1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

2010 BÖLÜCÜ KÜRT İSYANI

Yağmur Çavuşoğlu
Bundan 10-15 yıl önceki bazı yazılarımızda doğudaki bölücü Kürtlerin isyan hazırlıkları içinde olduklarını, devlet yetkililerinin bu hareketlerin üzerine ciddiyetle gitmediğini, eğer caydırıcı tedbirler alınmazsa Türklerle, Kürt asıllı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının karşı karşıya getirileceğini, birtakım tavizlerle bu kalkışmalara engel olunamayacağını, dökülen kanlar yüzünden bölücü hain Kürtlerin Birleşmiş Milletler’e müracaat ettirileceğini, kendilerine Türkler tarafından baskı ve katliamlar yapıldığını ileri sürüp, özerklik talebinde bulunacaklarını dile getirmiştik.

Maalesef Türk Devleti’ni idare edenler meseleye yeterince önem vermedikleri ve yılanın başı küçükken ezilmediğinden dolayı, bugün hadiseler çığırından çıkmakta, Türkiye Cumhuriyeti bir oldu-bitti ile bölünme eşiğine sürüklenmektedir.

Çanakkale’de omuz omuza savaştık safsataları, etle tırnak gibiyiz palavralarına sadece Türkler kanıyor. Bölücü Kürtler ne Çan kkale’de, ne de Kurtuluş Savaşında Türklerle beraber emperyalist güçlere karşı vuruşmadıklarından buna gülüp geçiyor ve Türkiye’yi parçalamak için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar. Her gün bir yerde ayaklanma provaları, askere, polise ve Türk Devleti’nin diğer görevlilerine alçakça saldırılar düzenleniyor. Bunları yapanların yüzde doksanı bilindiği gibi, kanunların yetersizliği sebebiyle, tutuklanıp cezaları verilmiyor, devletin gerektiği zaman göstermesi lâzım gelen sert yüzü gösterilmiyor. Üstüne üstlük katiller ve devlet malını zarara uğratanlar âdeta ödüllendiriliyor.

Artık bunlara dur demenin bir zamanı gelmedi mi? Çevremizdeki ülkeler ve dünyanın diğer devletleri bu tür bölücü faaliyetler karşısında nasıl bir tavır takınıyorlarsa, herhalde bizim de öyle yapmamız gerekir. Yoksa, yedi düvele karşı mücadele edilerek kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti üç-beş çapulcu yüzünden parçalanmak tehlikesiyle karşı karşıya! Açılımlarda bulunarak, tavizler verilerek bir sonuca ulaşılmıyor.

Yeri gelmişken şu hususa değinmekte fayda var. Birileri, artık karşımızdaki üç-beş eşkıya değil diyor. Evet, üç-beş kanı bozuktan daha öte bir hainler grubuyla yüz yüzeyiz. ABD, İsrail ve AB’nin de içinde bulunduğu şer kuvvetlerle işbirliğindeki bu satılmışlar, bize göre yine de üç-beş çapulcudan ibaret. Ancak 2020 senesinin ABD ve yandaşlarının her istediğini yaptıracağı bir ordu komutasının hazırlanması sebebiyle, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yıpratılarak elinin kolunun bağlanması, yargının siyasallaştırılarak içine birtakım cemaat ve bölücülerin sızdırılması, kanunların caydırıcılığının olmaması gibi nedenlerden dolayı bu şer yuvalarıyla yeterince mücadele edilememektedir.

Bu yüzden Türk Devleti’nin ve milletinin âcilen yapması gereken birtakım şeyler vardır:

1- Türk Anayasası’na, vatanı bölmeye yönelik faaliyetlerde bulunanlara, buna binaen iç ve dış bölücü mihraklarla işbirliği halindekilere karşı başta idam olmak üzere en ciddî yaptırımların konulması.

2- Yaşı ve cinsiyeti ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve görevlilerine fiilî ve manevî saldırıda bulunanlar, ayrıca toplumsal hadiseler sırasında güvenlik güçleriyle çarpışmaya girenler öldürülseler veya yaralansalar da devlet vazifelilerinin hiçbir şekilde cezalandırılmamaları, bilakis ödüllendirilmeleri.

3- Devletin birliği ve beraberliğine kastedenlerin sıfatları ne olursa olsun, anında mahkemelere gönderilmeleri ve layık oldukları muameleye tabi tutulmaları.

4- ABD ve İsrail’e yalandan değil, gerçekten dur denilerek, her türlü siyasî ilişkilerin kesilmesi yapılabilecek ilk adım işlerdendir.

Ha, kıçımızdaki donun, ordudaki askerin tüfeğinin, havadaki uçağın bilgisayar sisteminin bile Amerikan patentli olduğu söylenir, yahu sen ne diyorsun, hayâl içinde yüzüyorsun deniliyor ise, yaşamak Türk’e haram, o zaman ölelim!