önde gelen Musevî lobileriyle çok yakın ilişkilerimiz var. Onlar buraya gelince biz ağırlıyoruz, biz gidince onlar bizi ağırlıyor”

Aynı başkanın Amerikan örgütleri desteğinde düzenlediği bir gençlik toplantısındaki ““Doğu Avrupa’nın, Berlin Duvarı yıkılırken ve onun sonrasında yaşadığı iç sancıları, biz şimdi yaşıyoruz” ve “Gençler Ankara’yı tamamen unutun. Bu sistem iflâs etti” açıklamalarını yapan ve gençliğin hedefini “Avrupa kültürüne entegrasyon” sözleri 9 Eylül konferansının amacını da niyeti de ortaya koymaktadır.

Dernek Başkanı Kemal Köprülü’yü kutlamak gerekiyor. Az şey değildir böylesi bir konferansı düzenlemek ve T.C Dışişleri’nden memurların katılımını sağlamak.

Bu oluşumdan, Afrika, Asya ve Ortadoğu işgaline, İsrail’in ırkçı saldırganlığına, Irak’ın ve tüm ulusal devletlerin parçalanarak bölgenin kan gölüne dönüşmesine destek olan Avrupa Birliği’ne üye devletleri uyarmalarına, Ege ve Kıbrıs’ta Helen egemenliği peşinde koşan Yunanistan devlet yönetiminin dikkatini barış ve dayanışmaya çekmelerini beklemek zaten boş işlerle uğraşmak olur. Sözde uluslar arası toplantılara dünya barışını ve ulusal bağımsızlığı savunan bilim insanlarımızı, aydınlarımızı konuşmacı olarak çağırmamalarıdır.

Çünkü İstanbul’un içinde her zaman bir İstanbul daha olmuştur: Bizans’ın Konstantinopoli’si

Bu tür eylemler ve girişimleri duydukça hayıflananlara da anımsatmak gerekiyor ki: Kolonicileri 9 Eylül’de İstanbul’da toplanıp birtakım bilimsel sözlerle süslenen ve örtülen işgal propagandası yapmaya özendiren de, yurttaşların bu işleri bir iki bildiriyle geçiştirmeleridir. Ulusun hedefinin kolonicilerin kültürüyle bütünleşmek olduğunu açıklayan devlet yöneticileri ile kurum ve kuruluşları açıktan ve zaman yitirmeksizin uyarmamak da bu girişimcileri fazlasıyla yüreklendirmektedir.